Sn. Başbakan Saner daha gün ışırken ve ayağını yatağından eşiğe basmadan ellerini öne doğru uzatarak büyük bir huşu içinde, “ey Allahım” dedi.
“Verdiğin nimetlere şükranlar… Kıbrıs Türk halkı sayende ve UBP sayemizde en mutlu ve kutlu dönemlerini yaşamaktadır.. Yeniden iktidara doğru yürüdüğümüz bu mutlu ve kutlu dönemlerde bize bahşettiğin bu büyük lütufa bin teşekkürler…
İnsanların “nankörünü” sevmem! Her koşulda “ilahi yarabbi şükür” diyene saygı gösteririm.. Amma ve lakin:
***
ÖDENMEMİŞ borcumdan dolayı bir süredir kesik olduğu için çalışmayan, dolayısıyla kesilmiş internetimi açtırmak için borcumu da ödediğim halde tüm çabalarıma karşın hâlâ açtırmamam, bu nedenle günlük hayatımın bir parçası haline gelen böylesi tatsız olay nedeniyle huzurumun kaçması bir yana, devlet karşısında çaresiz yurttaş durumuna düşmem de doğrusu sindiremeyeceğim bir olay! (Tabi sonunda bağladılar da hani eksik olsun dedirtirler ya. Öyle işte!) ***
Üstelik “E devlet olacağız” iddiasında bir devletin marifeti bu!
Ve muhtemeldir ki görevini savsaklayan ilgili memur da az ötesinde bir başka memurdan, o memur da “memurlar, kamu görevlileri” silsilesinden ve tümden “devletin düzeninden” şikâyetçidirler! Hem de bizatihi düzen bozucu oluşlarının itham ve sorumluluğunda! ***
ÖYLE DE OLDU MU şikayet ve kırgınlıklarla “bozuk düzenler” üzerinde oturan devletin “Başbakanına” yönelik şikâyet ve serzenişleri yadırgamamak gerekir!”
Kaldı ki KKTC İlan edileli beridir “halka yansıtacağı iyilik sağlığı gözlenirken, memleket hâlâ gelip giden siyasi parti iktidarlarının ellerinde savrulan “çiftlikleri” oluştan kurtulamadı…
Bunda “grak” dedik et, “gruk” dedik su veren TC’nin ters tepen yada çok fazla gelen “yardım ve inayetlerini” de dikkate almamız gerekir! Çünkü gelip giden KKTC yönetimlerini “nasılsa para akacak, yardımlar gelecek rahatlığıyla tevekküle itmekte! Ankara’dan söz ediyoruz! ***
Kİ ŞİMDİLERDE Saner koalisyon hükümetine musallat olan da bu düşüncedir işte! “Nasılsa Ankara bizi ne aç bırakır ne korumasız. Yedirir de içerir de giydirir de.. Hatta hobbalara bile götürür getirir de..
***
Eee! HELLİM İŞİ NE OLACAK AMA: “Eşref’in internetini geçtik! Olsa da olmasa da vız gelir tırıs gider” de ya yakında devreye girecek olan “Kıbrıs menşeli hellimlerimizin AB’e ihracatı sorunu ne oldu?”
Hellimin AB tarafından “Kıbrıs menşeli” olduğunun tescilinden bu yanadır ilgili ilgisiz dünya kadar açıklamalar yapılır, bilgilendirici yazılar yayınlanırken, bizim ilgili mesleki örgütlerimizle bizatihi devlet soruyordu: “Ne yapacağız?”
***
ÇOKTAN YAPMAMIZ GEREKENLERİ: Yani yumurtanın kapıya dayanmasını beklemeden küçükbaş hayvan popülasyonunun sütünü uygun kural ve besicilikle AB’ye yönelik ihracata hazırlamak..
NE var ki her sabah “amentüsü” haline getirdiği yakarışıyla “hedefimiz iktidara yürümektir” diyen Başbakan Saner için koyun kuzularla uğraşmak hatta “ilgili Bakanı” için bile yakışık alınamayacak kadar apolitik olmalı; Güney’den hellim ihracatı başladı ama biz daha “evsafını” konuşuyoruz!
Kaldı ki üretimde inek sütüne katılması gereken “keçi sütünün” tedariki konusunda da sorunlar devam etmekte..
***
KISACA Hayvan besicisi bir kez daha büyük fırsatı heba ederken, KKTC yönetimi de siyasi arenada bile kullanacağı büyük bir ihracat olayının hâlâ laflamasını yapmaktadır! ***
NİTEKİM NE DİYOR Sn Başbakan ile KIB-TEK’le başı dertte ortağı: Hedefimiz tek başımıza iktidara yürümektir..
Yani “şu anda da muktediriz ama daha çok olmalıyız ki…”
Ne olsun nerelere varılsın? ***…KISACA hep vuslata kalmış vaatlerle geçen ömürleri anladık da on kilometrelik yeni bir yol yapılsa “kalkındık” diye kendinde bir ömür boyu memleketin iktidarına ipotek koyma hakkı olduğunu zanneden bu siyasi partilere nasıl anlatmalı. Hâlâ “Bu memlekette hâlâ hiçbir şey olamadığımızı!”
































