Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bırakın toplum özgürce değerlendirsin…

Ortada henüz üzerinde tartışacağımız kesinleşmiş ne bir belge, ne de bir harita olmamasına rağmen toplum muhtemel “evetçiler” ve “hayırcılar” diye cepheleşmeye başladı bile. Daha doğrusu, cepheleştirme başladı…

Her iki liderin bile bilmediği, hatta hiç konuşmadıkları konularda bile ahkam kesiliyor. “Eğer böyleyse ben evet, ben hayır derim” diye de yorumar var. Bırakın yorum yapmayı, gerçekmiş gibi vatandaşlarla da paylaşılıyor. İşin altında, nasıl bir metin çıkasa çıksın, kesin “evet” veya kesin “hayır”a oynamak, toplumda şimdiden bu algıyı yaratmak var gibi duruyor…

Herkes düşüncesinde özgür ve hürdür. Ancak olmamış şeyleri varmış gibi göstererek, insanları etkilemeye çalışmaları ne derece doğru bir davranıştır.

Dün Radyo Havadis’teki programımızda da aynı şeyleri konuştuk. Körü körüne evet,  körü körüne hayır propagandası yapmanın sakıncalarını tartıştık. Her iki toplumun da kendince kırmızı çizgileri, olmazsa olmazları vardır ve olmalıdır da. Ancak bunlar, karşılıklı al verlerle ve en önemlisi iyi niyetle çözülmelidir.

Şu gerçeği her iki toplum da çok iyi bilmelidir. Eğer adada aklıcı bir çözüm istiyorsak, bunun her iki taraf için de bir bedeli olacaktır. Amaç, olası bir çözümde en az insanı mağdur edecek formülü bulmaktır. Bir anlaşmada ne kadar az insanı mağdur ederseniz, yaptığınız anlaşmanın ömrü de o kadar uzun olur…

Dediğim gibi önemli olan neyi verip neyi aldığımızın muhasebesini iyi yapmaktır. Göç edecek insanların nerede, nasıl ve hangi kaynakla istihdam edileceklerini bilmek en doğal haklarıdır. 2004 Ananan planı dönemindeki gibi, sadece hayal satan vaatler yerine, ciddi ve kabul edilebilir somut veriler ortaya konulmalı. Sonuçta, kırk yıl içinde  2-3 kez, hatta daha fazla göç yaşayan insanların, gelecekle ilgili kaygılarını gidermek zorundayız…

Başta da dediğim gibi ortada henüz üzerinde anlaşılmış bir metin olmamasına rağmen, iddia ve varsayımlar üzerine birbirimizi yemeye başladık bile. Ortaya çıkacak bir metinden, bu metni iyice okuyup hazmettikten sonra, beğenen “evet”, beğenmeyen “hayır” deme özgürlüğüne sahiptir. Ama ortada henüz bir belge yokken  toplumu, “Rumcu” veya “çözüm karşıtı” diye bölmek, kimsenin işine yaramaz. Aslında “evet” veya “hayır” da sıkıntısı bizde değil, Rumlarda olmalıdır. Çünkü önlerine gelecek bir plana ikinci kez “hayır” demeleri onları zor duruma düşürebilir hatta, adada kalıcı bazı siyasi değişikliklerin önünü de açabilir… Özellikle 1. Mont Pelerin zirvesinde Akıncı’nın son gün yaptığı açılımla sıkışan ve “izin” isteyen Anasatasiadis ve ekibinin, bunun BM açıklamasında yer almaması için  uğraşmalarına rağmen, aynen yer alması bizim için önemli bir başarı olmuştur…

Bu tartışmaları yapmak için henüz çok erken. Pazar ve Pazartesi liderlerin görüşmeleri sonrası, üzerinde daha ciddi tartışabileceğimiz bir durum ortaya çıkacaktır. Beklentiler, 5’li bir zirve için tarih verilmesidir. Bunun başarılması halinde, toprak ve garantiler konusunda da önemli bir adım atılabileceğini söyleyebiliriz…

Sonuç olarak, ortaya çıkabilecek bir belgeyi referanduma götürmek ve bununla ilgili olarak oyunu “evet” veya “hayır” olarak kullanmak herkesin özgür iradesiyle vereceği karar olacaktır. Kimsenin varsayımlar üzerine spekülasyonlar yapmaya hakkı yok. Burada unutulmaması gereken şey, olası bir referandumun sonucu ne olursa olsun, bundan sonra da bu topraklar üzerinde yine birlikte yaşayacağımızdır…

