KıbrısManşet

“Tek çare milli havayolu”


Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel, Havadis’in geleneksel öğle yemeğine konuk oldu, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, gündem yaratacak açıklamalarda bulundu:

“NEFES BORUSU”: Üstel: Temennimiz, ülkenin lokomotif sektörleri turizm ve eğitimde arzu edilen düzeye ulaşmaktır ama bunun için temenni yetmez. Bu sektörler ulaşıma dayalıdır. Tedbir almalıyız. Charter seferler nefes aldıracaktır elbette ancak bu memleketin nefes borusu, tek çare milli havayolunun devreye girmesidir

“ÖZELLEŞTİRİRİZ”: Üstel: Girne Antik Liman’daki tersaneyi Turizm Limanı’na taşımayı, mendirek sorununu çözmeyi, iskeleye bir çeki düzen vermeyi ve arıtma sorununu aşmayı hedefliyoruz. Başaramazsak özelleştireceğiz. Bafra bölgesinde de arıtma tesisi yetersizdir. Ya bunu da özelleştireceğiz ya da otellerle konuşup, arıtmayı otellere devredeceğiz

“TEŞVİKLER ÖDENECEK”: Üstel: Charter uçaklara 2017 yılından beri Türkiye kanadından verilen teşvikler ödenmiyor. Onu çözmek için kolları sıvadık. Önümüzdeki ay içerisinde bu ödemeleri çıkaracağız ki en azından 2020 yılında turizmde iyi bir noktaya gelelim, ülke de turizmden payını alsın

“YENİDEN REFERANDUM”: Üstel: Tahsil edilemeyen cezalar mahkemede ama 6 yıldır 1 kez mahkemeye çıkmayan var. Ceza Yasası’nı güncellemek, yargıç sayısını arttırmak gerekir. 2010’da yapılan bir anayasal değişiklik vardı ama referandumdan geri döndü, bunun tekrarını yapmak lazım. Konuyu hükümetin gündemine getirmek isterim

 

Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel, ülkenin lokomotif sektörü olan turizm ve eğitimin ulaşım sektörüne dayalı sektörler olduğunu kaydederek turizm ve eğitimde yaşanan sıkıntıların aşılmasının büyük oranda ulaşımdaki sıkıntıların aşılması ile mümkün olduğuna işaret etti, “bunun da tek yolu milli hava yolunun yeniden hayat bulmasıdır” dedi.

Üstel, Lefke, Güzelyurt ve Karpaz bölgelerinin şekillendirilmesi ve buralarda nasıl bir strateji izlemek gerektiği konusunda çalışmalar yapıldığını kaydetti.

Bakan Üstel, turizmde ödenmeyen teşvikler konusunda da açıklamada bulunarak, Charter uçaklara Türkiye kanadının verdiği, ancak 2017 yılından beri ödenmeyen teşviklerin en kısa sürede ödenmesi için çalışıldığını belirtti.

Üstel, 6 ilçeyi markalaştırıp, turizmde pazarlama hedefleri olduğunu söyledi, bu noktada Girne Antik Liman’da bir takım düzenlemeler, iyileştirmeler yapılacağını, devletin orada hedeflenen projeleri hayata geçirememesi halinde ise Antik Liman’ın özelleştirileceğini dile getirdi.

Bafra bölgesindeki sorunlarla ilgili de açıklamalarda bulunan Üstel, bakanlığın bölge için hedeflerini anlattı, yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel, Havadis Gazetesi Genel Müdür ve Genel Yayın Yönetmeni Başaran Düzgün, Yayın Koordinatörü Öntaç Düzgün, Spor ve Magazin Müdürü Mustafa Özsoy, Haber Müdürü Duygu Alan ve Havadis Yazarı Mehmet Moreket’in sorularını yanıtladı.

 

Soru: Turizmde arzu edilen rakamlara bir türlü ulaşılamıyor. Bunun nedeni nedir? Sorun nasıl aşılabilir?

