Köşe Yazarları

Biz uyurken, dünya boş durmuyor…


Dışişleri Bakanı Özdil Nami, ABD dönüşünde, “Çözümün dış dinamikleri”nden söz etti…
Müzakereci Kudret Özersay ise, yine ABD’ye giderken, “Bu süreç çok boyutlu bir diplomasi gerektiriyor. Müzakereciler sadece ara bölgede değil tüm uluslararası aktörlerle dünyanın her yerinde müzakere etmeye yetkilendirildiler” ifadesini kullandı…
Türkiye’nin AB Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise geçtiğimiz günlerde, kalıcı çözümün geleceğinden değil, “getirileceği”nden bahsetmişti hatırlayacaksınız…
Downer’ın ayrılmasından sonra BM yeni bir temsilci atamakta ağırdan alsa da, bazı merkezlerin çeşitli projeler üzerinde çalıştıkları belli.
Yani bu kez Kıbrıs konusu çok daha fazla uluslararası alanda ele alınıyor… 
Çıkacak olan sonuç her ne isterse olsun, dış aktörler bunda etkili olacaklar. Bir anlamda bizim sıkça telaffuz ettiğimiz gibi “Kıbrıslı” değil, “Dünyanın istediği” bir çözüm…
Bugün için federasyon konuşuluyor olsa da, dıştan gelen sesler, bambaşka bir formülün de görüşülebileceğini gösteriyor. Belki bir “B” planı olarak…
Avrupa Parlamentosu’nun, KKTC üzerindeki ambargonun hiç olmazsa AB ülkelerine yönelik olarak kaldırılması anlamına gelen, yeni bir Doğrudan Ticaret önerisi var. Bu öneri, AB ve Kuzey Kıbrıs Ticaret Odalarının ortak bir birim oluşturmasını ve Kuzey Kıbrıs ürünlerinin AB’ye ihracının kolaylaştırılmasını amaçlıyor…
Dün de bahsettiğim Uluslararası Kriz Grubu Rapor’unda, statükonun meşrulaşması, Kuzey’in ayrı bir varlık olarak kalması gibi düşünceler yine dikkat çekiyor. O kriz grubunun üyeleri bu raporları kendi kendilerine hazırlamıyorlar…
Hepsini bir araya getirdiğimde, acaba diyorum, dış dünya bu kez de bir anlaşmaya varılamayacağını görüyor da, ara bir formül mü üretmeye çalışıyor?
ABD’nin, konu doğal gaz da olsa, petrol de olsa, adayı bir bütün olarak AB’ye kaptırmak istemeyeceği yönünde söylemler var.
Yine acaba diyorum, bir kaç ay sonraki seçimler, ya da bir yıl sonraki seçimlere odaklananlar, bunları düşünmeye zahmet ediyorlar mı..?
Yoksa, her ne olursa olsun, biz var oldukça, burada iç politikayla oyalanır, yolumuzu buluruz mu diyorlar acaba..?

ANDIMIZ…
Gazetelerde gereği kadar yer almadı sanırım. Daha ziyade sosyal medyada tartışılan şu son Eğitim Şurası’nda alınan kararlara bakmakta fayda var… Aslında bu kararları ciddiye almamak gerek. Çünkü bugüne kadar yapılan hiçbir şurada, sonuç bildirgesinde yer alan kararların, hayata geçirildiğini ne duyduk, ne de gördük. Ama uygulanmayacağını bilsek bile, bazen öyle kararlar alınıyor ki, insanın vicdanını sızlatıyor…
Dedim ya Şura’ya protesto ve sonuç bildirgesinde alınan kararlar damga vurdu diye… Şura’ya katılanların, çağdaş eğitimin nasıl yakalanacağı veya yılın yarısını grevlerle geçiren öğrencilerin sorunlarını nasıl çözeriz, her yıl ÖSS sınavlarında biraz daha geri düşen ortalamayı nasıl arttırırız diye bir gaileleri de yoktu. Son gün alınan kararlarda beni en çok üzen, okullarda okutulan ANDIMIZ’ın kaldırılma kararı oldu. Yıllardır pazartesi sabahları okunan AND…
Kimi, niye rahatsız etti, gocunulan neydi ki…                                                                                                Sizce Andımız’daki hangi kelimeler çocuklarımızda ayırımcılık veya ırkçılığı körükleyecek? Bazıları, “Herkes bunu okumak zorunda mı veya herkes Türküm diye bağırmak zorunda mı” diyebilirler.       Ancak, bu siyasi saplantılar yüzünden eğitimin gerçek anlamını kaybettiğini, özellikle devlet okullarının  her geçen gün nasıl daha kötüye gittiğini görüyoruz.
Sanki eğitimde her şeyi hallettik, tek sorunumuz andımız kalmıştı. “Türk” olmayı zul sayan ve “ilerici” olmanın tek şartının, kendini inkar etmek olarak gören aslında köhnemiş kafalara söyleyecek söz bulamıyorum. Bunlar önce oturup, bugüne kadar çağdaş, ilerici bir eğitim için ne yaptıklarının özeleştirilerini yapsınlar. Onlar ki, toplum bilincini yaratmakla sorumlu öğretmenlerdir… Kıbrıs Türkü bugüne değin, Atatürk İlke ve İnkılapları doğrultusunda yetişmiş ve bugünlere gelebilmiştir. Belki unutanlar vardır, ancak Kıbrıs Türkü Ulu Önder Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti ilanı ile gerçekleştirdiği tüm reformlarını harfiyen uygulayan bir toplum olmuştur.
Öğrenci Andı’nın okutulmasının asimilasyona neden olacağını düşünenlerin hedefinde bu ülkenin birliği, beraberliği, bütünlüğü vardır. Andımız’ı ırkçılıkla ilişkilendirmek ise, en hafif tabiriyle kendini bilmezliktir…
Bir de tabii, son zamanlarda moda olduğu üzere KOPYACILIK…

YERİN KULAĞI VAR

İŞ BİRLİĞİ SÖZDE KALDI:
UBP ve DP’nin yerel seçimlere yönelik açıkladıkları işbirliği bir türlü hayata geçemiyor. Özellikle Girne’de hala daha aday bulmakta zorlanan, üzerinde anlaşılan bölgelerde ise, açıklanan adaya karşı beklenen desteğin olmayışı, her iki partiyi de kara kara düşündürmeye başladı. İşbirliği ile büyük şehirleri kesin alacağına inanan iki parti şimdilerde, bağımsız olarak yarışa girmek isteyenleri vazgeçirmeye çalışıyor…

DERDİMİZ BU MU:
Toparlanıyoruz Hareketi, gerçek anlamda sivil toplumun vicdanını yansıtan bir mesaj yayınladı.   UBP-DP ittifakının ülkeye hizmeti unutturarak, hükümet krizine çevrilmesinden duyulan rahatsızlığı dile getirdi.  Halkın bugün iktidar olanlara bunun için oy vermediğini hatırlattı. Asıl sorgulanması gerekenin de, bugüne kadar tüm hükümetlerin yerine getirmedikleri vaatleri olduğunu savundu. Gerçekten de, bizim başka sorunumuz yok mu? Üç beş kişinin siyasi geleceği, toplumun beklentilerinin önüne geçmiyor mu sizce de..?

29 İSTİHDAM:
Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu dün Meclis’te Bütçesi’nin onaylanmasıyla yaşama geçti. Şimdi gözler oluşumunda. 17’si uzman olmak üzere tam 29 kişi istihdam edilecek. Açılacak münhalleri, yapılacak sınavları izleyeceğiz. Gözümüz üstlerinde olacak…

AKANSOY’UN SENARYOSU:
Asım Akansoy, köşe yazısında, Müzakereci Kudret Özersay’ın bir aydan beri görüşme tutanaklarını Meclis’le paylaşmadığını, Meclis’in devre dışı bırakıldığını yazdı. Bunu da, Uluslararası Kriz Grubu’nun “Kuzey’de ayrı bir Türk devleti” senaryosuyla ve Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarıyla birleştirdi. Şeffaflık olmayınca, ne yazık ki Kıbrıs konusu bile iç siyasete malzeme oluyor…

KADIN PARTİSİ:
Yıllardır kadınların, erkekleri kazandırmak için canhıraş çalışmaları ülkemizin bir gerçeği. Yazın sıcağında, kışın yağmur ve çamurunda partilerin kadın kolları var güçleri ile çalışıp, çocuğunu, kocasını veya desteklediği bir adayı Meclise yollamaya çalışıyor. Anlaşılan “kullanılmaktan” usanan bazı aydın kadınlar, son günlerde ağırlıklı olarak kadınlar oluşan bir parti oluşturmak için, ciddi ciddi düşünce üretmeye başlamışlar. Kulağa hoş geliyor ama, savundukları eşitlik anlayışıyla bağdaşmıyor sanki… 


AĞZI SÖYLEMESE:
Ne zaman bir şeyler iyi gitmeye başlasa, birleri çıkıp bunu bozmaya çalışıyor. Önce müzakere sürecine destek vererek, herkesi umutlandıran Başpiskopos Hrisostomos, “Yerleşiklerin gitmesi gerekiyor. Burada sadece Kıbrıslı Türklerle evli olanlar kasın” dedi. Toprak konusunda da yüzde 25’ten bir santim fazlasının gitmesini kabul etmeyiz” dedi. Kusura bakmayın ama, adamın ağzı söylemezse gerisi söyler. Irkçılık ve şovenizmin, bu ülkeye getirdiği felaketleri ne zaman anlayacak..? Anlaşılan kilise hiç değişmeyecek…

ZİRVEDEKİLER
Bet Salonlarına Hayır: Gazimağusa’nın 4 bölgesinin muhtarı bet ofislerin meskun bölgelerin dışına çıkarılması için birlikte hareket ettiler ve ortak bir dilekçeyle devlete başvurdular. Sorun sadece o bölgelerin sorunu değil, tüm KKTC’nin sorunu. Ancak önderliklerini, birlikteliklerini, duyarlılıklarını ve her türlü baskıya karşı cesaretlerini kutlamak gerek. Şimdi göreceğiz bakalım, siyasiler de aynı cesareti gösterebilecek mi…

DİPTEKİLER
Politika Üretim Kabiliyetimiz:  Dünyada insanlar Kıbrıs’ı konuşuyor. Uluslararası şirketler ada üzerinden hesaplar yapıyor. Devletler çıkarlarını koruma amacıyla politikalar üretiyor. Ya Kıbrıs’ın Kuzey’inde üretilen politikalar? Tek kelimeyle kasaba politikası… Neredeyse hepsi, bir daha, bir daha, bir daha seçilebilmek için üretilen cambazlıklar… Sahi siz onları sadece, bir sonraki seçimleri garantilesinler diye mi seçmiştiniz..?

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı