Köşe Yazarları

Biz sadece seyretmekteyiz…






 

Yine bir kaşık suda boğulduk.
Türkiye basınında bir tantanadır gidiyor.
Afrodit gazının borularla Mısır’a taşınması için gizlice anlaşma yapmışlar da, Türkiye’yi atlatmışlar falan. Daha geçenlerde kuyusunda sondajlar kör çıkıp da büyük hüsrana uğradıkları için, Afrodit kuyusunu pazarlamaya çalışıyorlar.
Üstelik de bir atlatma falan söz konusu değil ki…
“Onasagora”daki hayal kırıklığının ardından ENI-KoGas konsorsiyumunun aynı parseldeki “Amathusa” yatağında sondaja hazırlandığı, Rum yönetiminin de 12’nci parseldeki “Afrodit” yatağında keşfedilen doğal gazı değerlendirmek için Mısır’la anlaşma yapmaya yönelmekte olduğu haber verildi”…
Bu haber 20 Aralık 2014 tarihli Rum basınından…
Ama aynı Rum basını şimdi, Türkiye’yi atlattık haberleri yayıyor, bizimkiler de üstüne balıklama dalıyor.
Bu işin bir yanı…
Diğer taraftan, Rumlar bu işi dış politikalarının merkezine koydular… Hatta “egemenlik” konusuna döktüler. Yani yaptıkları sadece siyasi üstünlük sağlamak, ellerinde bir koz varmış gibi göstermek… Onlar da biliyor doğal gaz işinin fiyasko olduğunu. Daha Afrodit’te gaz olduğu belli değil. Verimli mi, değil mi, henüz hiç biri ortada yok. Kendileri de zaten söylüyorlar, ön anlaşmaymış…
Sizin anlayacağınız, dostlar alışverişte görsün hikayesi.
Arada bölgeden çekileceği açıklanan Noble şirketinin de adı geçiyor. Çıkacak doğal gazın verimliliğini tescil ettirecekmiş falan. Hepsi hikaye… Noble şimdi Mısır’a acil ihtiyacı için sıvılaştırılmış doğal gaz satışıyla ilgileniyor. Eh, bu arada kaz gelecek yerden de tavuğu esirgemiyor haliyle…
Aslında kafa yormaya değmez diyeceğim ama değil. Ne yalan söyleyelim oyunu iyi götürüyorlar… Adamlar olmayan doğal gazla siyasi üstünlük sağlama peşinde, biz ise seyirci…
Yani bu konuda, hiç mi yapılacak iş yoktur..?
İşte buna canım sıkılıyor…



Aygın’a cevap yetkililerden değil, vatandaştan geldi
Girne eski Belediye Başkanı Sümer Aygın’ın dün yayımladığımız mektubunda, Eroğlu döneminde gökdelen izni çıkartılmaya çalışıldığını, daha sonra İrsen Küçük döneminde, 10 kata indirildiğini, kendisinin yasal süreç başlattığını söylüyordu. Hükümet ve Şehircilik Dairesi’ni duyarsızlıkla suçluyor, “Girne elden gidiyor, susmayın” diyordu…
Biz de konuyu defalarca işledik, diğer gazeteler de. Sorumluların ya da yetkiyi şu anda elinde bulunduranların da Aygın’ın yaptığı gibi sesi çıksın isterdik.
Oysa tek tepki vatandaşlardan geldi.
Bakın bir okuyucu ne diyor:
“Sayın Aygın gözyaşları döküyor Girne için. Oysa daha düne kadar kendisi de belediye başkanıydı. Yapılan toplantıların tümünde, Şehircilik Dairesi Müdürü’yle birlikte yer alıyordu. Onu geçtim. Şu anda Girne’nin silüetini en çok bozan inşaatlardan biri Aygın’ın ailesine ait. “Mücadele yaptım” diyen bir insan, bu işin rantını nasıl içine sindirmiş?”
Vatandaş tartışıyor ama bir şeyler yapması gerekenlerden, gidişatı acilen tersine çevirmesi gerekenlerden tık yok.
Bilsinler ki, “Girne’yi kim bu hale getirdi” denildiğinde, parmaklar kendilerini gösterecek…

YERİN KULAĞI VAR
SAYIN BAŞBAKAN AMAN DİKKAT: Başbakan, narenciyenin de, süt üreticilerinin de, CAS çalışanlarının da sorunlarının İrsen Küçük hükümetinden kalma olduğunu, bunun için de sıkıntı yaşadıklarını söylüyor. Peki bir kez de biz hatırlatalım Sayın Başbakan’a, o verilen sözler, yapılan yanlışlar, yapılmayan işler, hep kurultay, seçim hesaplarının sonuçlarıydı. Hakkı olan hakkını alamadı, ama başka yerlere fuzuli yere milyonlar harcandı. Önümüzde yine seçim var. Ekonomik akıl, sakin olmayı, “aman kimseyi küstürmeyim” telaşına düşmeden hareket etmeyi gerektiriyor. Yeni bir seçim sonrası felaketi yaşayacak halimiz yok.

