Köşe Yazarları

 Bu bir çağrıdır: Üretim güçleri meydanda olmalıdır!

Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Başkanı Mahmut Kanber yazdı







Krize bağışıklık kazanan Kıbrıs’ın kuzeyindeki ekonomi, iş insanları, esnaflar, üreticiler, sanayiciler bu durumu kanıtsadığı ve gerekli refleksi göstermeyerek aslında hükümetlerin yaptıklarını onaylamak anlamına geldiği, yaptıkları hataların  yanlarına kalmasını sağladığı için bugün bu noktadadır. Bu pasif duruş özeleştiriye ihtiyacımız olduğunun çok açık göstergesidir.




Sorunlara kaderci bakış açısı ile çözülemeyeceği, ‘kim gelse aynısı olacak’ düşüncesinden çıkarak durumu düzeltme noktasında neler yapılabileceği ile ilgili ciddi ciddi kafa yormaya ihtiyaç vardır.



Bunu yapabilecek birçok yöntem vardır. Bu yöntemlerin kullanılması da ciddi bir mücadele gerektirir. Bu mücadeleden çekince duymayan, taraftarlık ilişkisinden kopan, kendi ekonomik özgürlüğünü kendi emeği ile kazanan insanların mücadelesine dönüşmesi şarttır.

Enflasyonist ekonominin içinde TL’nin değer kaybından oluşan kayıplarımızın maliyetini biz üreten kesimler artık karşılayamayacak duruma gelmiş durumdayız. Türk lirası   kazanıp döviz ödeyerek  ekonominin dönmeyeceği çok aşikardır. Devletin varlığı sadece şovenist yaklaşımlarla açıklanamayacağı gibi ekonomik ve sosyal bir düzen içinde refahı, elimizden alınan yaşam haklarımızı bizlere iade edilmesi için mücadeleyi sürdürmekten başka çaremizin olmadığı da açıktır.

Yaşanan ekonomi sıkıntılar biz üreten kesimlerin hatası değil bilakis ülkeyi yönetenlerindir. Gerekli tedbirleri zamanında almadıkları için bugün 50 binlere dayanan alacak verecek meselesinin hukukla çözüleceğine inananlar da topluma karşı ciddi bir ihanet içindedir. Öncelikle tüm bu sorunlara yaklaşımlar sosyal devlet düzeninde anlaşılabilir bir şekilde ortaya konmalıdır. Aksi takdirde tüm bu yaşadıklarımız önümüzdeki zamanda iyi günler diye alınabilecek günler olacaktır.

Bu acı günlerin sona ermesi tabii ki ekonomik ve sosyal olarak özgür bireylerin özgürce tercihlerini yapmasıyla birtakım temel değişikliklerin ortaya konması sonucunda yeni bir başlangıç ile mümkün olacaktır. Yeni bir program ile kendi halkının varlığını, ekonomisini, sosyal düzenini savunacak ilkelere bağlı siyaset üretebilecek yapılarla mümkün olacaktır.

İşte tamda bu noktadan hareketle bugün hep beraber burada kendimiz ile yüzleşerek bir karar vermeliyiz…

Ülkemizde gelişen olayların ekonomik boyutunun içinden çıkılmaz hale geldiğini toplumumuz iliklerine kadar hissetmiş durumdadır. Bu durumun çözümü ise önümüzde yapılacak olan seçimlerde toplumun tepkisinin sandığa yansıması olmalıdır.

Evet, deniz bitmiştir ve bu işin böyle devam edemeyeceği toplumun tabanını oluşturan esnaf, zanaatkar ve üreticiler tarafından ortaya çok net konulmalıdır.

Bu yüzdendir ki ülkenin en yaygın üretici kesimi olan esnaf ve zanaatkarlar, emekçiler çok güçlü şekilde ekonomik ve sosyal sorunların çözümü noktasında yürütmenin içinde olmalıdır. Üreten kesimlerin söz hakkının doğrudan ekonomi politikalarının içinde olması bu saatten sonra kaçınılmazdır. On yıllardır gerek borçlanarak, gerek ailece çalışarak, gerekse sosyal haklarımızdan kısarak, geleceğimizden vaz geçerek sürdürdüğümüz var olma mücadelesinin yok olmasına izin vermemek için ürettiğimiz gibi yönetebilmeliyiz de!









Başa dön tuşu