Köşe Yazarları

Bize konuşan kurumlar lazım!


Ne güzel olmuş!

“Suskun Savcılık” suskunluğunu bozmuş ve gürlemiş!

Gümbür gümbür hem de!

Laf aramızda Başsavcılık ve Hukuk Dairesini, KKTC kurumları arasında en zayıf halka olarak kabul ederim. Anayasal yetkileri inanılmaz derecede “yüceltici” olmasına rağmen, başarıları hakkında aynı şeyi söylemek pek mümkün değildir. Hep bir yavaşlık, ağırlık, çekingenlik, tutuklukla malüldür.

Yeni Başsavcı, yeni yılın ilk günlerinde, eski Başbakan hakkındaki dosyaların 15 gün zarfında bitirilip, meclise gönderileceğinden bahsetmişti. Eski Başbakanın, geçen gün “yolsuzluk” tanımını yeniden yapma gayretleri bağlamında o da konuşmuş ve toplum önünde konuşmaktan çekinmeyen az sayıdaki kişiye “ayar” vermeye kalkışmıştı.

Hiç kusura bakmasın! Konuşma özgürlüğümüzü de engelleyemez ya! Ondan başka neyimiz var? Onu da kaybedersek, vay halimize!

Bu sefer, bu kurum, beni yanılttı! Çok da iyi yaptı.

Bakınız konuşmakla neler kazanılabiliyor! Bir çırpıda ibre savcılıktan yana döndü ve gerçekler anlaşıldı. Yoksa ağlamalar o denli yoğunlaşmıştı ki, mağdur rollerini çok seven halkımız, neredeyse ağlayanla ağlayacak hale düşmek üzereydi.

Birçok kişi; yıllarca milletvekilliği, parti başkanlığı, bakanlık ve başbakanlık yapmış birisini polisin “ev hapsi” ile taciz ettiğine inanıyordu ki, açıklama geldi. Meğer durum; defalarca “davet” sonucu, mecbur olduğu davete icabet etmeme hali imiş!

Kim kaybetti? Kaybedenin savcılık olmadığı kesin ve net!

Konuşmasa; Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliğine yapılan atamanın, bir çıkar ilişkisi sonucu olduğu algısı yaratılmış ve halkın midesi bulanmış olacaktı. Kumdan kaleler çabuk çöker! Bu atamanın esasında eski Başbakanın kendisi tarafından da yapıldığı ve müşavir olan ilgili kişinin şimdiki atamasının da gayet doğal olduğu anlaşıldı.

Bu vesileyle, tüm suskunlar konuşmalı. Yüksek Mahkeme Başkanı, Başsavcılık, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı, Polis Genel Müdürü, Sayıştay Başkanı. Hepsi!

Yüksek Yönetim Denetçisi yukarıda saydıklarıma dahil değil. Çünkü “gerektiğinde” konuşuyor ve her konuştuğunda, cayır cayır yanan içimize su serpiliyor. Hem de cezai müeyyidesi olmayan bir kurumumuz. Her şeyin ceza ile olmayacağının kanıtı gibi. Kamuoyu baskısı, cezadan daha etkili bir müessese olarak karşımızda duruyor.

Sakın ola; “Söz gümüşse sükut altındır!” demeyin. Konuşun! Akıl karıştırıcıları, hem suçlu hem güçlü olmaya çalışanları yıkın, devirin. Yerin dibine gömün. Bu halkın, haklı ile haksızı ayırmaya, bilmeye ihtiyacı ve hakkı vardır.

Siz konuştukça onlar batacak!



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı