Aşırı milliyetçilik bulaştırılmış resmi tarihimizin büyük bölümü abartı ve yalanlar manzumesidir.
Abartı ve yalan üzerinden yapay bir kimlik yaratmak için akıl almaz, vicdan kabul etmez, çağdaş hukuka ve normlara uymaz kötülüklerin bu topluma-halka yaşatıldığı da bir vakidir.
70 yaş altı kuşkusuz hatırlamaz ve 70 yaş altındakilerin büyük çoğunluğu da ne yazık ki bilmez ama Celal Hordan kimliğinde bu topraklarda nerdeyse kültürel bir katliam yaşandı.
“Türk’ten Türk’e kampanyası” adı altında düzenlenen operasyonlarda toplanan histerik kalabalıklar önünde başörtülü kadınlara hakaretler ettiler, “vatandaş Türkçe konuş” emrine uymayanları dövdüler, Cambolat diye kesilen kellesini koltuğunun altına alıp üç gün üç gece kılıç sallayıp Mağusa’yı fetheden uyduruk bir kahraman yarattılar. Bu uyduruk kahramanın uydurulan ismi hala Mağusa’da önemli yerlerde yaşatılıyor. Kimse de çıkıp “bu uyduruk tarihten ve isimden artık kurtulma zamanı geldi” diyemiyor.
*
“Orta Çağ’da Kıbrıs’ın Kadınları” isimli bir sergiye katıldık.
Aslında “sergi” demek biraz hafif kalır. İzlediğimiz tam bir sanat performansıydı. Tarih ile resim sanatının harmanlandığı güçlü bir performans.
İyi bir takipçisi olduğuna inandığım ressam Semra Beyhanlı “doğduğum coğrafyanın tarihinden bizlere seslenen “biz de vardık, gizlediler, yok saydılar ama varız işte buradayız” diyen kadınların fısıltısıdır bu proje Bu fısıltıyı duyan, duymayı başaran ve bir kez duyulunca incecik bir tıp oyasının sökük ipi gibi arkası gelen bir proje” olarak nitelendiriyor sergiyi.
Tarihçi Ahmet Kemal Hilmi “günümüzde dünyaca ünlü müzeler Kıbrıs’ın zengin tarihine tanıklık eden eserlerle dolup taşmaktadır” saklanmaya çalışılan yok sayılan tarihimizin bu ada dışında ne denli önemli olduğuna vurgu yapmaktadır.
*
Kıbrıs’ın tarihine damga vuran bu önemli kadınları bu satırlarda size anlatacak değilim.
Naci Talat Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Sıla Usar İncirli küratörlüğünde harika bir sergi var.
Gitmenizi ve o muhteşem kadınlarla yüz yüze tanışmanızı tavsiye ederim.
Nenenizin annenizin evdeki iz düşümünü bulacaksınız.
Hayatımıza yön veren kadınlarımızın neden bu kadar güçlü olduklarını keşfedeceksiniz.
Tarih ve kültür devam ediyor ve peşimizden geliyor. Aşırı milliyetçi dogmalarla tahrif edilmeye çalışılsa bile…







