BUNUN ADI AYMAZLIK: Ercan Havaalanı’nı 25 yıllığına kiralayan Taşyapı İnşaat verecekli iken, siyasi beceriksizlikler nedeniyle alacaklı duruma geçiyor. Devletin iki yıldır şirkete devretmesi gereken alanı vermemesi nedeniyle şirket, uğradığını iddia ettiği zarar için devleti dava etmiş. Peki ama geçen gün atılan temel neyin nesiydi. O gösteriş, o şaşaanın sonu bu mu olmalıydı? Kimse kızmasın ama iki yıl kulağının üstüne yatan sorumluların aymazlığını devlet çekmemeli. Resmen alacaklı iken borçlu duruma düştük…

BUNA DA ALIŞIRIZ: Eskisi bitti gitti, şimdi yeni ekonomik paket tartışmaları başladı. Hatırlayın UBP döneminde hayata geçirilen o paketle ilgili olarak da ayağa kalkmış ancak, birkaç cılız eylem sonrası unutup gitmiştik. Şimdi yani ekonomik paket için de aynı yaygara koparılıyor. Göreceksiniz, yakında bunu da kabullenip alışacağız, nelere alışmadık ki…

GARANTİYE ALDI: Din İşleri Dairesi Başkanı Talip Atalay, AKP’den milletvekilliği için aday adaylığına başvuru yapmış. En doğal hakkı ancak, Türkiye’de aday adaylığı için başvuru yapan kamu görevlileri görevlerinden istifa ediyorlar. Talip Bey niye o uygulamayı tercih etmedi bilmiyorum… Aday olamaması durumunda, buradaki işini de kaybetmek istemiyor herhalde… KKTC’de olmanın avantajı…

HÜKÜMET NE DÜŞÜNÜYOR: Sendikaların aksine, Genç İş Adamları Derneği, değişmesi muhtemel mesai saatleri ile için destek belirtti. Derneğin, ülkenin kanayan yaralarından birisi olduğunu söylediği, kamu çalışma saatleriyle ilgili bu çıkışına, sendikaların nasıl bir tepki göstereceği merak ediliyor. En önemlisi ise, hükümetin bu konuda ne düşündüğüdür. Sendika mı, GİAD mı galip gelecek, onu da birlikte göreceğiz…

MEMLEKET ŞENLENİYOR: Cumhurbaşkanlığı seçimleri için süreç işliyor, yakında meydanlar da yavaş yavaş dolmaya başlayacak. Tüm bu kargaşa yetmezmiş gibi, buna bir de sendikaların aldıkları ortak eylem kararını katarsak, esas siz o zaman seyreyleyin cümbüşü. Bir tarafta sendikalar, diğer tarafta oy isteyen politikacılar. Önümüzdeki günlerde şenlenmedik yer kalmayacak…

 

ZİRVEDEKİLER
Ferdi Sabit Soyer: Ferdi Sabit Soyer son günlerde futbolda yaşanan karmaşayla ilgili attığı tweet’te, “KTFF, KOP’la görüşür ve kararlar alınırken temel ne idi, FIFA… Şimdi Türkiye Futbol federasyonu Başkanı geldi, o da FIFA dedi… Tüm yollar oraya çıkıyorsa, bunca gürültü niye” değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Eroğlu da, sorunun FIFA’da çözüleceğini söyledikten sonra…

DİPTEKİLER
Bu Defa Da Arpa Bozuk: Getirdiği samanlar küflü çıkar, tohumluklar çimlenmez, yetmezmiş gibi, aldığı ürünün parasını ödeyemez. Şimdi yine arpalar bozuk çıkmış. Kapatın şu Toprak Ürünleri Kurumu’nu, herkes kurtulsun. Üreticiler ister kendileri ithal etsinler en iyisini, en ucuzunu, isterlerse kooperatif kursunlar. Devlet kafasıyla bu iş bu kadar. Üstelik de yük üstüne yük…







Başa dön tuşu