Bütün toplum bağıra çağıra karantina kararını çıkarttık. Daha bir hafta önce “karantinaya gerek yok” diyen Başbakan, vakalar halkı tehdit etmeye başlayınca, tükürdüğünü yaladı. Ama aldığı karar yine çare değildi. Millet bağırmaya devam edince 24 saat geçmeden bir değişiklik daha…
Önce karantina kararına bakalım. Daha bir hafta önce bunu öneren Yardımcısını popülizm yapmakla suçlamamış mıydı?
Tabii o Yardımcı, karantina kararı çıkınca “Ben dediydim” diye mesaj atıp popülizmin dik alasını yaptı, o ayrı mesele. Halk sağlığı tehdit altındaysa ve hükümet ortağın bunu reddediyorsa, sen o koltukta nasıl oturdun bir hafta? Vakalar hızla yayılmaya başlayınca ve sonunda o yarı buçuk karar çıkınca, “ben önerdiydim” deyip sorumluluktan kurtulacağını sandı…
Her neyse, bir karar çıkarttırdık hep beraber de, çıkan karar işe yarayacak mı? Yerli bulaşın artmasını önleyecek miydi? Kesinlikle önlemeyecekti.
Mesele, negatif test sonucuyla gelip, burada pozitif çıkanlar değil mi? Yerel bulaşın tek nedeni, bu insanların test sonuçları çıkana kadar enterne edilmemesidir. Valizi resepsiyona atan, kumara, havuza indi. Tapu Dairesi’ne koşturdu. Gemiden iner inmez, iş aramaya gitti. Hatta doğrudan gidip şantiyede işe başladı. Yerli bulaş da böyle başladı…
Önce, “3 günlük sürede pozitifleşirse, bulaştırmaz, 3 günlüğüne gelene karantina yok” dediler. Millet anında kimleri kastettiklerini anladı. Resmen maskaralık. Beceriksizlik demem, diyemem, emin olun bilinçli olarak yapıldı. Öyle olunca da, tepkiler doğal olarak arşa çıktı.
Peki bu arkadaşlar 2. test sonuçları çıkana kadar nerede tutulacaktı? Kumarhanede mi? Karantinaya almadığın sürece kontrol edemiyorsun, belli. Eeeee ne olacaktı?
Hoop bir günde hemen değişiklik, neymiş sadece Türkiye KKTC arasında gidip gelecek “resmi görevlilere” uygulanacakmış 3 günlük muafiyet. Ne değişti? Ben bu maddeye dayanarak birilerine “özel jet” muamelesi yapılmayacağına nasıl inanayım?
Bakın ne diyor Sağlığımızın Bakanı; “yerel bulaşın olması kaçınılmazdı”… Yok yahu?
Test sonucu çıkmamış insanları aramıza sokmayacaktınız.
O nedenle, karantina kararı çıktı diye hiç sevinmeyin. Bu kararlar yok hükmündedir. Hala istismara açık kapı bıraktılar. Görev artık halka düşüyor. Gerekirse bir genel grevle bütün girişleri kapatıp adam gibi karantina kararı çıkartılması sağlanmalıdır. Ülkeye adım atan, kim isterse olsun, test sonucu çıkana kadar karantinaya. Temiz iş…
Hala halk tedbirini alsınmış…
Devekuşu Kabare’de bir parodi vardı bir zamanlar. Özal devri…
-“Padişahımız efendimiz ne yapıyor”…
-“Halkının geleceğini düşüyor”…
-“Halkımız ne yapıyor?”
-“O da padişahının geleceğini düşünüyor”…
Şimdi, sağlığı tehdit altında olan Kıbrıs Türk halkı da sorumluların geleceğini düşünüyor….