Üstel: Ülkenin lokomotif sektörleri eğitim ve turizmdir. Bu iki sektör de ulaşıma dayanmaktadır. Öğrencilerin ülkeye gelişlerinde azalma var… Temennim seneye öğrenci sayısında bir düşüş olmamasıdır ama temenni yetmez. Biz bunlara tedbir almalıyız. Charter seferler elbette bir nefes aldıracaktır ancak o da bir yere kadar. İstanbul’dan bile Charter sefer koyma düşüncemiz var. Ama samimi duygularımla söylemek gerekirse bu memleketin nefes borusu, tek çare bir milli hava yolunun devreye girmesidir. Tabi bunu yaparken geçmişten de ders çıkarılarak politikacılar bu kuruluşun üzerinden elini çekecek gerekirse özel bir yasa ile özel bir statü ile bu sınırlanacak.

Soru: Turizm ve Çevre Bakanlığı’nın ajandası nedir. Şu sıralar hangi konu gündeminizde?

Üstel: Otellerdeki istatistik bilgileri aldık. Onun dışında anavatan ve yurtdışından gelen yolcu sayıları ne durumdadır, otellerdeki doluluk oranlarının istatistiğini aldık ama doğru düzgün, detaylı bir istatistik yok. Hangi milletten ne kadar yolcu geldi vs. bu konuda Türkiye’den hizmet alarak istatistik oluşturup yeni bir oluşum yapma yönünde çalışıyoruz. Bir de ülkenin stratejik planını yapacağız. Bugün baktığınızda benim için yeşili ile bütünleşen, dokuyu koruyan en iyi bölgeler, Lefke, Güzelyurt ve Karpaz’dır. Bu bölgeleri nasıl şekillendirebiliriz, ne gibi bir strateji kurabiliriz, butik otellerle mi, eko turizmle mi? Bunun üzerinde çalışıyoruz. Tabi şu sıralar otelciler sıkıntılı, küçük oteller faaliyetlerini durdurma noktasında, eko turizm ile uğraşan kesimler nefesi bile zor alır durumda. Burada dünyada yaşanan krizin ve dövizdeki dalgalanmanın da etkisi var ama bana göre en büyük etken ulaşımdaki sıkıntı ve enerjideki yüksek değerlerdir. Dolayısıyla bu değerleri nasıl aşağıya çekeriz, bu noktadaki sorunları nasıl aşabiliriz noktasında çalışmalar yapıyoruz.

Soru: Ödenmeyen teşvikler konusunda bir çalışma gündemde mi?

Üstel: Teşvik iki bacaktan oluşur. KKTC’nin verdiği teşvik ve Türkiye Cumhuriyeti kanadının verdiği teşvik. Charter uçaklara 2017 yılından beri Türkiye kanadının verdiği teşvik ödenmiyor. Onu çözmek için kolları sıvadık. Bunun sebebi de bana göre net değil? Neden ödenmiyor? Bu bir soru işaretidir. Charter seferler düzenleyen tur operatörlerini takdir etmek lazımdır, büyük risk alarak bunları yaparlar, çünkü boş koltuğa teşvik yoktur. Uçağı doldurursa ve tüm fizibilite raporlarını getirirse ona göre teşvikleri alırlar. Ama buna rağmen 5-6 tur operatörü bu işi yürütmeye çabalıyor. Bu kadar risk alarak bu işi yapan şirketlerin yüzde 100’üne yakını KKTC şirketleridir. Bu şirketlerin 2017 yılından bu yana teşvikleri ödenmemişse bunu sorgulamak gerekmektedir, biz de onu yaptık ve bu işin üzerine gittik. Önümüzdeki ay içerisinde bu ödemeleri çıkaracağız ki en azından 2020 yılında turizmde iyi bir noktaya gelelim, ülke de turizmden payını alsın. Tabi bunların şekillendirilmesi için bir takım çalışmalar var. İstatistik bilgileri toplamak, stratejik planlar gibi. Hedef 2020’de yükseliş trendini yakalamaktır. 6 ilçemizi markalaştırmak için de çalışmalar başlattık. Amacımız ilçelerimizi pazarlamak ve dış dünyada yeni bir vizyon ortaya koymak ve açılım yapmaktır. Takdir edersiniz ki rakip çok ve özellikle ambargolar altında olan bir ülkede ulaşım olsa da bu 4 saatte değil, 8 saattedir. Bu da büyük bir sıkıntıdır. Bu noktada sektör temsilcileri ile de birlikte bu işleri yapma gayretine girdik, umarım başarırız.

Soru: Girne Antik Liman’ın durumu malum. Bakanlığın 6 ilçeyi markalaştırmak hedefi var. Bu noktada bir çalışma yaparken Girne’nin yüzü konumundaki Antik Liman ile ilgili bir projeniz var mı?

Üstel: Proje çizdirdik. Tabi ülkemizde turizm limanını çalıştıran yerli bir firmadır ve bir de tersanesi vardır. Kendi çapında küçük de olsa bir takım sandallar yapıyor. Dolayısıyla onlarla görüştük ve bir projelendirme yaptığımızı ifade edip, görüşlerini aldık. Geçmişte Antik Liman ile ilgili bir projelendirme vardı ama iktidardan gittikten sonra maalesef kaldı, gelen arkadaşlarımız devam ettirmedi. Göreve gelir gelmez ilk iş olarak Antik Liman’ı ziyaret ettim ve gördüklerim karşısında çok üzüldüm, huzurum kaçtı. Yakışmayan bir görüntü hakim Antik Liman’da. Çevre bozuldu…  Hiç olmayacak bir şey… Teknenin içersinde tamirhane, su yemyeşil ve kokuyor. Oturulacak, gezilecek vaziyette değil. 80 gemi, çok sayıda tekne var, kimin olduğu belli değil. Orada tersaneyi işleten ilgili kişi ile konuştuk, yer gösterirseniz oradan çıkacağını söyledi. Ki geçmişte bununla ilgili de adım atmış ve Eziç yakınlarında bir yer bulmuştuk ama tabi şuanda oralarda şimdi yatırımlar var. Turizm Limanı’ndaki tersaneyi işleten arkadaş ile görüştük, Antik Liman’daki tersaneyi kendisine aktarmayı teklif ettik. Şimdi onları anlaştırma yolundayız. Öte yandan mendirek sorunu var. Oradaki kumu mendireğin diğer tarafına atılması gerek, teklifler aldık. Tabi bunu yaparken de oradaki restoran işletmecilerinden izin aldık çünkü bu yapılırken bir koku olacak, o yüzden müşterinin en az olduğu dönemlerde bu çalışmalar yapılacak. İskeleye bir çeki düzen verilecek. Orada 800’e yakın tekne var yarısından çoğu da devlete para vermiyor. Bu hususta Ombudsman raporu da var. Orayı belediyeden devraldığımızda 2012’de projeler de yaptık ama yarım kaldı. Ama biz onu yaparken oraya denetlemek için de bir ofis kurduk. Bizden sonraki hükümet o birimi kaldırdı. Bu nasıl oldu. Koalisyonda bakanlıklar bölüşülürken daireler de bölüşülür. O dönem Çevre Dairesi ile Turizm Dairesi farklı bakanlıklara verildi. Bir kaos oluştu, Girne Antik Liman sahipsiz kaldı. Bundan fırsat bilinildi, buzluklar neredeyse yolun içerisinde, şemsiyeler aynı keza. Belediye ile konuştuk arıtmada sorun varsa onu da üstleneceğiz. Çünkü orada bir kaçak var, arıtmadan arıtılmamış su denize akıyor. Tüm bunları hayata geçirmek için çalışacağız ama yapamazsak da sonunda özelleştireceğiz. Yap- işlet -devret modeli.

Soru: Çevre ve deniz kirliliğinin en büyük faktörlerinden biri de arıtmalardaki kaçak. Bu soruna köklü bir çözüm mümkün mü ve bu hususta bir yol haritası var mı?

Üstel: Belediyelerin de otellerin bir kısmının da arıtmaları tam arıtma yapmadan 200 metre boşaltıyor. Geçtiğimiz günlerde dalgıç daldı ve görüntüler aldık. İnsan o görüntülerden utanır. Önümüzdeki günlerde Türkiye’den bir heyet geliyor ve o boruların üzerine bir denetleme mekanizma kuruyoruz. Bu bakanlıktan da izlenebilecek, denetim sağlanmış olacak. Cezalarını arttıracağız. Denizlerin kirli olması turizm için oldukça olumsuz bir durumdur.

