Ticaret Odası Ankara’da…
Hem meslektaşlarıyla, hem de devlet yetkilileriyle temaslar yapıyor.
İki ülke arasında hala varolan ticari engellerin kaldırılmasını istemişler.
Odalar ve Borsalar Birliği’nden, uluslararası alanda yardım istemişler.
İlgimi çeken şu oldu…
Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, kabulünde, KKTC Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz’den, “yapılan çalışmalara ışık tutması için” ellerindeki verileri istemiş.
Yarım yüzyıldır kendi kendimize bir şeyler üretip satmanın derdindeyiz…
Kırk yıldan fazladır Türkiye’yle kurumsal ikili ilişkilerimiz var, ama hala daha ticari ilişkiler Kıbrıs Türk tarafının aleyhine işliyor.
Üretiyoruz, satamıyoruz.
Aslında Ticaret Odası bu işi Sanayi Odası’yla birlikte yapmalı ya, o ayrı mesele…
Sorunu Türkiye’ye bağlayıp, kestirip atamazsınız.
Bizim de yapmadıklarımız var. Bizim de eksiklerimiz var. En başta da hiç bir zaman ikili ticari ilişkileri gereği gibi ciddiye almamak, peşine düşmemek geliyor bence.
Bir Mersin limanı engeli lafıdır gider. Niye hallolmaz, belli değil.
Onun için de Bakan Akdağ’ın “elinizdeki verileri alalım” demesi önemli.
Diyeceksiniz ki, “bilmiyorlar mı?”…
Bilebilirler…
Ama siz derdinizi, önceliklerinizi adam gibi anlatıp, peşine düşmek zorundasınız.
Yok, biz hep karşıdan bekledik. Söyledik ve bıraktık.
Demek ki Ticaret Odası somut verilerle gitmiş. Dertlerini bir bir saymışlar. Her halde çözüm yollarını da.
Ve ciddiye alınmışlar.
Şimdi yapacakları, takipçi olmak, peşini bırakmamak…
Hep yapıldığı gibi “Bırakalım da siyasiler ileri götürsün” derlerse, olacak hiç bir şey yoktur.
Hele de “yeni yol”, “yeni politika” tartışmaları yapıldığı bugünlerde, KKTC’nin hem ekonomik gücünün, hem görünürlüğünün artmasından daha önemli ne var ki..?
Tam fırsat…
Diğer yandan, Sanayi Odası’ndan bir heyet, Afrika’da…
Kenya ve Sudan’a gitmişler.
Geçen yıl Ankara’da “Türkiye ve Afrika Arasında Ekonomik İşbirliği Konferansı”na katılmışlar, Kenya Ulusal Ticaret ve Sanayi Odası arasında işbirliği protokolü imzalamışlardı. Bu çerçevede faaliyete başlamışlar.
Hangi ürünleri pazarlamayı düşündüklerini bilmiyoruz.
Ancak oralarda ciddi pazarlar olduğunu ve Türkiye’nin ciddi bir ihracat ilişkisine girdiğini biliyoruz. Türkiye basınında sık sık “İhracatın yeni adresi Afrika” başlıkları boşuna değil.
4 yılda Türkiye’den, tam 64 milyon dolarlık ihracat yapılmış Afrika’ya.
Genel ithalatı ne kadar biliyor musunuz? 550 milyar dolar civarında… Dehşet bir rakam.
Ne ABAD kararı, ne başka bir ambargo. Üstelik coğrafi olarak da başka ülkelere göre daha şanslıyız.
Artık küçük düşünmekten vazgeçecek olgunluğa eriştik. İnsan kaynakları açısından da, bilgi, tecrübe açısından da. Ambargo diye ağlaya ağlaya bir yere gideceğimiz yok.
Sonuçta dünya Avrupa’dan ibaret değil.
Her şey de siyaset değil. Özellikle ticaret… Baksanıza Türkiye’nin petrolcüleri Güney Kıbrıs’ta işbirlikleri kuruyor. Türkiye’nin son dönemde en yakın dostu Katar, Güney Kıbrıs’la doğal gaz anlaşması yapıyor.
Ekonomi Bakanı Özdil Nami’nin Türkiye temasları da bu bakımdan önemli. Daha öncekiler gibi, siyaseten dağıtacağı hibe parası koparmaya gitmiş gibi görünmüyor. Kıbrıs Türk ürünlerinin tescili, ihracat kolaylıkları gibi konuların ele alındığından söz ediyor…
İnsiyatif almak gerek, risk almak gerek, çaba göstermek gerek…
Genç girişimcilerde bu vizyonu görmek, umut veriyor…
YERİN KULAĞI VAR
HEPSİ BUZLUĞA:
Türkiye’nin aldığı erken seçim kararı bizi nasıl etkiler diye sosrarsanız söyleyim. Öncelikle 24 Haziran’a kadar kimsenin bizim halimizi soracak, sıkıntımıza koşacak bir durumu olmayacak. Protokol ile ilgili olarak “ne yaparsak kar” dönemine gireceğiz. Bir de Kıbrıs konusu var ki, görüşmelerin yeniden başlamasını bekleyenler, bu işin sonbahardan önce olmayacağını akıllarına koyacaklar…
CTP’NİN RAKİBİ CTP:
CTP için basında yazılanlar, fısıltı gazetelerinden gelen haberler aslında partide işlerin hiç de iyi gitmediğini gösteriyor. Son yıllarda CTP’yi saran hastalık belli ki hala tam olarak geçmemiş. Cumhurbaşkanlığı ve erken genel seçimlerde bunu epey hissettik. Yakında yerel seçimler var, aynı hastalık yine nüksetmiş gibi görünüyor. Kusura bakmasınlar ama, bu seçimlerde CTP’nin en büyük rakibi yine kendisi olacak…
TORNİSTANIN SEBEBİ BELLİ:
Özgürgün’ün “u” dönüşü ve özür dilemesinin arkasındaki neden ortaya çıktı. Meğer bu tornistanı, Türkiye Dışişleri Bakanı’nın ziyareti sebebiyle yapmış. Dün baktık, o saygı duymayan arkadaş, masada arzı endam ediyor. Burada kasaba politikacılığı yaparsınız da, başkalarına anlatamazsınız. Yani diyeceğim, tabanından gelen tepkiler falan değilmiş neden.
DAĞ FARE DOĞURDU:
Hükümetin bet ofislerle ilgili kararı aslında malumun ilanıydı. Karar, seçim öncesi verilen sözler ve seçimlerden sonra Başbakan’ın açıklamalarıyla yeşeren umutları aldı götürdü. Bakanlar Kurulu, bet ofislerinin lisans bedellerini artırarak, sayılarını azaltma düşüncesinde. İyi de altın yumurtlayan bu tavuktan lisanslara artış yaparak vazgeçileceğini mi düşünüyorsunuz? Bu karar, parayı bastırın ve işinize devam edin demek değil de nedir? Varsın çocuklar harçlıklarını kumara yatırsın…
PİYASA UCUZLAR MI?:
Dövizle ilgili “iyileştirme kararları” vatandaşa değil, yine tüccara yarayacak. Kararda, “ithal malın ülkeye girdiği tarihteki döviz kuru esas olacak, sonradan kurda düşüş olursa bu düşük kur esas alınacak” deniyor. İyi de tüccarın denetlemesini nasıl yapacaksınız? Adam ucuza getirecek ama, bunu piyasaya yansıtmasını beklemek hayal. Bugüne kadar zamlanan bir malın fiyatının düştüğünü gördünüz mü hiç..?

BÖYLE TUHAFLIK DUYMADIM:
Güney’deki havalimanlarının işletmecisi Hermes şirketi, 2012’de işletme ihalesini aldığında sözleşmeye bir madde koydurmuş. Madde şöyle “Kıbrıs sorununun çözümü; çözülmemesi ve Ercan’ın çalışmaya devam etmesi halinde, kaybedeceği yolcular için kendisine tazminat ödenmesi”… O günden bugüne hakettiği toplam tazminat 70 milyon euro. Bunun 46 milyonunu da almış. Ne kadar tuhaf değil mi? Acaba 2012’de ne düşündüler? Çözümün kapıda olduğunu mu? Yoksa Ercan’ın kısa sürede hakkından geleceklerini mi? Şimdi ödesinler dursunlar bakalım…
ZİRVEDEKİLER
Erçin Şahmaran: “Bütçesinin %88’i personele giden bir devlet yapısı nasıl düzelecek?
Kamu reformu şart, yoksa bu yarayı pansuman yaparak kapatamazsınız. Verimlilik, liyakat yok, kendimize göre düzenlediğimiz yasalarımız, hepsi başımıza bela oldu. Şu ana kadar sancı var, değişim yok. Fakat yapmak, yapmamaktan iyidir ve bir yerden başlamak gerek”…
DİPTEKİLER
Yok Artık: Bakanlar Kurulu’nun, yeni casino izni vermek için Meclis’te ilgili yasanın değişmesi gerektiği halde, bu yasayı değiştirmeden, Karaoğlanoğlu’nda inşa edilen Kaya Palazzo’ya, yeni kumarhane izni verdiği iddia ediliyor. Kumarhane izninin, bazı bakanların karşı çıkmasına rağmen verildiği de gelen iddialar arasında… İzaha muhtaç bir durum.
































