Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bizde de cezası var ama…

Hatay’ın Arsuz ilçesinde kum zabaklarına zarar verenlere 48 bin liraya kadar ceza verileceğinin duyulması üzerine, “bizde durum ne acaba” diye sosyal medyada soru soranlar oldu.

 

Aynısı geçen yıl da olmuştu.

Antalya, Kemer bölgesinde kum zambaklarına zarar verenlerin tespit edildiği, 38 bin lira ceza kesildiği haberi çıkmış, biz de burada tartışmıştık.

Gözümüzün önündeki değerleri hatırlamamız için böyle haberler gerekiyor.

Oysa çevreciler her yıl en az bir defa konuyu gündeme getirirler, Belediyeleri ziyaret ederler, ihbarda bulunurlar, Yasa’nın uygulanmasını isterler, ancak, sahillerden kum taşınması hiç bitmez.

Dahası, kum zambaklarının arasına, hem de belediye plajlarında şezlonglar konur.

Üstelik de Yasa’ya rağmen.

Hemen söyleyelim Çevre Yasası’nın 44. Maddesi ile Flora ve Fauna’nın Korunması Emirnamesine göre kum zambakları koruma altında.

Bunlara zarar vermenin cezası da, asgari ücretin 1/4’ü kadar.

Hatta bu yılın Mart ayında, İskele Belediyesi’nin Halk Plajı Otopark ve Festival Alanı Projesi’nin yapımını üstelenen firmaya tam da bu miktarda ceza kesildi.

Ödemezse iki katına çıkacağı da tebliğ edildi.

Türkiye’deki gibi fahiş bir cezamız yok, bu bir gerçek…

Ama yine de var olanı uygulasak, denetimini yapabilsek, bu bile bir şey…

 

 

TÜRK TURİSTLE, 865 MİLYON DOLAR GELİR NASIL OLUYOR..?

Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu Dünya Turizm Günü nedeniyle yaptığı açıklamada övünüyor.

“Bugün 25 bin’ler seviyesinde yatak kapasitesine, 1 milyonu aşkın turiste ve 865 milyon dolarlık bir turizm gelirine ulaşmış durumdayız”.

Geçen gün de sormuştum, bir daha sorayım….

Bu bahsettiğiniz 865 milyon dolarlık döviz geliri nasıl oluyor?

Kim yapmış bu hesabı?

Ya da şöyle sorayım….

Gerçek rakamlarla bu ülkeye turizmden giren döviz miktarı nedir?

İşte rakamları daha geçen gün Rumlar açıkladı.

Hangi rakamları?

Bizim Turizm Planlama Dairesi’nin resmi rakamlarını…

KKTC’ye gelen turistin sadece % 27’si döviz getiren cinsten, yani üçüncü ülkelerden.

Geriye kalan % 77 Türkiye’den.

Basit hesapla, 750 bin civarı Türkiye’den, 250 bin civarı yabancı.

Türkiye’den gelen bu turist, nasıl oluyor da döviz bırakıyor?

Kumarhanelerde fişler döviz cinsinden mi satılıyor?

Kendi kendimizi kandırmakta üstümüze yoktur.

Böyle bir döviz girdimiz varsa eğer, hemen euro’ya geçelim, hiç durmayalım.

Şaka gibi…

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

KAMUYA SIFIRDAN BAŞLAMAK GEREK:

Başbakan kamuda verimliliği denetleyeceklerini söylüyor ve çalışanlara sorumluluk çağrısı yapıyor. Biz o etik değerleri kırk yıldır kaybettik Sayın Başbakan. İngilizden gelen memur ahlakı çoktandır yok. Kamuda, yasalara rağmen, siyaset eliyle bozuldu o ahlak. Sıfırdan başlamak, zorlu bir denetime geçmekten başka çare yok. Tabii bir de ceza-ödül sistemini getirecek kamu reformuyla…

 

TAVUK AYIRDI:

Hükümetin tavuk ithalini serbest bırakmasına toplumun büyük bir kesiminden destek gelirken bazı örgütler ise tepki gösterdi. Keşke sadece tavuk değil, diğer bazı ürünlerin de ithaline izin verilse. Bakın görün o zaman piyasa, hiçbir müdahale olmadan kendi kendini nasıl denetleyecek.  Ben korumacılıkla fiyatların düşeceğine, rekabet yaşanacağına, üretimin ve kalitenin artacağına inanmam. Aksine, bunu sağlayacak olan rekabettir.

 

TÜRKİYE’DE TAVUK VURGUNU:

Küçük üreticiyi yutan tavuk tekeli, ithalatın serbest bırakılması işinde kasıt aramaya başladı. Siz devlet olarak kendi yem fabrikanızı kapatıp, bu işi tekele bırakırsanız, olacağı buydu, ama kimse bundan bahsetmedi. Her neyse, kara doğruydu, ancak şu anda Türkiye’de tavuk üreticilerinin de kırmızı etteki şarbon tehdidini fırsata çevirip, vurgun yaptıkları konuşuluyor. O noktada insan, “neden şimdi, neden sadece tavuk” diye düşünüyor.

 

UYUMAYA DEVAM EDİN:

İnterpol’un kırmızı bültenle aradığı kişi yıllardır KKTC’de elini kolunu sallayarak geziyormuş meğer. 2014’den beri listede olan adam, bu arada KKTC’de hapse girmiş çıkmış, kimsenin haberi yok. Kendi gidip teslim olmasa yine haberleri olmayacaktı. Bu durumda polisimize aferin deyip alkışlayalım mı? Yoksa, yıllardır dünyada en çok arananlar listesindeki adamdan bi haber yaşadıkları için kızalım mı? Bunun gibi onlarca örnek sıralayabilirim. İyisi mi siz uyamaya devam edin…

 

YOK MU ARTIRAN:

Bu ülkede yasalara uymak, yasal mükellefiyetlerini yerine getirmek enayilik oluyor. Bunun son örneği Sosyal Sigortalar’da yaşandı. Hükümet, sigortalara borcu olan işverenlere borcunu peşin ödemesi halinde yüzde 85, taksitli ödemesi halinde ise yüzde 75 indirim uygulayacak. Bu arada borcunu zamanında ödeyenleri de unutmamış hükümetimiz ve “enayilere” de yüzde 1.5 indirimi uygun görmüş. Bugüne kadar mükellefiyetini bir tamam yerine getirenler size göre ne olur?…

 

BİZ ÇOKTAN YAPTIK:

Türkiye’de kamu çalışanları hangi saatlerde çalışacaklarını kendileri belirleyebilecek ve haftalık doldurmak zorunda oldukları 40 saatlik mesaiyi nasıl tamamlayacaklarına kişiler kendileri karar verecekmiş. Türkiye bu konuda biraz geç kalmış anlaşılan, biz bu uygulamayı yıllardır yapıyoruz. Bizim memurumuz yıllardır daireye ne saat gelip, ne saat çıkacağına hep kendisi karar verdi. Hatta bizde Türkiye’deki gibi haftalık 40 saati doldurma mecburiyeti de yok. Onu da bizimkiler özel işlerine göre ayarlayabiliyorlar…

 

 

ZİRVEDEKİLER

Başaran Düzgün: “Başkanın Adamları filminin KKTC versiyonunu izliyoruz adeta. Ve bizimkilerin ne kadar zavallı olduklarını bir kez daha anlıyoruz. Çapları o kadar ki eminim kendileri de kurdukları senaryolara inanmakta güçlük çektikleri nedeniyle İstanbul basınında çıkan birkaç yazı üzerine bayram etmekteler, zafer çığlıkları atıp sağa-sola saldırmaktalar. Bizimkilerin zekaları da malum ya, üretebildikleri tek senaryo, ‘satılmışlar-casuslar’ argümanından öteye geçmiyor. Yazık. Bu zamanda,

bu zekaya yazık. Umarım inananları yoktur”…

 

DİPTEKİLER

Lefkoşa Sokakları: Ben yazmaktan bıktım, insanlar bu şartlarda yaşamaktan bıktı, ama görmeyen gözlere, duymayan kulaklara ulaşamadık. Önceki gece AKM önünde bir grup genç kızın başına gelen taciz olayını okudunuz mu? Avukat Laden Asilzade anlatıyor. Sadece tacizi yapan değil, yoldan geçen bir sürü erkek daha “adamı bırakın” modunda, takunyalarla dolaşıyor. Burası Lefkoşa, ben bu kenti artık tanımıyorum. Ve bu ülkenin İçişleri Bakanlığının başında genç bir hanım var. Temizleyin yahu bu sokakları. Hani hep, elini taşın altına koymaktan bahsediyorsunuz ya, siz de koyun biraz. Var mı farkınız gösterin…