Köşe Yazarları

BİRLEŞİK KIBRIS: (NASIL FEDERASYON OLACAK?)






Kafalarındaki ideolojilerin tutsağı olan, kendi saplantılarını bile değiştiremeden Kıbrıs’ı değiştireceğini sanan entel gevezelerinden oluşmuş bazı politikacılarımız için  “devlet olmakta ısrar etmek” o kadar da önemli değildir. Ya nedir  önemli olan diye sorduğumuzda “iki halkın birleşik Kıbrıs’ta  federal sistem içinde yaşayabilmesidir” diyorlar.
Kuzey’de Türk Güney’de Rumlar’dan oluşan kendi içlerinde egemen  iki bölgeli, iki devletli bir federal sistemi anladık ama ille de şu  “birleşik Kıbrıs” lafına sarmalanan tanımı anlamadık. Dahası 300 bin nüfuslu Kuzey’le 800 bin nüfuslu Güney’in, “birleştirilmiş Kıbrıs”ta  Merkezi Federal Sistemi  “nasıl bir “siyasi eşitlik” ilkesinde yöneteceklerinin hikmetini de anlayamadık!    
Tutun ki Temsilciler Meclisinde yüzde 30 Türk yüzde 70 Rum temsilci ve Senatoda eşit senatörlerle Federal Yönetim oluşacak.   Bu durumda  bir tek “kararın” bile nasıl  tartışmalı aşamalardan, uzun süreçlerden geçeceği de düşünülüyor mu?  Ki geçemeyeceğini de varsaymak zorundayız! 
Öte yandan “federal sistemin yürümesi için çapraz oylama kaçınılmazdır”  diyen Talat, Türk’e Rum’u Rum’a Türk’ü seçtirirken belki  iki halkın siyasi kaynaşmasını tyasavvur edebilir! Unutulmamalı  ama iki halk kendi içindeki seçimlerini bile sağlıklı yapamaz,  kavga gürültülere boğulurken bir de kalkıp Rum adaya yahut Türk adaya oy vermek durumunda mı kalacak? Kalacağı  için de Türk halkı  Rum adayın propagandalarına,  Rum  halkı da Türk adayın propagandalarına nasıl muhatap olacak?  
KALDI Kİ DIŞIMIZDA DA BİR DÜNYA VARDIR: Ortadoğu yeni devletler doğurmak için sancılanıyor. Belli olmuştur ki İrak da Suriye de üçe bölünürken Kürtler, Şiiler, Sünniler kendi sınırlarını çizip kendi egemen devletlerinin sahipleri olacaklar. TC’deki Kürt hareketinin nereye varacağını bugünden kestirmek mümkün değil! İsrail’le Filistin iki ayrı devlet olarak hangi barışçı ortamda birbirlerini öldürmekten vaz geçecekler o da bilinmiyor! Hatta uzaklardaki İspanya’da baş kaldıran Katalanlar Bağımsız devletlerini kurabilecekler mi merak ediyoruz?  Ukrayna Rusya ile sorununu nasıl çözecek?  Balkanlar bölündü yeni devletler oluştu ama ateşleri söndü mü onu da bilmiyoruz çünkü Bosna Hersek fokurduyor!
Kısaca: Her savaş “devletlu”  olmak içindir! Sadece bölgemizde değil, dünyanın her yerinde etnik halklar kendi devletlerini var etmek için mücadele ediyor, kanlarını canlarını veriyorlar.”
Ya biz ne yapıyoruz? Cevabını vermeden önce Rum tarafını ayazlatayım. Eğer Güney’in   Kuzey’deki Türk halkını kurucu devlet yapmak uğruna   tüm adanın “tanınmış devleti oluşundan” dolayısıyle “egemenliğinden” vaz geçeceği zannediliyorsa büyük gaflete düşülüyor!
MASADA PAZARLIK ÖNEMLİDİR:  Çünkü Kıbrıs Türk halkı için Kuzey son kaledir. Eğer Rum halkı   nüfusu ve mülkü ile   Kuzey’e yerleşip üç özgürlüğü de kullanarak  istediğince at oynatacak ortamları bulursa, bir gün bir parmağımızı ısırdığımızda onu birden sızlayacak! 
   **********     

DEVLET OL ALEM: (GÜÇLÜ OLMAYINCA KURUMLARI DA DÖKÜLÜR!)

Sürekli açıklamalar yapılıyor:     E-devlet için kurullar oluşturulacak deniyor…          Genel Sağlık Sigortası özel hastaneleri de kapsayacak deniyor…       Asgari ücret niteliğe bağlanacak deniyor…           Özel sektörde de sendikalaşmaya gidilecek deniyor…      Önümüzdeki yıl 9 yüz bin turist gelecek deniyor…   Ve ilahi…
Bu açıklama ve haberlere baktığınızda “eh dersiniz en azından plan ve programları çalıştırma gayreti var. Ne var ki “cekli caklı”  müjdeleri  buz gibi dondururken, “işte yine Yorgancıoğlu’nun Koalisyon hükümetine  döndük”  sinyalleri   geliyor! Mesela:
Geçitkale belediyesinin borcundan dolayı arabalarına haciz geldi!    KKTC’de 6 ayda 20 araç yandı!
Cezaevi benzer suçları işleyenlerin  ayni koğuşlarda kalması nedeniyle büyük arbedelerin yaşanacağı durumlara düştü!
Hemşireler Birliği en az 100 hemşireye daha ihtiyaç olduğunu açıkladı.
Çiftçiler ödenmemiş alacakları nedeniyle eyleme gideceklerini söylüyorlar. KTÖS de son uyarısını yaptı eyleme gideceğini duyurdu!
Domates üreticileri aracılar tefeciler tarafından sömürüldüklerini  söylüyorlar… YANİ: Bir yanda “yapacağız edeceğiz” vaatlerine dayalı yaprağın kımıldamağı bir hükümet ve  ataleti; öte yanda devletten şikâyet eden, sorunlarının çözümünü bekleyen mesleki Birlik ve Sendikalar. Kaldı ki asıl söz konusu olan günlük hayatın içinde kan tere batarken terinin emeğinin karşılığını göremeyen yurttaştır. Ki 45 bini Sosyal Sigortalara asgari ücretli olarak katılıyormuş!
YILLAR ÖNCESİ: Bugünlere gelirken “devlet fukaralaştıkça, insanlar palazlanıp semiriyorlar”  diyorduk! Kaldı ki bir de becerisi ile başarısını devlete nanik çekerek yukarılara diken  özel sektör büyümesi vardı.
Sonuç ortada ama:  Ne devletin fukaralığına karşın semiren yurttaş ne de büyüyen özel sektör! Dün de memnun değildi sosyoekonomik süreçten, bugün de! Çünkü Kurumları ile birlikte devlet büyük olamadı! Sorun Kalyoncu Hükümetiyle de devam ediyor… 
    **********
KISACA TAKILDIĞIM: (DAÜ’DEKİ HALLERİMİZ!)

Dün DAÜ şöyle bir dolandım. Kampus  kayıt yaptıran öğrencilerle dolu. Her taraf cıvıl cıvıl. İnsan Mağusa gibi malül bir kasabada yaşarken o kampusa bakıp  üzülüyor ama: Çünkü  Malül Gazimağusa artık DAÜ’ye layık değil! Ne yolları ne trafiği ne tertibi ne de öğrencilere hizmet sunumu ile!
Ve tabi Hükümetimiz de! DAÜ’nün rektörü hâlâ “vekil!”  Oysa YÖDAK  yasasına göre “vekâlet 6 ay ile sınırlı. Mevcut Rektör Necdet Ösam ise 6 ayını doldurdu ama vekâlete devam ediyor, bizatihi “illegal”  durma düşüyor! 
Buna karşın çok da şirin açıklamalar yapıyor. Mesela geçen hafta TC’deki  500 öğrencinin ilk tercihinin DAÜ olduğunu açıklıyordu! İnsan başını ellerinin  arasına alıp  “TC’deki binlerce  öğrenciden DAÜ’ye sadece  500 öğrenci mi ilk tercihini kullandı” diyerek kara kara düşünür! Ne var ki Ösam gurur duyuyor! İşte DAÜ’de hallerimiz!








Başa dön tuşu