Köşe Yazarları

BU BASİT BİR SEÇİM DEĞİL…








Bu benim seçim öncesi son yazım.




 



Aylardır, hatta yıllardır, ortada erken seçim falan yokken, ülkenin giderek ağırlaşan sorunlarını yazdım çizdim. Bunlara aklımın yettiği, inançlarıma uyan, doğru olduğuna inandığım çözümler getirenlerin önerilerini paylaştım.

 

Şimdi bir kez daha kritik bir dönemeci dönmek üzereyiz…

 

Ya biz olarak devam etmeyi, kayıpları yerine koymayı, bu adanın geleceğinin eşit ortağı olduğumuzu gösterecek yetkinliğe ulaşmayı seçeceğiz, ya da… Onu sizler biliyorsunuz, kaos, yokluk, çaresizlik içinde, belirsizliğin devamına oy vereceğiz…

 

Hep söylediğim gibi, ben yazılarımı yazarken, Kıbrıs adasının kuzeyinde yaşayan ve bu ülke için gaile çeken insanları hedef aldım.

 

Siyaseti kişisel çıkar için yapanlarla da siyaseti şahsi beklentilerinin karşılanması için araç olarak görenlerle de işim olmaz.

 

Onlar ellerindeki gücü toplumun ya da ülkenin çıkarlarını değil, kendi çıkarlarını korumak yönünde kullanmışlardır… Bu kitle her zaman vardı ve ne yazık ki, son dönemde bir o kadar daha arttı. Bireysel kurtuluş, toplumsal kurtuluşun önüne geçti.

 

Asıl sebep, “kısa yol”culuk, bencillik ve kimse kusura bakmasın cehalet…

 

Sonunda yaratılan da ülke için büyük bir kötülük…

 

Şurası kesin ki, bu gidişin acısını, şu anda kendi çıkarının peşinden gittiğini sananlar da paylaşacak.

 

Ve diğerleri… ‘Ne olacak bu memleketin hali’ diyenler…

 

Görev sizlere düşüyor.

 

Sorumluluğu büyük. Gelecek nesiller için üstleneceğimiz bir sorumluluk bu…

 

Geçen cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan kırılmanın çok daha büyüğü kapıda.

 

Ya bunun bir parçası olmak, ya da suyun yönünü değiştirmek.

 

Kıbrıs Türkünün gerçek taleplerini hepimizin iyiliği için sandığa yansıtmak, ertesi gün pişman olmamak…

 

Şuna ya da buna buna oy verin demeyeceğim. Kriterler belli aslında. Ülkede yaşanan krizlerin sebepleri belli, kurtulma yolları da…

 

Başta adalet, ekonomiye acil müdahale, parasızlığa acil çözüm ve yurttaşlık yasası… Bunlara yapılacak dokunuşların diğer sorunların çözümünü kendiliğinden getireceğine inanırım. Yeter ki, o Meclis koltuklarına oturacak olanlar samimi olsunlar, ne yaptığını bilenler olsunlar.

 

Bütün hikaye “Evet, hepimiz için” diyebilmek…

 

Sekiz parti var. Dört yüz üç de aday. Bir kez daha, son bir kez daha oturup külahı önümüze koyalım.

 

Neyin gerçek, neyin perde arkası, neyin hayırlı, neyin hayırsız, kimin samimi, kimin art niyetli olduğunu herkesin pekala bildiğine inanıyorum…

 

Seçin aralarından doğruyu…

 

Bu basit bir seçim değil. Ancak doğruyu bulmak da o kadar zor değil…

 

Bizi bekleyen daha derin karanlıklara şöyle bir bakarsanız, seçimimizi yapmak çok kolay…

 

 

YERİN KULAĞI VAR

İYİ DÜŞÜNÜN:

Var mı, yok mu belli olmayan iradesini ve güvenini kaybetmiş bir hükümet mi istersiniz, yetenekleriyle, vizyonuyla, kapasitesiyle ve samimiyetiyle görev alacak bir hükümet mi? Partiler, yalan ve boş vaatlere dayalı bu sistemi devam ettirmek ya da bu düzeni yıkmak için bizden yeniden yetki istiyorlar. Sandık için son 3 gün, bu Kıbrıs Türkü için olmak, ya da olmamak seçimidir. Sandığa giderken sadece kendimizin günlük çıkarlarını değil, çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğini de düşünerek oyumuzu kullanmalıyız. Seçimleri boykot eden arkadaşlara saygı duysam da boykotun bu ülkede siyasi bir karşılığı olmadığını söylemek isterim…

 

SUCUOĞLU GİRNE’YE BAKSIN:

UBP’nin yüzde 40’ı şu an geçtiğini, küçük partilerden biri baraj altında kalırsa UBP’nin tek başına iktidar olacağını, 5 vekil ve üzeri çıkarabilecek iki parti var (UBP ve CTP’yi kast ediyor)” iddiasında bulunan Faiz Sucuoğlu, “Mühür kıranı tespit ettiğim anda 50 milletvekiline bilgi vereceğim ve basına açıklayacağım” dedi. Sucuoğlu’na kolaylık olsun diye ben söyleyeyim, mühürü kimlerin kırdığını merak ediyorsa Girne’ye bir bakıversin…

 

YA KÜLLİYE YA HİÇ:

Başbakan Faiz Sucuoğlu’nun, Cumhurbaşkanlığı ve Meclis için yapımı öngörülen külliye için gerekli 586 milyon liralık kaynak için, “Herhangi bir yerden bir şey kısıtlanmıyor. Herhangi bir yerden eksiltilip buraya katılmıyor” sözü gerçeği yansıtmıyor. O para, Ankara tarafından resmi bir şekilde, alt yapı projeleri, reel sektör projeleri ve diğer faaliyetlerden vazgeçilerek oluşturuldu. Sucuoğlu “Yapılmazsa bu para geleceği yerde kalacak” dese de işin gerçeği, o alt yapılar, o reel sektör finansmanları havaya uçacak…

 

KAPASİTE MESELESİ:

İç hatlar meselesinde sıkışan Başbakan, her gün yeni katkılar yapıyor. Batum da iç hat kapsamındaymış, Gürcistan 82. vilayet miymiş… Partileri bunca zamandır iktidarda, bilet fiyatları her zaman uçuk, madem biliyorlarmış, niye daha önce gündeme getirmemişler? Hadi canım işte, yeni öğrendiler… Bu olay, tek başına ülkenin yönetimini elinde bulunduranların yetersizliğini gösterir, başka bir şeyi değil…

 

6 BİN OY EKSİK OLACAK:

An itibariyle KKTC’de pozitif olan insan sayısı ortalama 6 bin kişi… Bu da demektir ki, 6 bin kişi covid nedeniyle oy kullanamayacak. Ortalama 3 bin kişiyle bir milletvekili çıkarılan bu sistemde, 6 bin kişinin iradesinin sandığa yansımaması önemli. Boykotçular sonuçta bunu da hanelerine yazamasınlar diye şimdiden not ettim…

 

KONJONTÜR DEĞİŞİRSE NE YAPACAK:

Resmi müzakere sürecine geçmek için hala daha iki ayrı egemen eşit devlet şartını savunan Ersin Tatar, “Eskiden olduğu gibi federasyon görüşmelerine girmeyeceğiz” dedi. Yarın konjonktür değişir ve Türkiye eskiden olduğu gibi “federasyon tezine” dönerse Tatar o zaman nasıl çark edecek doğrusu merak ederim. Emin olun hepimizden çok federasyoncu o olacak…







Başa dön tuşu