Köşe Yazarları

Bu adada artık hiç çözüm olmaz!

Kıbrıs eski Mısırlılardan Fenikelilere, eski Yunanlılardan Romalılara,  Venediklilerden Lüzinyanlara, Osmanlılardan İngilize varıncaya dek üzerinden gelip geçmeyen  medeniyetin kalmadığı 9 bin 251 kilometre karelik, iddiaya göre üç kez de denize batıp çıkmış bir adadır ki doğdu doğalı başı hiç belalardan kurtulmadı bir, hiç kendi sahibi olamadı iki!

Ve Kıbrıs bu makûs talihi nedeniyle gene ısınıyor!

Hiç şüpheniz olmasın yine savaşlara gebedir, çünkü savaşlar Kıbrıs’ın alınyazısı gibi kaderinde vardır!  1947’lerden bu yanadır İsrail-Filistin davasıyla başlayan bölgedeki sürtüşme ve savaşlar, şimdilerde Irak ile Suriye’de devam ediyor…

Kısaca Doğu Akdeniz ve komşu ülkeler Kıbrıs’ı da içine alan bir kanlı coğrafya oluşturuyorlar..

Bu nedenle bu bölgede artık her ülke siyasi ve ekonomik yönden   güçlü olmak zorundadır.. Türkiye ve KKTC de!

FELAKET tellallığı yapmıyorum! Ancak bir AB üyesi olan Rum Yönetiminin önüne gelenle askeri ittifak anlaşmaları yaptığı, Doğu Akdeniz’de bir gün büyük maraza neden olacak doğal gaz sahipliği uğruna sürekli silahlandığı bir gerçekte, olağan düşünebilmek mümkün değildir.

Nitekim son haber  Türkiye’nin de KKTC’de hem hava hem deniz üssü kurma hazırlığında olduğudur. Geçitkale Hava Alanı  bu üslerden biri olacakmış..

Rum tarafındaki İngilizin Ağrotur ve Dikelya üsleri zaten öteden beri mevcut.  Suriye olaylarında İngiliz ve Amerikan savaş uçakları Ağrotur’u da kullandılardı, bir gerçek!  Baf’ta da askeri üs olduğu söyleniyor..

KISACA Kıbrıs adası tarihteki stratejik yeri  ve önemine uygunluğunca aslına dönüyor..  Nitekim eğer  söylendiği gibi Türkiye Geçitkale ile  Kuzeyde deniz üssü oluşturursa, hiç kimse Kıbrıs’ta Rum tarafı ile bir anlaşmadan söz etmesin asla  mümkün olmaz!

(Zaten olmayacaktı ama  şu kadar zamandır olası bir çözümde,   üstelik “askersizleştirilecek” denilen bu adada hiç  bir anlaşmaya, “üslerin” kalıcılığını” sokup altına imzaların atılmasını beklemek hayaldir!)

ŞİMDİ Rum tarafı “kına yakabilir ama!” Dike dürte nihayet adayı gerçekten bir askeri bir garnizon durumuna getirmeyi  başardı.

Ha! Silahlanmalardan yakınan “çerçeveci” Gutterres”i de Kıbrıs’taki Rum tarafının adayı ne hallere soktuğunu görmesi için artık birileri dürtüp uyandırmalıdır!

**********

KAÇIRILAN FIRSATLAR

Gelip giden hükümetlerin birbirlerine bıraktıkları en iyi mirasları, senaryolarını kendilerinin yazıp kendilerinin oynadığı   filmleridir!

Hepsi de eskimişlikleri, fiyaskoları, yanlışlıkları ile ünlüdürler! Zaten ikide birde “değişiklik yasaları” çıkartılması da bunların ispatıdır!

Bu filmlerden bir tanesinin  adı “hükümetle sendikalar”  filmidir! Bir zamanlar mesleki kesimlerden oy  kaparozlamak için “sendikalaşmalara” büyük oranda prim veren siyasi parti iktidarları  şimdi ektiklerini biçiyorlar!

TABİ ki “sendikalaşmaya karşı değiliz. Sümme haşa!

Hatta “artık özelde çalışanların da sendikalaşması gerektiğini çünkü inşaat sektöründe görüldüğünce işçi istismarlarının arttığını bilenlerdeniz!..

Buna karşın “olağanüstü” durumlarda, tutun  ki keçi can derdindeyken kasabın  et derdinde olması mümkün değildir..

MESELA Havalanı Kontrolörleri Sendikasının hükümetin ek mesailerden kesinti yapması kararına karşı “mesai dışı olan 5 saat gibi uzun bir süreyi  rölantiye almaları bu nedenle alanda müthiş bir kaosun oluşturmaları kabul edilecek bir eylem olmadı!

…Sendikalar “desteksiz atış yapan tüfek değillerdir!. Bir eyleme bir greve giderken bin defa düşünmeleri gerekir.

Oysa bizde  sendikacılık hükümetlere karşı silah olarak kullanılmaktadır. Hem de hükümetler yıkıp hükümetler kurmacasına!

ÖTESİNE gelince: Devlette zamanlama önemli olmalıdır. Ekonomik kriz vururken alınan tedbirlerin mağduriyet yaratmaması gerekirdi.

Fakat gördüğümüz kadarıyla “fırsatçılıktan” yakınan hükümet, ayni krizi fırsat olarak kullanıp olağan durumlarda gerçekleştiremeyeceği pek çok “kararı” alel acele  dayatıvermiştir!                                                                                                                                       Bazı “tedbirlerin” uzun vadede görülecek yararları ile zararlarının çok da iyi  analiz edilmediği mesela başlı başına bir büyük sorun olmasına karşın, “ek mesailerle” ilgili        olumsuz tepkilerden anlaşılmaktadır!

Oysa diyoruz. Krizi hakla birlikte usulet ve suhulet içinde atlatacak “birlik beraberlik” ortamı yaratmanın tam zamanıydı.. Koalisyon hükümeti asıl bu büyük fırsatı kaçırdı!

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (VUKUATSIZ MEMLEKET!)   

Geçtiğimiz hafta Başbakan Erhürman ile Yardımcısı Özersay’ın birlikte pişirip kotardıkları “tedbirler” uygulamaları malum gündemde..

Ancak  “Memlekette mal ve hizmetlerde düzenleme ve denetim yasası vardır” diyen ve  bu yasaya uygun olarak fiyat, kalite denetimine başlayan hükümetin daha başında, “kimselerin gözünün yaşına bakılmayacak” açıklamalarına ve tedbirlerine rağmen bakıyoruz da bağırıp çağıran  bir iki sendikanın dışında memleket trafik kazalarıyla uyuşturucu ve çevre pisliği dışında “vukuatsız” yoluna devam ediyor!

Eee o zaman neydi o büyük laflar, uyarılar? Neden hançereler yırtılırcasına (hepimiz de) kazıklanıyoruz, çalıyorlar, istismar ediyorlar diye bağırıp çağırıyorduk?

Oysa hayat, tedbirlere, cezalandıracağız laflarına karşın  “ton balığı hikâyesiyle  fiyatının tartışmasından” gayrı tek bir vukuat görülmeden  devam ediyor!

Nitekim  halka kazık attığı,  istismar ettiği için  denetçiler tarafından sigaya çekilen  tek bir kişinin adını işittiniz mi?..                                                                                              Yoksa bizim insanımız işini bilir mi?

 

 




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı