Sayın Serdar Denktaş farkında mı bilmem ama bu hükümete süre biçenler hiç boş durmuyorlar. Yani Serdar Denktaş’ın işin dışında olduğu ifadesini, öyle olmadığına inanmak istediğimden söylüyorum…
Hükümetin kurulduğu andan itibaren, her adımında bir “kriz” lafıdır gidiyor. Olanlar kriz olarak nitelenebilir. Ama kamuoyuna öyle aksettirilmesi, hatta körüklenmesi mi gerekir.
Maksat hükümetin devamı mıdır, kısa sürede çökmesi mi..?
Herkes de açıkça görüyor ki, belli çevreler, ellerinde bir körük habire alevlendirmeye çalışıyorlar.
Bizim memlekette başka ülkelerde olmayan bir demokratik yönelim vardır. Bizde eğer tek başına bir parti iktidarda değilse, hükümete yönelik denetimi muhalefet değil, her nedense koalisyon ortakları bizzat kendileri yapar. Sanki bir an önce hükümeti bozma niyeti varmış gibi. Bu defa da aynısı oluyor.
Sanki maksat halkın, devletin yararına icraatlar yapmak değildir. Eğer öyle olsaydı, akıl yolu, uzlaşma yolu sonuna kadar kullanılır, torpil, popülizm, partizanlıkla parti çıkarları değil de, toplumun genelini ilgilendiren çıkarlar önde tutulurdu.
Son bir kaç haftadır kriz üstüne kriz. Polis müdürü atayacaksınız kriz, geçmiş hükümetin yaptığı bir yanlışa dur diyeceksiniz, kriz. Kıbrıs konusunda, hazırlanan ortak metinde kriz. Belediyelerin sorunları, kriz. Yoksa da yaratılıyor…
Açık konuşalım, birileri bir yerlerden kriz düğmesine basmış, hükümeti düşürmeden de elini çekmeyecek gibi görünüyor. Amaç, UBP-DP hükümeti. Sebep, birileri açısından Cumhurbaşkanlığı seçimleri, başkaları açısından elden giden gücün geri alınması. Dikkat edin, her krizde, hemen bir UBP-DP görüşmesi haberi de beraberinde geliyor. Varsa yoksa kişilerin ya da küçük menfaat gruplarının çıkarları. Bunu da öylesine açık, öylesine çılgınca yapıyorlar ki, ortada ne siyasi etik kalıyor, ne ülke çıkarları…
Görev CTP’ye düşüyor. Hükümet ortağının yayın organında sürekli kriz manşetleri atılmasına kulak asmadan, halkın desteğine dayanarak doğru bildiği yolda cesaretle ilerlemesi. Kuşkuya, endişeye gerek yok…
Herkes için değişim…
Bir yılın yorgunluğu kolay çıkar mı bilmem ama tüm olumsuzluklara rağmen yeni yıla umutları yüksek tutarak girmek lazım. Her ne kadar Başbakan Yorgancıoğlu’nun, 2014 yılının 2013 yılından biraz daha zor geçebileceğine işaret etmesine rağmen yeni yılın, yeni umutları da beraberinde getirmesini istiyoruz. Evet gerek ekonomik, gerekse siyasi sıkıntıların tavan yaptığı bir yıl geride kaldı. Toplumsal olarak birçok izler bıraktı belki ama bunları düşünmek ve içinde boğulmak yerine, herkes, sen, ben, siyasiler şapkalarını önüne koymalı. Çünkü biz, şapkamızı önümüze kendi isteğimizle koymazsak, birileri bir şekilde koyacak, hem de belki hiç hazır olmadığınız bir anda…
İşte bu nedenle, geride bıraktığımız yıl içerisinde yaşadıklarımızı değerlendirmek için, biraz sağduyu gerekiyor. Yaşamımız ile ilgili fark ettiklerimizi, başkalarıyla paylaşmamız da gerekmiyor. Kendimize itiraf etmemiz, kendimizle yüksek sesle paylaşmamız bile yeterli. İnanın bu bile çok önemli bir gelişme. Değişim herkes için. Gelişmek için değişmek şart. Unutmayın ki, değişim olmadan gelişim olmuyor…
YERİN KULAĞI VAR
HERKESE YETER: Kamu-Sen Başkanı Mehmet Özkardaş, şu an kamuda altı bine yakın boş ve münhal ilan edilmeyi bekleyen kadro bulunduğunu kaydederek, geçici memur sayısının ise bin üç yüz civarında olduğunu açıkladı. O zaman ortaklar 366 geçici için niye kavga ediyorlar ki?.. Özkardaş’a göre, geçiciler dışarı, beş bin civarında boş münhal varmış. Bu kadar münhal CTP’ye de, DP’ye de yeter de artar bile…
NE DEMEK İSTEDİ: CTP ile DP arasında baş gösteren ve 31 Aralık itibarıyla sözleşmeleri uzatılmayıp, işlerine son verilmesi planlanan 366 kişi için hükümet ortakları öyle bir çözüm formülü buldu ki, eminim bizler kadar, onlar da anlamadılar. Birçok belirsiz, hatta yeni krizler doğurabilecek noktalar var. Öyle görünüyor ki, küçük ortak büyüklüğü epey rahatsız etmiş…
NE YILDI AMA: Tarihteki birçok yazıtta bile 13’le biten yıllar atlanmış. Hatta günümüz dünyasında birçok otel ve seyahat gemisinde 13’le biten oda numarası yokmuş. Sonunun “13” olmasından mıdır nedir geride bıraktığımız 2013 bize kehanetlerin gerçek olduğunu gösterdi sanki. Hiç ama hiç unutulmayacak.
KRİZ ETKİLİ OLDU: Ekonomik krizden mi, yoksa dövizdeki aşırı yükselişin getirdiği ruh halinden midir nedir bilinmez ama bu yıl vatandaşlar yeni yılı dışarıda kutlamak yerine, evde eğlenmeyi tercih ettiler. Bunun yanında Euro’daki artış nedeniyle Güney’e rağbet de, geçtiğimiz yıllara oranla sınırlı kaldı. Öyle görünüyor ki, daha zorlu geçeceği beklenen 2014’te, tüketim alışkanlıklarımız epey değişecek…
DOĞRU BİR İSİM:
Mevlüt Çavuşoğlu Türkiye-AB ilişkileri açısından bir şans bence. London School of Economics’den doktorası bulunan Çavuşoğlu, AB çevrelerinde de çok iyi tanınan, iyi bağlantıları olan bir parlamenter. Aynı zamanda, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’ne başkan olan ilk Türk. Ve esas önemlisi, KKTC’yi ve siyasilerini çok yakından biliyor. Çavuşoğlu, bugünden itibaren AB Dönem Başkanlığı’nı üstlenen Yunanistan’ın, Güney Kıbrıs’tan farklı olarak, Türkiye’nin AB üyeliğini desteklediğini söylüyor ve umutlu olduklarını söylüyor. Bazen aynen Çavuşoğlu gibi, kendini fazla reklam etmeden, sessiz ve derinden doğru ilişkiler kuran kişiler, büyük değişimler gerçekleştirebiliyorlar. Ben Sayın Çavuşoğlu’nda bu potansiyeli görüyorum…
AKEL’E BAK SEN:
Hani hep derim ya, bu Rumlar önce çözüme ikna edilmeli diye… Adamlar, bir anlaşma olasılığını bile ortaya çıktığı anda yok etme planı yapıyorlar. Büyük çözümcü AKEL’in Genel Sekreteri Kiprianu diyor ki, “Eroğlu ve Türkiye’yi zor durumda bırakmanın yöntemleri vardır”… Marifete bakın. Niyet tabii ki üzüm yemek değil, Türk tarafını dövmek.
ZİRVEDEKİLER
Ferdi Sabit Soyer: “Sırf sağda siyasi olarak büyük olma adına, o insanların hamisi kesilmekle Sayın Serdar Denktaş, statükonun hiçbir yapısının da değişmesinin tarafı olmayacağını da göstermektedir. Olsa olsa statükonun yarattıklarının fırsatçı bir sahiplenicisi olabilir. Bir yandan kamu kaynakları ile istihdamla siyaset yapmaya sözde karşı çıkacaksın, ama öte yandan da bunun yol açtığı sonuçlardan siyasi yararlanma yolunda da tavır takınacaksın…”
DİPTEKİLER
Krizden Medet Umanlar: Hükümetin CTP ile kurulmasından memnun olmayan DP içindeki kesim, her fırsatta yeni bir kriz yaratılması ve hükümetin düşmesi beklentisi içinde. Dikkat edin, istihdamlar, Polis Genel Müdürü ataması hepsinde hemen bir “Kriz” lafı dolaştırılıyor ortalıkta. Doğru aslında onlar da haklı, CTP ile ortaklıkta akıllarındakileri gerçekleştirmeleri imkansız. Bu ortama meydan verenin de CTP’nin bizzat kendi kararsızlığı olduğunu vurgulamakta fayda var…
Orta Mesarya’da geçtiğimiz pazar etkisini gösteren sağanak ve dolu yağışından nasibini alan Ulukışla’da yaralar sarılmaya çalışılıyor
































