Köşe Yazarları

BU FATURA KİME ÇIKACAK?

Mehmet Moreket yazdı






“Harç bitti, yapı paydos” diye bir şey yok. Doğanın tahribatının dışında yasa ihlali de var, kamunun sırtına binecek korkunç bir maddi zarar da…

Bakanlar Kurulu devlet arazisini kooperatife veren kararların ikisini de kaldırdı. Döndü, tekrar eşdeğere kaynak yaptı. Girne’yi mahveden “alçak orman arazilerinin iskana açılması” diye geçen seçim kıyaklarından biriydi bu arazi de. Şimdi insanın aklına, tam da seçim öncesi, hazır tarumar edilmişken, eşdeğere kaynak diye dağıtmak akıllarına gelir mi, gelmez mi? Siz endişelenmez misiniz? Başbakan’ın yarım ağızla “ağaçlandıracağız” falan demesi yetmez. Kararlar açık, iskan işi devam edecek…



Daha da önemlisi, hesap sorma mekanizması işleyecek mi?

Olayın hem idari hem cezai yönü var. Bunu kim ödeyecek?

Kooperatif üyeleri, harcadıkları paranın tazmin edilmesini istemeyecek mi?

Eğer hukuka aykırı bir karar ise, devlet önce ilgili kişilerin zararını karşılar sonra dönüp bu zarara sebebiyet veren kamu görevlilerine, bakanlar dahil rücu eder ve ödenen parayı onlardan tahsil eder. Bunun için Başsavcılığın bu kararı alanlara hukuk davası açması gerekir…

İşin diğer yönü suistimalle ilgili. Bunun için de polisin bir suistimal olup olmadığı konusunda soruşturma başlatması gerekir. Ceza Yasası’nda 2014 yılında yapılan değişiklikle, görevi ihmal ederek kamunun zararına neden olan kişinin suç işlemiş olduğu kabul edilmiş. Bu Yasa; ister başbakan olsun, ister bakan olsun tüm yetkilileri kapsıyor. Kaldı ki burada bir ihmal değil, bile bile hukuka aykırı alınan bir karar var…

Kısaca, meydana gelen yıkıntı, sadece yemyeşil tepenin çöle çevrilmesi değil.

İdari, adli, siyasi yönleri var. Hani diyorlar ya, şeffaflık, hesap verebilirlik, hukuk devleti falan…

KKTC’de bunun hesabı sorulur mu? Normalde sorulmaz. Ama iş yine kamuoyu baskısı yaratmaya kalıyor. Sivil toplum ve medya “oldu-bitti, kurtulduk” deyip, bu işin peşini bırakmamalı…

 

KALSINLAR DA İYİDİR…

Kötü yönetimden geçtim, kendi içinde çoktan bitmiş bir hükümet var bugün KKTC’de…

Bir süre önce ortaklardan biri, Fikri Ataoğlu Genel Sekreter’i Bakan yapılmayınca itiraz etmişti. Şimdi, diğer ortak YDP’nin Genel Sekreter’i, “Bu hükümetin bu şekilde devamı halka eziyettir” diyor. Kavgada bile gitmez.

“Ayrılırız” diyor. “UBP; DP ve bağımsızlarla devam edebilir” diyor.

Sonra da Başkanı çıkıp, “Biz kimseye şantaj yapmıyoruz” diye açıklama yapıyor…

Bu tarafta halk perişan. Ülke için, toplum için yapılan hiçbir şey yok, gezmeler, tozmalar, şovlar, hepsi kurultaya, hepsi seçime yönelik uygulamalar, bir de kendi içindeki kavgalar sokağa taşmış.

Hepsi oyun, hepsi göz boyama…

Başbakan’a Afet Özcafer’i atamadığında “Anayasa’yı ihlal ettin” diyen de hükümetten çekilmiyor, göz göre göre memleketi elektriksiz bırakan, milyonlarca zarar yaratandan da hesap sorulmuyor. O da bir de üstüne çıkıp, “çekiliriz ha” diye tehdit yapıyor, ama devam ediyor…

Siyasi ahlak çekilmelerini gerektirmez mi? Öyle olmuyor işte. Saner’in kurultay derdi varsa, onların da seçim derdi var. Şimdi seçime şu kadar kalmışken hükümette olmak mı karlıdır, dışında kalmak mı?

