KıbrısKöşe YazarlarıManşet

Bizi bile bile riske sokmayın lütfen!


Sağlık örgütleri (bilinçli bir şekilde) sustukça ve inisiyatif almadıkça siyaset, ekonomik dürtü ve ideolojik romantizm karışımı bir “aç kapıyı” türküsü başladı da gidiyor.

İlginç argümanlarla da bu istek doğrulanmaya çalışılıyor:

Efendim diğer taraf nüfusa göre Avrupa’nın en fazla test yapan yeriymiş.

Ama unutmayalım güney aynı zamanda 24 kişiyi de bu hastalığa kaybetmiş bir yer.

Hem de çok güçlü altyapısına rağmen. Kuzey ise çok zayıf altyapısına rağmen erken kapanmayla ölüm sayısını dört kişide tutmayı başarmıştır. Yani başarının büyüğü halkın iyi izole olmasından kaynaklanmaktadır.

Doğrudur Güney’de de kuzeyde olduğu gibi Salgın’ın önüne geçildi. Fakat aynı çevreler güneyin altyapısını, sağlık servislerini överken, kuzeydeki idaresizliği, altyapı yetersizliğini, personel eksikliğini vesaire göstererek de haklı olarak eleştirmektedirler.

Öyleyse, Bizim gibi altyapısı hazır olmayan, beceriksiz, kötü yönetilen bir yeri turistlerle dolacak olan ama altyapısıyla ikinci dalgayı yönetebileceğine inanılan güneye açmamız riskli olmayacak mı?

Çünkü yine aynı çevreler, hükümet aynı olduğu için, beğenmedikleri yönetimle idare edilecek, eğitilmemiş, eksik personele sahip, sağlık altyapısı tamamlanmamış sistemimizin yeni bir salgını kaldıramayacağını da iddia etmektedirler.

Bu da kapılar açıldığında en ufak bulaşta darmadağın olacağız demektir. Hade Rum tarafı şu an az çok bu hastalığı kontrol altına almış durumdadır.

Bugün açılsa itirazım olmaz. Fakat onlar da turizmcilerin baskısıyla 9 Haziran’da turizm sezonunu açmak istiyorlar, Almanya dahil 12 ülkeye.

Almanya hatırlayacağınız gibi bize Covid 19’u sunan ve hayatlarını burada kaybeden iki turistin memleketi.

Daha erken bir dönemde pandemik zirveyi geçirmiş şimdi ise salgını büyük oranda kontrol altına aldığı iddia edilen bir ülke. Diğer ülkeler ise İsrail, Yunanistan, Bulgaristan vesaire.. Yani Salgından çok fazla etkilenmediğine inanılan ülkeler.

Ama buna rağmen kapıların bir süre daha açılmaması taraftarıyım. “Bekle ve gör” stratejisinin bize daha sağlıklı bir şekilde açılmamıza yardımcı olacağına inanıyorum.

Bir de sırf “aç kapıyı” romantikleri uzun yolda yürümeyi özledi veya “business”yapacağız diye, binlerce risk grubundaki insanın, Pilli’nin yönettiği ve insiyatif almaktan korkan “sessiz” sağlık komitelerinin desteklediği, aylardır bir türlü hazırlanamayan sağlık sistemimize mahkum edilecek olması sizce adil mi?

Bir ay daha beklersek çok mu kötü olur? Aynı şeyi Türkiye’ye limanlarımızın açılması için de söylüyorum. Hatta Pandemi orada bir nebze daha sürecek gibi görülüyor…


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı