Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BOŞLUKTA DAHA ÇOK SEÇİM KONUŞACAĞIZ…

Seçimi erteledik ama derdi bitmeyecek, Ekim’e kadar çek çekebilirsen.

Cumhurbaşkanı Kıbrıs konusuyla ilgili dış temas yapmasınmış.

YDP’nin ret vermesinin sebebi bu. Yasaklansın istedi.

Hükümet partileri de, bu konuda görüş birliği olduğunu söylüyorlar.

Ne kadar siyasi, ne kadar kısır bir bakış. Her işimizde önümüzdeki engel de bu değil mi zaten.

Toplandınız, eminim oraya hukukçular da geldi, aranızda da hukukçular vardı. Açıklamalarınızı biraz da siyasetin dışında yapabilseniz. Bu konuyu bile siyasi çıkara gömmeseniz…

Tufan Erhürman, bu saçma konuşmalara en güzel yanıtı verdi.

“Bizim Meclis olarak vermediğimiz bir yetkiyi şimdi alacağımız bir kararla sınırlamamız hukuken mümkün değil”…

Bu kadar…

Sonra erteleme kararı çıkarken, Anayasa Mahkemesi’nin görüşüne uyulması gerekmez miydi?

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Şefik, aynı zamanda Yüksek Seçim Kurulu’nun da Başkanı. Birkaç gün önce, kararın nasıl çıkacağına bakacaklarını söyledi. “Biz yargıçların görüşümüzü söylememiz yanlış olur” dedi. En azından, hükümetin hukuk danışmanı da olan Başsavcılık belli bir istişare ile doğrunun yapılmasını sağlamadı mı?

Dün Başaran Düzgün de yazdı, seçim sonrasında seçime itirazlar gelmesi riski var. Böyle bir risk alınabilir miydi? Bu kadar ciddi bir konu muallakta kalabilir miydi?

Bence bu tartışmaları bir daha hiç açılmamak üzere kapatan bir yol bulunmalıydı. Eğer öyle değilse, çok yazık. Böyle bir lüksümüz var mıydı?

 

BİR REZALET VE SKANDAL ZİNCİRİ…

Hukukçu ve bir aktivist olan Mine Atlı duyurdu.

Geçen Ağustos’ta 18 yaşında genç bir kadın tecavüz şikayetiyle polise gidiyor. Polis tutuklama yapıyor, zanlı KKTC’de yasa dışı ikamet eden biri çıkıyor. Dava okunuyor, cezaevine gönderiliyor. Polisin tahkikatı da devam ediyor.

Birkaç gün önce mağdur, kendi adı kullanılarak açılan sahte hesapta özel görüntülerinin yayınlandığı şikayetiyle Polise gidiyor ve öğreniyor ki, zanlı sınır dışı edilmiş…

Atlı diyor ki; “Böylelikle Covid bahanesiyle aleyhine cinsel tecavüz şikayeti olan bir kişi yargılanmadan sınır dışı edildi. Üstelik gittiği yerden kızı taciz etmeye ve suç işlemeye devam etmektedir.
Ne mağdura ne de avukatına hiçbir yetkili konu ile ilgili bilgi vermemiştir”…

Avukatlar, Türkiye’de konuyu Savcılığa aktarıyorlar, zanlının orada tutuklanması talebinde bulunuyorlar.

Bu mesaj 4 gün öncesinden. Hala bir gelişme, ne İçişleri Bakanlığı’ndan ne de Polis’ten bir açıklama yok…

Konu aslında şu, hükümet hapishanenin yükünü azaltma adına, sadece hafif suçluların ve KKTC vatandaşlarının teminatlarını hafifletip, tutuksuz yargılanmalarını sağlama kararı almıştı. Bu zanlının dosyası, eksik bilgiyle yollanmış ve adam rahat rahat Türkiye’ye gitmiş.

Hem ırza geçme gibi ağır bir suç hem de TC vatandaşı.

Rezalet ve skandal bir zincirleme…

Sessiz kalmak kimseyi sorumluluktan kurtarmayacak. Eğer hala hukuk devleti olduğumuz iddiasındaysak, bu rezaletin sorumlularının hesap verdiğini görmek istiyoruz.

Dünya’da Kovid-19’u atlatan kişi sayısı 88 bini geçti

YERİN KULAĞI VAR

“KİM GETİRDİYSE, O DÜŞÜNSÜN”:  

Başbakan Afrikalı öğrenciler için “Bu kişileri kim getirdiyse sorumluluğu da onlardadır. Üniversite getirdiyse, üniversite çalışma için geldiyse o. Bu kriz öncesinde de bu durum sıkıntıydı, şimdi daha büyük bir sorun olarak karşımızda duruyor. Bu bir fırsat olabilir bunları temizlemek lazım. Bu ırkçılık değil ama kendi vatandaşlarımızı korumamız lazım” şeklinde bir cümle kurdu. Bundan anladığımız, konunun istismar edildiği, bu işin ticarete döküldüğü, aracılar, taşeronlar türediği hükümetin de bilgisindeydi. Madem ki sıkıntı yaratıyordu, neden daha önce gereken denetimler yapılmadı? Böyle bir günde kurunun yanında yaşı da yakmış olmuyor mu?

 

BU İŞİN ŞAKASI YOK:

Kimse bu işin 27 Mart veya Nisan ayında biteceği hayaline kapılmasın. En iyi ihtimalle en az 3 ay bu yaşam tarzına kendimizi hazırlamalıyız. Mümkün mertebe zorunlu olmadıkça dışarıya çıkmayacağız. Toplu yerlerde bulunmaktan kaçınacağız çünkü bu işin şakası yok. Hepimiz dar bir alanda ve izole olmuş bir yaşamı istemiyoruz ama, sadece kendimizi değil, ailemizi, sevdiklerimizi korumak adına dayanmalıyız. Bir ay, üç ay, hatta daha uzun bir süre kendimizi buna hazırlamalı, sabırlı ve güçlü olmalıyız…

 

NİYE PAKET BEKLENMEDİ:

Hükümet, ilk ekonomik paket olarak, bütçe içinde ciddi bir meblağ tutan “siyasi” kalemleri, olağanüstü durumda kullanılacak ödenek olarak ayırdı. 4 milyonun üstünde bir miktarmış. Bunu yaparken, mesela fonların da buraya aktarıldığını açıklayabilmeliydiler diye düşünüyorum. Yine paket olarak değil, parça parça açıklama. Başbakan Yardımcısı bir iki güne kadar paketin çıkacağını söylüyor. Acaba arkadan acı verici önlemler gelecek diye mi öncelik bütçe düzenlemesine verildi?

 

NE DEĞİŞTİ:

Birkaç hafta önce dünyada petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle indirim isteyenlere; “biz hükümete gelirken, kimseye indirim sözü vermedik” diyen Hasan Taçoy, “elektrik ve akaryakıtta indirime gidilebileceğini” söylüyor. Bu sürede ne değişti de böyle bir dönüş yaptı, seçim de ertelendiğine göre tek neden, güneyde elektrik fiyatlarına yüzde 10 indirim yapılması mı acaba…

 

SİLAH DEĞİL AŞI:

Ahmet Okan; “Dünyayı sarıp sarmalamış olan bu ölümcül salgın hastalık döneminde evde kapanıp dururken, birçok şeyin ne kadar değersiz; normal zamanlarda hiç değer verilmeyen bazı şeylerin de ne kadar değerli olduğu anlaşılıyor. Milyarlar harcanan ölümcül silahlar şimdi ne işe yarar? O silahlar bir salgın karşısında ne kadar değersiz, ne kadar aciz! O İHA’lar, O SİHA’lar, O tanklar toplar ne işe yarar? Tanı cihazı bir kit’e ve sadece bir ilaca, bir aşıya kilitleniyor dünya… Böyle bir dünyanın içine…” diye yazmış. Bundan sonra bambaşka bir dünya olacak, o kesin.

 

ABD VE ÇİN BİRBİRİNİ SUÇLUYOR:

Komplo teorilerine eğlencelik olarak bakarım, ciddiye almam. Ancak virüsün çıktığı günden bugüne Çin ABD’nin Çine gönderdiği casusları işaret ediyor, Trump da virüsün adını çizip, üstüne “Çinli” yazıyor. Yani birbirlerini salgını yaymakla suçluyorlar. Bunları yapmasalar, komplo teorisi deyip geçeceğiz de bu tutumları virüsün kimyasal silah gibi kullandığı görüşüne prim kazandırıyor…

 

 

 

ZİRVEDEKİLER

Nazım Beratlı: (Kıbrıs Postası’ndan) KKTC’de şimdilik 33 vakadan 30’unun Alman olduğuna dikkat çeken Dr. Nazım Beratlı, bunları bizim tedavi ettiğimizi ancak hepsinin ülkelerinde Sağlık Sigortaları olduğunu, bunu Almanya’dan almak gerektiğini söyledi… Dr. Nazım Beratlı, söz konusu Almanların tedavileri bittiğinde enterne edilip AB ülkesi Güney Kıbrıs’a verilmesi gerektiğini, eğer kabul görmüyorsa da bunu “görmemiz ve kiminle hesaplaşacağımızı öyle ya da böyle bilmemiz” gerekeceğini ifade etti…

 

DİPTEKİLER

Ersin Tatar: “Bu kişileri (Afrika kökenlilerden bahsediyor) kim getirdiyse sorumluluğu da onlardadır. Üniversite getirdiyse, üniversite çalışma için geldiyse o. Bu kriz öncesinde de bu durum sıkıntıydı, şimdi daha büyük bir sorun olarak karşımızda duruyor. Bu bir fırsat olabilir bunları temizlemek lazım. Bu ırkçılık değil ama kendi vatandaşlarımızı korumamız lazım…”.