Soru: Tam da bu noktada cevabını merak ettiğimiz bir soru var. Çevre konusunda belirlenmiş bir takım cezalar var. Çevre Dairesi’nin mevcut istatistiklerine göre de kesilen ceza miktarına göre tahsil edilemeyen ciddi bir meblağ söz konusu. Tahsil edilenler ediliyor, peki tahsilatı yapılamayanlar ne oluyor?

Üstel: Tahsil edilemeyenler mahkemede ama 6 yıldır halen davası görüşülmeyen tahsilâtlar var. Mevcut yasaya göre önce uyarılır, ikinci de ceza kesilir. Bu noktada Ceza Yasası’nı güncellemek gerekir. Yargıçların sayısını azaltmak gerekir. 2010 yılında yapılan bir anayasal değişiklik vardı hatırlanacağı üzere ama referandumdan geri döndü, bunun tekrarını yapmak lazım.  Hükümet ile konulup en azından hukuktaki değişiklikleri yapmak lazım. Aksi halde yargının önünü açamayacağız. Yargıç sayıları da salonlar da yetersiz, bu sayıları aşmak lazım ki davaları daha çok yargıç görsün ve davalar da kısa sürede sonuçlandırıldın. Benim böyle bir düşüncem var ve konuyu hükümetin gündemine de getirmek isterim.

Soru: Bafra bölgesinin sorunları konusunda bir tespitiniz var mı? Varsa bu sorunların çözümüne yönelik planınız var mı?

Üstel: Bafra bölgesinde yatırım yapan arkadaşları kutlamak lazımdır. Çünkü oraya gidip yatırım yapmak kolay değildir. Şuna 4 otel, yaklaşık 8 bin yatağa tekabül eder, orada bir destinasyon oldu. Bölgeyi ciddi bir şekilde ele almak lazımdır. Bir kere o bölgede arıtma tesisi yetersizdir. Artık hükümet veya bakanlık da bu işlerle uğraşmaması lazımdır ya bunu özelleştireceğiz ya da otellerle oturup konuşup, arıtmayı otellere devredeceğiz. Geçmişte orayı turizm bölgesi olarak ayırırken pek şekillendirilmedi. Oteller olarak ayrıldı ama bu otellerin hareketlenmesi için, oraya gelen turistin dışarıya çıkıp gezmesi için mekânlar, eğlence merkezleri yok. Dolayısıyla bunu şekillendirmek için bir çalışma başlattık. Bafra Emirnamesi şeklinde bir şekillendirelim ki onun dışına çıkılmasın. Yani otellerle köyü birleştiriyoruz.  Orada kafeler, restoranlar ve değişik eğlence merkezileri kurulması için de çalışma yapılacak. Bu da bitince o destinasyonu hareketli hale getirelim. Bafra’daki bir diğer sıkıntı ise turizm bölgesinden şehre ulaşım sıkıntısıdır. Bu sıkıntının da aşılması için bölgedeki turizmcilerle de işbirliği halinde çalışacağız.

Soru: Lokmacı’dan günlük ortalama 3 bin turist ülkeye giriş yapıyor ve Surlariçi’ni geziyor. Surlariçi’ni turizm açısından daha cazip hale dönüştürmek bakanlığınızın gündeminde mi? Ayrıca, Lokmacı Giriş Kapısı’nda özellikle hafta sonları ciddi insan kuyruğu oluyor. Gerek turistler gerekse vatandaşlar 1 saate yakın kavurucu sıcak altında muhaceret işlemi için sıra bekliyor. Bu eziyete son verecek bir projeniz var mı?

Üstel: Bu konuda geçmişte AB’nin bir çalışması, projelendirmesi vardı. Hatta ben o dönem göreve geldiğimde projelendirmeyi hazır bulmuştum. O da şuydu; mahalle mahalle istimlâk edilsin ve cafe, restoranlarla bölge daha güzel şekle getirilsin ancak istikrar çok önemlidir. En büyük sıkıntı da budur. Lokmacı Giriş Kapısı’ndaki kuyruğun nedeni de muhaceret memuru sayısının yetersiz olmasıdır. Ülke geneli için toplam 100 muhaceret görevlisine daha ihtiyaç vardır. Ancak bu sorun çözülene kadar kuyrukta bekleyen kişilerin sıcak veya yağışlı havada bu bekleyişlerinin eziyete dönüşmemesi adına bir tente yapma düşüncemiz var.

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı