Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bu şartlarda zor…

Son aylarda yeniden gündeme gelen ve toplumda tartışılan “Askerlik Yasası”, yaşanan git-gellerle toplumsal bir travmaya dönüşmek üzere.

İşin gerçeği bu konuda kim ne istiyor, ülke gerçekleri neyi neye ne kadar izin veriyor, bunu konuşan tartışan yok. Özellikle hükümetin büyük ortağı CTP, seçim öncesi verdiği sözü yerine getirmek, genç nüfusun sempatisini toplamak adına çırpınıyor ama çırpındıkça da batıyor.
Çünkü hesaba katmadıkları tek şey, dışarıdan gazel okumanın, sahneye çıkınca o kadar da kolay olmadığını görmesidir…
Koalisyon hükümetinin seçim öncesi vatandaşa verdiği daha onlarca vaat yazabilirim… Askerlik düşecek, hayat ucuzlayacak, asgari ücret yılda iki değil üç kez düzenlenecek, insanların yüzü gülecek, KTHY yeniden uçacak, Ercan ihalesi iptal edilecek vs vs…
Yukarıda saydıklarımın hangisi gerçekleşti söyler misiniz..?     
Gelelim günümüzün en önemi konusu Askerlik Yasa Tasarısı’na… Bu tasarı da siyasilerin elinde resmen yaz boz tahtasına döndü. Dün tamam dediklerini, bir gün sonra olmadı diye komiteye tekrar gönderiyorlar. Olan da geleceğini çıkacak yeni yasaya bağlayan binlerce gence ve ailelerine oluyor.
Siyasilere bakıyorum, her kafadan bir ses çıkıyor. Birisinin tamam dediğine, öteki karşı çıkıyor. Bir diğeri sırf siyasi rant uğruna çıkıp, “askerlik 5 ay düşebilir” diye ortaya bir laf atıyor. Biz dahil herkes, acaba bu işin formülü ne diye merak edip okuyoruz. Söz konusu vekilin önerisinin, içki ve sigara gibi bazı ürünlere ek vergiler konarak, paralı uzman istihdamı için gereken kaynağın sağlanabileceği olduğunu görüyoruz. Yani ülkede pahalılık yaratarak, bazılarının isteklerini yerine getirebiliriz diyor bu vekilimiz…
Kimse kusura bakmasın ama bu ülkenin beğensek de, beğenmesek de bazı gerçeklerini bilmek gerek. Keşke askerlik görevi hiç olmasa. Ama bu konjonktür ne yazık ki böyle bir hakkı bize vermiyor. Bizler, sizlerin babaları zamanında sabah okula, öğlen mevziye giderek yaptık o askerliği. Çok mu mutluyduk, hayır ama o günün şartları bunu yapmamızı gerektiriyordu ve biz de yaptık. Bugün o günlere göre çok daha rahat bir pozisyonda olabiliriz ama yine birlerinin o sınırlarda durması, nöbet tutması gerekmekte… Bunu için de paraya değil, insana ihtiyaç var.  Hem “Türkiye, ne askerini ne memurunu istiyoruz” diyeceksiniz, ondan sonra da, ülkeyi korumak adına askere gelin dendiğinde, “40 bin asker var, onlar beklesin” diyeceksiniz. Veya “Ben vicdani ret hakkımı kullanıyorum. Öldürmek, savaşmak istemiyorum” diyeceksiniz ama av mevsimi geldi mi, elde tüfek “hayvan katliamı” yapmaktan geri durmayacaksınız…
Sözüm belli kesimlere değil. Toplumsal çelişkilerimizden bahsediyorum. Dünyaya bakış açımızdan, gerçeklerden uzak tutumlarımızdan ve de en önemlisi bencilliğimizden…
Eğri oturup doğru konuşmak lazım. Gerçekler bunlar. Adada bir çözüm olmadığı sürece hem Kuzey de, hem de Güney de gençler, bu askerliği yapmak zorundalar… Bunun dışında söylenenlerin, verilen sözlerin hepsi boş. Askerlik süresinde makul bir indirim, yaşam şartlarında iyileştirmeler, hepsi kabulüm ve olması gerekenler… Onun ötesinde askerliğin kalkması bugün için her iki taraf için de hayalden öte bir rüyadır, kandırmacadır… Ülkenin durumu, bu talepleri karşılamaya ne askeri, ne de ekonomik olarak uygun değildir…
Aslında size bu sözleri verenler de bunun olmayacağını çok iyi biliyorlar. Bir yılı aşkındır iktidarda olmalarına rağmen hala daha doğru dürüst bir yasa tasarısı hazırlayamaz mıydılar? “Aha hazırladık, bugün yasalaşacak” dedikleri tasarı, yine komitelere geri gönderildi. İktidarı da, muhalefeti de aynı. Hepsinin de derdi, günü kurtarmak, oylarınızı almak…
Merak etmeyin, yarın o Meclis yeni bir Askerlik Yasası’nı hayata geçirecek. Ama şimdiden söylüyorum, o yasa ne sizin beklentilerinize, ne de hayalini kurduğunuz askerlik sorununa çare olacak. Yine de hiç sıkılmadan karşınıza geçip, “İşte size verdiğimiz sözü yerine getirdik” diyecekler…    
   

YERİN KULAĞI VAR

BAL GİBİ ADAY:
Nisan ayında yapılacak seçimlerde adaylığını henüz açıklamayan Eroğlu, hafta sonları “Kıbrıs konusundaki gelişmeler” bahanesiyle seçim turlarına başladı bile. UBP ve DP-UG’de yaşanan bazı gelişmeler ve bu iki partideki bazı kesimlerin Eroğlu’nun adaylığına karşı olduklarını açıklamaları sonrası toplumda, “aday olmayabilir” dedikoduları konuşulmaya başlamıştı. Ancak Eroğlu’nun son günlerde başlattığı bölge ziyaretlerini, nabız yoklama adına yaptığını anlamak zor değil…

KARTLARI DOĞRU OYNAMAK:
Dışişleri Bakanı Özdil Nami, Tel Aviv’deki konuşmasında “kartların doğru oynanmasından” söz etmiş. Reel politikanın gereği bu zaten. Ancak her ülke elindeki kartı kendi için oynar. Bu oyunda herkes kendine çalışır. Biz de dünkü yazımızda aynı şeyleri söylemiştik. Türk tarafı kendi elindeki kartları doğru oynuyor mu? Mesele bu…

NE İSTEDİĞİMİZİ BİLSEK:
Cumhurbaşkanlığı’na adaylığını açıklayan Mustafa Akıncı’nın bir sözü hoşuma gitti; “Ne istediğini bilen bir halkın karşısında hiçbir direnç duramaz” diyor. Tabii onun sözleri, Kıbrıs konusuyla ilgili. Peki iç konularda da ne istediğimizi biliyor muyuz ki. Bilsek, iyi kötü takip edeceğimiz bir programımız, hedefimiz olacak. Maalesef, yelkensiz, pusulasız, günübirlik alınan kararlarla gidiyoruz. Onun için de KKTC tam anlamıyla bir yap-bozlar ülkesi…

NE YAPSALAR YERİDİR:
Kemal Dürüst, DP-UG’den kopmalar bekliyormuş. Ahmet Kaşif’in son açıklamalarından da bu anlaşılıyor zaten. Çift kapılı andrez oynamaya alıştılar artık. Elli tane parti de değiştirseler, yine seçiliyorlar. Kimse sandıkta verdiği oyun hesabını sormuyor nasılsa. Ne yapsalar yeridir. Ondan sonra da siz icraat bekleyin…

YİNE BET OFİSLER:
Önce basında yer aldı, ardından DAÜ yönetimi ve son olarak da Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Halil İbrahim Akça dile getirerek, bet ofislerin tehlikelerine dikkat çekti. Şimdi Toparlanıyoruz Hareketi de bu konuda kampanya başlattı. Toplumun ortak kanısı da, “üniversiteler adası” dediğimiz bu coğrafyanın en merkezi yerlerinde boy gösteren bet ofislere çare bulunması. Hükümet bu konuda adım atmak veya düzenleme yapmak için daha kimden açıklama gelmesini bekliyor acaba..?  

GÖRENLER KONUŞMALI:
Avın ilk gününde sosyal medyada yayınlanan ve ardından toplumun tüm kesimlerinden tepki gören köpek katliamının faili, başına geleceklerden korkmuş olmalı ki, öldürdüğü köpeğin cesedini ortadan kaldırmış. Hani ilk bakışta belki “yanlışlıkla” vurulmuş diye düşünmüş olabilirsiniz ancak, adam suç unsurunu ortadan kaldırmakla, bu cinayeti bilinçli işlediğini de ispatlamış oldu. Olayı gören mutlaka vardır. Şimdi çıkıp konuşmaları lazım veya görüp de söylemeyenler, en az vuran kadar sorumlu olacaklar…

ZİRVEDEKİLER
Bet Ofisler Şehir Dışına: Toparlanıyoruz Hareketi bet ofislerin şehirlerin dışına çıkarılması için imza kampanyası başlattı. Şimdilik internet üzerinden yapıldığı anlaşılıyor. Ancak halka inerek yaygınlaştırılması şart. Tabii sürekli olarak şikayet eden vatandaşlar da bu kampanyaya destek vermeli. Oturduğumuz yerden söylenmekle bir yere varılamıyor. Yönetenlerin göz ardı edemeyeceği bir sayıya ulaşılmalı ki, baskı unsuru olsun…

DİPTEKİLER
Girne Belediyesi-YAGA: Duyduğumda kulaklarıma inanamadım; GAÜ’nün yanında belediyeye verilen araziye çöp ayrıştırma tesisi kurulması için YAGA ihaleye çıkıyormuş. Böyle bir merkezin, yerleşim alanlarından uzak olması gerekmez mi? Sadece üniversite de değil, o bölge tümüyle yerleşim bölgesi. İçinde insanlar yaşıyor. Üstelik turistik bir bölge. Serhat Akpınar, “Yemin ediyorum eğer bu adım atılırsa bu topraklarda bu güzelim canım ülkeme tüm GAÜ yatırımlarını durduruyorum. Bu akıl almaz olay ve gelişim sürecine de sessiz kalmayacağız. Girne Belediyemiz de artık nerede durması gerektiğinin kararını versin” diyor. Ben de altına imzamı atıyorum…