Bırakın aslında kalsınlar, seçime kadar yaptıklarını unutturmaya, imaj tazelemeye vakitleri kalmasın… 

YERİN KULAĞI VAR

ÜLKE HİÇ BU KADAR ÇARESİZ KALMADI:

Atama Başbakan Ersan Saner’in koltuk hırsı, ülkeyi içinden çıkılmaz duruma sürükledi. Genel Sekreter iken bir anda kendini partinin başında bulan, ardından başbakanlık koltuğuna oturtulan Saner’in 8 aylık iktidarı döneminde ülke hiç olmadığı kadar çaresiz, başıboş. Yaşanan hukuksuzluk, adam kayırmacılık, iş bilmezlik, teslimiyet ve aşağılanmayı bu halka kimse yaşatmadı. Bu yaptıklarından sonra yarın bu toplumun yüzüne nasıl bakacak çok merak ederim.

 

BİR AYDA MAHKEMELİK ÜÇ İCRAAT:

Girne dağlarındaki beleş arazi konusu gibi, Kıb-Tek’te yaratılan zarar ziyan da mahkemeye düşüyor. HP, Ekonomi bakanlığı ve Kıb-Tek’e tankerlerle alınan akaryakıt konusu da dahil sorular sordu. Yanıtlara göre hukuki süreci başlatacak. Son bir ayda bu üçüncü. Diğeri de yüzde 2,5’la kaynağı belirsiz paraları sisteme sokma kararı. Rezaletlerin hangi birine yetişeceğimizi şaşırdık. Böyle bir ülke yönetimi olabilir mi?

 

ÖNCE DUR DEMEYİ ÖĞRENMELİ:

4 adayın kesinleştiğini söyleyen Sucuoğlu, adaylıktan çekilmesinin söz konusu dahi olmayacağını, tabandan çok güçlü bir destek aldığını dile getirdi. UBP’de radikal kararların alınması gerektiğini söyleyen Sucuoğlu kazanması halinde, “Alışılagelmiş statükonun kırılacağı, içinde bulunduğumuz hayali yumurtanın kabuklarının kırılacağı, ayaklarımızın üzerinde ekonomik olarak durmayı başarmamız gereken bir süreç olacağını” iddia etti. Bunları yapmak için önce adaylıktan çekilmesini isteyenlere “dur” demesini öğrenmeli bence…

 

ÖNGÖRÜ, VİZYON, PLANLAMA:

Rum Turizm Bakan Yardımcısı diyor ki, “Turizmde 2019 seviyesini, ancak 2024’ün ikinci yarısında yakalayabiliriz”… Burada bir kere önce veri var, değerlendirme var, vizyon var, öngörü var. Ve tabii ona göre de planlama var. Siz bizde böyle bir açıklama gördünüz mü? Yarın ne olacağı bile bilinmez ki, kurtulma tarihi açıklansın. Mesela şu anda “Öğrenci getirelim de kurtuluruz belki” telaşı var. Hangi planlamanın parçası, sürdürülebilirliği nedir, kayıplar nasıl giderilir, ne yapmak lazım, bilen, üstünde çalışan var mı? Varsa söylesinler de özür dileyelim…

 

YİNE AÇIKTA KALDIK:

Bakan Ünal Üstel, daha geçen gün adapass’ın Türkiye’nin HES uygulamasına dahil edilmesi için çalışılacağını söylüyordu. AB açıkladı, Türkiye’nin aşı kartlarını kabul ediyor. Ambargo, izolasyon diye bağırmaya hiç hakkımız yok. Şunu bile zamanında yapmış olsaydık, Avrupa’nın sistemine girecektik. Yazıklar olsun, yine açıkta kaldık…

 

BÜROKRAT DEDİĞİN EMİR KULU: Jet krizi davasında gümrükçülerden sonra bürokratlara da dava okunmuş. O bürokratların emir kulu olduğu belli değil mi? Henüz kesinleşmiş bir suçları yok ama, bir şekilde müdahil olmuş olsalar bile, emir almadan yaparlar mıydı?  Neden dönemin Sağlık Bakanı Ali Pilli ya da asıl muhatabı zamanın Ulaştırma Bakanı Ünal Üstel’e dava okunmamış? Dokunulmazlık mı? Şimdi birkaç tane günah keçisiyle işi geçiştirecekler, sonra yeniden seçilmek için oy isteyecekler. Ne zırhmış bu dokunulmazlık…

 







Başa dön tuşu