Köşe Yazarları

“Boyalı Kuş”







“…kuşların arasında en güçlü olanı seçip bileğine bağlar, çeşitli malzemelerle pis kokulu rengarenk boyalar hazırlamaya girişirdi. Ne zaman ki elde ettiği renkler içine siner, işte o zaman bileğine bağladığı kuşu ters çevirip kanatlarını iki yana açardı, başından, göğsünden başlayarak her yerini bir kır çiçeği demetinden daha canlı görünene kadar gökkuşağı renklerine boyardı.




Sonra yine ormanın derinliklerine doğru yola çıkardık. İstediği yere vardığımızda Lekh boyalı kuşu alıp benim elime tutuşturur, küçük bedenini hafif hafif sıkmamı söylerdi. Bunu yapınca kuş ötmeye, ürkekçe tepemizde uçmakta olan kardeşlerini yanına çekmeye başlardı. Onların sesini duyunca bizimki de heyecanlanıp bir gayret uçmaya çalışır, şakıdıkça da henüz boyanmış bağrında tutsak minicik yüreği daha hızlı atmaya başlardı.,



Tepemizde yeterince kuşun toplandığına kanaat getirdiğinde Lekh bana bir işaret çakarak tutsağımızı salıverdirirdi. Küçücük bir gökkuşağı gibi görünen kuş mutlu ve özgür bulutlara doğru havalanır, hızla kahverengi sürünün arasına dalardı. Diğer kuşlarsa bir an için neye uğradıklarını anlamaz, kafaları karışırdı. Boyalı kuş sürünün bir o yanına, bir bu yanına uçar, beyhude bir çabayla onlardan biri olduğunu göstermeye çalışırdı. Ancak o ne kadar hevesle içlerine girmeye çalışsa da üstündeki parlak renklerin gözlerini kamaştırdığı diğer kuşlar, kuşkulu, onu sürünün dışına kovarlardı. Hemen sonra da art arda acımasız bir saldırıyla boyalı kuşu didiklemeye, tüylerini yolmaya girişirlerdi. Kısa süre içinde gök yüzünde tutunamayan rengarenk gövdesiyle yere yapışırdı boyalı kuş. Onu bulduğumuzda da genellikle çoktan ölmüş olurdu…”

(Jerzy Kosinski, Boyalı Kuş romanından.).

Boyalı Kuş 1965, kimisine göre 67 yılında basılmıştı.
Kitapla ilgili olarak yazarın kendisi 1975 yılında şöyle der:
“Memleketimi (Polonya. A.O) yönetenler için romanım da tıpkı adını aldığı kuş gibi sürüden ayrı düşülerek yakalanıp tüyleri boyandıktan sonra yeniden gökyüzüne salınacak bir avdı…”

Yazar II. Dünya Savaşından sonra Amerika’ya kaçmış, Boyalı Kuş’u orada yayınlamıştı.
Ancak kitabı memleketinde yasaklanmış, kendisi “dönek” ve “hain” ilan edilmiş, yakın çevresi de bu kitap yüzünden baskı altında tutulmuştu.

Kosinski’nin 1975’te kaleme aldığı yazı bu yüzdendi ve eserini de Boyalı Kuş’a benzetmişti.
Boyalı Kuş ve yazarın kendisi hakkında birçok eleştiriler olsa da, kaleme alınan eser günümüze kadar raflarda yerini alıyor…

Belki de insanoğlu tarafından yazılmış böyle yazgılar toplumların tarihinde de mevcuttur!
Sürüye katılmak isterken, ana sürü tarafından horlanıp kovulan, orası burası didiklenip kanatları yolunan ve sonunda yere yığılıp kalan ve öldü mü kaldı mı bilinmeyen Boyalı Kuş’lar…









Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu