Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BU CANİLİKLERİN KÖKENİ…

“Asrı saadet dönemindeki gibi yaşayalım..”

Yani Hz. Muhammet’in Mekke’den Medine’ye göçtükten sonra kurduğu toplum düzenindeki gibi.
Ondan öncesi “cahiliye dönemidir.”
Sonrası asrı saadet, yeni Türkçe ile  mutluluk dönemi.
Çok tanrılı dinlerin, toplum yaşamını düzenlemekten aciz olduğu  ve Müslümanların “cahiliye dönemi” dediği  gericilik yıllarında tek tanrıyı savunan İslam’ın kuralları ilerici sayılabilir.
Çok tanrılı dinlerde ve o coğrafyada yani çölden, hurmadan ve deveden ibaret koşullarda kız çocuklarının doğmasına bile tahammül edilmezdi.
Mirasa ortak olmamaları için doğarken öldürülmeleri  sıradan bir vakaydı.
İslam, kız çocuklarına hak ve hukuk getirdi.
Kadınları mirasa dörtte bir oranında ortak etti. Kadınlara yönelik güzel sözler söyleyen onlarca  ayet indirdi.
Ama  kadın sorununu çözemedi.
Cariyeliği ve köleliği de çözemedi.
Müslüman olmayan kadınların cariye yani köle gibi kullanılmasını, kaderinin sahibinin 2 dudağı arasında olmasını, eşleri Müslüman dahi olsa savaşta esir alınan kadınların cariye olarak kullanılmasını…
Şimdi IŞİD’ciler çıkıp diyorlar ki “bizim kadınlara karşı uyguladığımız politika “asrı saadet” devrinden farklı değildir.
O zaman neyse şimdi de o.
İkinci ve daha vahim olan cihat konusudur.
“Asrı saadet” devrinde “her kim ki bir insan öldürürse bütün insanlığı öldürür” dendi.
Fakat, İslam için savaşanlar yani cihat yapanlar için de her daim cennet müjdelendi.
Aksi olmasa Hz Muhammet’in halası Ümmü Haram’ın Larnaka’da ne işi vardı?
Hz. Ömer,  Çatalköy kıyılarında ne arardı?
Şimdi bu Avrupa’da, varoşlarda yaşayan, fakir, ezik ve kendini dışlanmış hisseden çocuklar var ya, öbek öbek IŞİD’e katılmalarının ideolojik gerekçesi bunlardır.
Kendilerini patlatıp, elerline silah alıp önüne geleni öldürmelerinin temeli de bunlardır.
Ve ne acıdır ki hiçbir “din alimi” çıkıp da tersini anlatamıyor.
Söylenenlerin nihayeti “İslam ile terör bir arada olamaz”dan öteye geçmiyor.
Tamam da siz cennete gitme hayaliyle kendini patlatan, kafa kesen ezik çocukları niye ikna edemiyorsunuz ki…

       ***

Hristiyanlık’ta  bazı mezheplerin, tarikatların inanışında tanrının üç sureti vardır.
Baba, oğul ve kutsal ruh.
Bu inanışın antik Yunan’dan kopya edildiği iddia edilir.
Antik Yunan’daki  tanrıların ilişkisine benzer bir ilişki atfedilir baba, oğul ve kutsal ruh inanışına.
Bu bir inanıştır, kabul eden eder, etmeyen etmez.
Sonuçta herkesin inancı kendinedir.
Bugünlerde sıkça söylenen şudur;
Paris’te katledilen karikatürcüler, bir süre önce bu inanışı hicveden karikatür de çizmişler.
Üstelik “ensest ilişki” olarak nitelendirmişler.
Yani aile içi cinsel ilişki olarak çizmişler.
Hıristiyanlar buna kızmış ama kimse de silaha sarılıp onları öldürmemiş.
Fakat, Hz. Muhammet’i hicveden karikatür yayınlanınca katledilmişler.
Bu da İslam’ın barbarlığını gösteriyormuş.
Bunu öne sürenlere en basitinden  “hadi oradan” denilebilir.
Özgürlük adına bir diğerinin inançlarını aşağılamak  ötekileştirmenin ta kendisidir  ve asla kabul edilemez.
Batı’da Hıristiyanlık adına ne katliamlar işlendiğini görmek için öyle uzun boylu araştırma yapmaya gerek yoktur.
Birkaç Hollywood filmi seyretmek yeterli olur.
En son ve en büyük katil de Hitler’dir.
Yahudilerin katlinin temeli tamamen dini gerekçelere bağlanmıştır.
Hz. İsa’yı  Roma yönetimindeki Kudüs’ün valisi Pilatus’a  şikayet ve ihbar eden ve çarmıha gerilmesine neden olan Yahudilerdir ya bu yüzden Yahudiler Hitler’e kadar her görüldükleri yerde katledildiler.

       ***
Neyse bunlar dinler tarihiyle ilgili konular.
İnancı olanlar tartışsın.
Fakat, insanlığın en önemli kazancı demokrasi, hukuk ve çoğulculuktur.
Herkesin inancı doğrultusunda özgürce yaşaması ve birbirine hoşgörü ile yaklaşmasıdır.
Kimsenin kimseye kendi yaşam biçimini dayatmamasıdır.
Ve en önemlisi insanın kendi kendini yöneteceği mutlu ve refah içinde yaşayacağı bir düzenin kurulmasıdır.
Ama dünyanın her yerinde.
Bundan taviz verdiğimiz gün barbarların hakim olacağı bir dünyada yaşayacağız…