Çünkü Kıbrıs Türkü, size, sizin tedbirlerinize, denetimlerinize, alacağınız hiçbir karara asla güvenmemesi gerektiğini acı bir şekilde öğrendi…
YERİN KULAĞI VAR
BU KAÇINCI: Artık biz saymaktan, çetele tutmaktan usandık ama onlar tükürdüklererini yalamaktan usanmadılar. Aldıkları hiçbir kararın, (ki halkın baskısı olmasa onu da yapmayacaklar) arkasında durmuyorlar. Aldıkları her kararı mürekkebi kurumadan gelen baskılar nedeniyle değiştiriyorlar. İyi de bu kararların alındığı kabineden aklı çalışan hiç kimse mi yok, yapılan yanlışın toplumsal tepkiye neden olacağını söylemeye cesaret eden de mi yok? Unuttuğunuz bir şey var, bu halk eski genel başkanınızın deyişiyle “geri zekalı” değil. Bunun öyle olmadığını da sandıklar açılınca göreceksiniz…
BU NEYİN KAFASI: Siz bakmayın efendilerin her gün çıkıp “biz bu işi biliyoruz, başarılıyız” demelerine. İpin ucunun kaçtığını aslında onlar da biz de çok iyi biliyoruz. Son aldıkları karar ile de gösterdiler ki, kumar, eğitimden de, sağlıktan da çok daha önemli… Hani onların önceliği casinolar ya, hani yasa dışı olmasına rağmen halkın kumarhanelere girmesine göz yumuyorlar ya, Maliye Bakanı çıksın ve pandemi süresince kaç casino mükellefiyetini yerine getirdi açıklasın, bilelim…
BİLİM KURULU DA ENTERESAN:Tufan Erhürman geçen gece televizyonda “Bilim Kurulu’nun önerilerini dikkate alın” diyordu. O anda hepimiz aynı şeyi söylüyorduk. O da ne? Bilim Kurulu önerisi diye Bakanlar Kurulu’ndan bir karar çıkarttılar, hepimiz şaşırdık. Birilerine 3 günlük ayrıcalık. Hangi Bilim Kurulu böyle bir ayrıcalığa onay verebilir ki? Eğer Bilim Kurulu öyle uygun görmüşse, nasıl oldu da o karar 24 saat geçmeden değişti?
GÜCÜNÜZ KÖYLÜYE YETİYOR: Vadili ve Akdoğan’da panik. Bakanlar Kurulu ayrı başlık açmış, özel önlemler koymuş, toplantı yasağı falan. Peki, Girne’de yerleşim yerlerinin ortasında bir otelde tam 9 pozitif vaka. İki köyde çıkan vaka sayısından fazla. O ne? Otel kaynıyor. Ne karantina ne kapatma, hiçbir şey. Gelenin gidenin haddi hesabı yok. Kumarhane, gayet rahat bir şekilde yerli müşterilerini ağırlamaya devam ediyor. Bu ne? Gücünüz köylüye mi yetiyor?
AL İŞTE SOMUT ÖRNEK: Adam Türkiye’den gelmiş, test sonuçları çıkana kadar karantinaya alınmamış tabii ki, eve yollanmış. O da rahat rahat markete gitmiş, yetmemiş bir de düğüne gitmeye kalkmış. Neyse ki yolda tespit edip ambulansa almışlar. Olay Korkuteli’nde geçiyor. Sorun çok net. Ve hala buna bir tedbir alamıyorlar…
TİNYOZLUĞUN DA BU KADARI: Geçen gün yazıldı, çizildi, hala aynı cümleler. “Şu kadarı temaslının temaslısı, bu kadarı yerli bulaş”… Temaslının temaslısı da yerli bulaş değil mi? Bu ülkede olmadı mı bu bulaşma işi? Uçakta mı oldu, gemide mi? Dalga geçmeyin milletle. Adam gibi açıklayın rakamları. Korkunun ecele faydası yok.

İnsanlarımız, özellikle de gençler, bunaltan sıcaklardan, artık hepimizi deli eden siyasetten ve corona’dan uzak, doğaya kaçmayı tercih ediyor…
































