Dünya şairi Nâzım adamım/adaşım; “Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor; Onlardan kalbime sevda geçmiyor; Ben yordum ruhumu biraz da sen yor; Bence artık sen de herkes gibisin; Yolunu beklerken daha dün gece; Kaçıyorum bugün senden gizlice; Kalbime baktım da işte iyice; Anladım ki sen de herkes gibisin… Büsbütün unuttum seni eminim; Mâziye karıştı şimdi yeminim; Kalbimde senin için yok bile kinim; Bence artık sen de herkes gibisin” demişti “Artık sende herkes gibisin” adlı şiirinde. İşte, eskiden forma aşkıyla yanıp tutuşan bir sporcu, lisansını taşıdığı bi’kulübe kuvvetle ihtimâl bu gözle yaklaşmakta. Neden mi? E nurtopu gibi kod adı “Nakit” olan bi’spor dünyamız var artık. Biraz yandan kaynak, biraz üste yama bi’profesyonel anlayışla eğri gemi, yanlış sefer üzerinden ite kaka itelediğimiz bi’spor dünyamız var bildik! E bu dünyanın lokomotifi de futbol. Süper Ligimizi bilen bilir; 1 milyon ve üstü TL’ye yukarıya, 700 bin’e orta sıralarda, 300 bin civarına da küme düşmece vaziyetleri var. E hâl böyle olunca da pamuk eller cebe cinsinden bir kulüp yönetimi aktifleşiyor bildik. Yenicami de, Doğan da, Küçük Kaymaklı da, Lefke de veya ölümün goca korü de yeni sezonu “20 Temmuz sabahı gördün hâlini” şarkısında olduğu gibi sabah ezanıyla birlikte sezon açacaklar. Önceleri, anterman öncesi yönetici bağlamında kalabalık bi’baklava ikrâm faslı ve de Allah Allah nidâlarıyla şampiyonluk parolaları vûkû bulacak. Sezon ortasında üçüncü antrenörü atamaya ilişikin girişimler, istifalar veya istifa etmeden kulübün içerisinde hizipler, nifaklar ve dedikodular çakılacak. Sezon sonunda ise “bi’daha bu işlere girmeyeğim” iddiaları ve de güya kulüpten kopmalar olacak. Kim ne derse desin, “kulüpçülük bi’hastalıktır”. Bu işe kapılan birileri mâlum kapıdan atsanız yine bacadan gireceklerdir. Bu kısır döngü yıllar boyunca dönerken sporcularımız ne âlemde? Önceleri forma aşkıyla(!) yanıp tutuşan bi’futbolcu, şimdilerde yukarıdaki şiirde de olduğu gibi; “Kalbimde senin için yok bile kinim; Bence artık sen de herkes gibisin” diyecek mi? E kesin diyecektir. Çorba parasını bile alamayan bi’futbolcu, alacaklarını ya haram, ya da helâl edip, başka bi’kulübü illâ ki kovalayacaklardır, tıpkı teknik adamlar gibi. Teknik adamlardan başka kim var bu âlemde? Tabii ki de hakemler. Gerçi hakem işleri artık yarı buçuk kurumsallaştı. Vasat bi’hakem haftada 2 antrenman, 1 toplantıya çaktı mı; biraz para, biraz fiziksel performans, biraz bi’gruba ait olma hissi, biraz da şan-şöhret’e illâ ki de erişecektir. İşte bu hengâme içerisinde bi’zamanlar yanıp tutuştuğunuz ve de “asla sensiz olamam” dediğiniz kulübünüz, formanız veya takım arkadaşlarınız araya nakit girince, bu’salt duygusal bağınız tabii ki de sulandırılacaktır. “N’apalım insanlık hâli” deme hakkınız var ama bi’defa birilerine “bance artık sen de herkes gibisin” dediniz mi, pılıyı pırtıyı toparlayıp derhal topuklayınız. Neden mi? E artık o birlikten bi’cacık olmaz. Atletico’nun Arda’sı dün Londra’nın Stanford Bridge’nde beylik bi’âaf etti; “Birinciysen birincisin, ikinciysen hiçbi’şeysin” dedi. İşte bu hiçbi’şeylik ve de çokbi’şeylik arasında anlamlı bi’farklılık var. Ne mi var? E; “Kod adı: Nakit” var yeşil yeşil. Üzerinde de; “In God We Trust” yazar. Amerikan ekonomistler bu yazı için; “Allah’a güveniyoruz. Bu para onun koruması altındadır” diyorlar. USD cinsinden Allah hepimize akıl ezan versin…


























