Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BİZ ADALET İSTİYORUZ, SİZ YAPMIYORSUNUZ, BU KADAR…

Başbakan öfkelendi, aldıkları kararla özgür basını susturmayı sağlayamamanın öfkesi de var, halkın adalet talebine öfke de var.

Dün Havadis web yayınında biz de bahsettik, insanlar aşsız işsiz kalırken, memurun maaşını keserken, bu topraklardan kazanan ultra zenginlere yönelik bir önlemleri olmadığını eleştirdik. Güney Kıbrıs’ın bankalar krizinde yaptığı gibi, yüksek mevduatlardan traşlanma yapılmasını da konuştuk, bir varlık vergisi çıkarılmasını da.

“Suçtur, anayasal suçtur” diye bağırıyordu Başbakan. Merkez Bankası’na talimat vermiş, takip edilsinmiş…

Merkez Bankası’nın sadece Bankalar Yasası altında, herhangi bir bankanın durumu hakkında spekülasyon yaratabilecek söylemleri takip edebileceğini bilmiyor mu? Bence biliyor.

Açıklasın da bilelim, nasıl bir suçmuş bu? Suç değil, fikir özgürlüğü. Başbakanı öfkelendiren de bu zaten.

Sonra “anayasal bir suç” tanımı olmadığını da biliyor pekala. Bir davranış, bir söylem, ancak ceza yasasında karşılığı varsa suçtur. Kaldı ki, bir aydır yaptıkları birçok uygulamayla anayasayı delen kendileri. Sorun büyük diye kimse şimdilik sesini çıkartmıyor…

Şu anda mesele, adalettir.

Her kesimden fedakarlık. Herkesten gelirine göre fedakarlık. Bunu yapmadığın anda devletin temeli olan adaleti uygulamıyorsun demektir.

İşte çıkarttıkları son yardım tüzüğü. Basın özgürlüğünden kurtulmak istediklerini biliyoruz, onun için basın kuruluşlarının batmasını, çalışanlarının işsiz kalmasını umursamadılar bile. Ama diğer sektörler için de adalet yok. Göreceksiniz, Mayıs’ta bu paralar dağıtılmaya başladığında kıyamet esas o zaman kopacak…

Ne yapacakları umurumda değil. Biz neler yapılabileceğini konuşuyoruz ama bunlardan beklediğimiz bir şey yok. Ölünün gözünden yaş gelmeyeceğini biliyoruz.

Derdimiz bundan sonrası. Bundan sonrası için de, toplumsal bir birlikteliğe ihtiyacımız var. Bugün yaşadıklarımız bir daha yaşanmasın diye…

Adalet için… Gelir adaleti için, vergi adaleti için…

Özel sektörde sendikal örgütlenmeyi gerçekleştirmek için…

Gerçek anlamda sosyal devlet için…

Bağımsız, özgür basını yaşatmak, tekelleşmeyi önlemek için.

Geçecek bugünler.

Hani dibe vurmazsan çıkamazsın derler ya, şimdi tam da onu yaşıyoruz.

Kırk yıllık köhnemiş sistemi kökünden yıkacak bu dibe vuruş. O sistemin bekçileri, sonuçları gördüklerinde kendileri de şaşacaklar.

İşte buraya yazıyorum, gene konuşacağız…