 

 

YERİN KULAĞI VAR

KABİNEYE YENİ YIL AYARI:

Kabinede değişiklik yapılacağı yönündeki haberler yine konuşulmaya başlandı. Kabinedeki değişikliklerin DP kanadında değil, sadece UBP kanadında yapılacağı da yine gelen iddialar arasında. İddialara göre kabinedeki bazı bakanların görev yeri değişirken, bazı bakanların da kabine dışında kalacağı ve bu değişikliklerin yeni yılın hemen öncesinde yapılacağı konuşuluyor…

 

ALGI OPERASYONU:

Henüz ortada ne bir plan, ne de kesin anlaşılmış bir konu var ama, daha şimdiden vatandaşa korku salmak için kollarını sıvayanlar az değil. Yerel bir gazetemiz, çözüm olması halinde, Rumlara ait büyük bir arazi içinde ev yapanların, arazilerinin bir bölümünü iade edecekleri iddiasında bulundu. Amaç, olası bir referandum için, toplumda bir algı yaratma gayreti…

 

HAK ETMİYORUZ:

Girne eski Kaymakamı Mehmet Envergil, derelere, dere yatakları, su akarlarına yapılaşma ile müdahale edildiğini iddia ederek, Girne’nin ciddi bir tehlike altında olduğunu söyledi. Son örnek, karaoğlanoğlu’nun üst kısmında halen devam eden bir inşaatın dere doldurma faaliyeti. Heryere şikayet yapıldığı halde, buna da “yürü de korkma” dendi herhalde. “Bir karış toprak vermeyiz” diye nara atanlar, içine ettiğiniz bu ülkeyi hiç hak etmiyorsunuz. Sizin tek derdiniz, nemalandığınız bu düzenin devam etmesi, başka birşey değil…

 

ÖRNEK HOŞ OLMADI:

Turizm Bakanı Fikir Ataoğlu’nun “Aya Napa” benzeri eğlence yerleri porjesi, daha hayat bulmadan sert eleştirilere neden oldu. Hani diyoruz keşke örnek olarak, adı fuhuş ve uyuşturucu ile anılan Aya Napa’yı göstermeseydi. İnanın o zaman bu kadar tepki çekmeyecekti…

 

SİBEL HANIM, YAPARSANIZ, SİZ YAPARSINIZ:

Gazetelerde küçük bir haber; Kıbrıs Türk Tabipleri Odası, Meclis Başkanı Sibel Siber’i ziyaret ederek, “Çocuk İstismarı ve Önleme Yasa Tasarısı”nın, önemli yol kat etmesine rağmen süreç içerisinde kadük olduğunu belirterek, destek istedi. Siber de üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu, ancak hükümetle de diyalog gerektiğini söyledi. Ama Sibel hanım, hükümete kalırsa zor. Diyalog mu gerekli, Komite kurulması mı, her ne ise, bu işi bizzat üstlenmelisiniz. Kamuoyunun da arkanızda olduğundan emin olun. Hele de bugünlerde TBMM’ye verilen, ‘tecavüzcünün  mağdurla evlenmesi halinde cezanın ortadan kalkmasını’ öngören tasarı gündemdeyken ve de ülkemizde alışık olmadığımız bu tür suçlar artmaktayken, toplumsal vicdan ve kamu düzeni için bu işi yaparsanız, siz yaparsınız… Sosyal sorumluluk taşıyan Tabiplerin de önce size gelmesi tesadüf değil…

 

SADECE LAF, O KADAR: Yeni üniversite açma izninin Meclis’e bırakılması konusunu en son Eğitim Bakanlığı döneminde Kemal Dürüst gündeme getirmişti. O günden bugüne sanırım 10 yeni izin daha verildi. Yeni bakan da aynı şeyleri geveliyor. Yapın da görelim… İstihap haddinin dolmasını, eş dost ahbabın taleplerinin bitmesini mi bekliyorsunuz..?

 

 


ZİRVEDEKİLER

Yeşil Barış Hareketi:  “Getirisi en alt düzeyde, sosyal tahribatı en üst düzeyde bir model olan Aya Napa modeli turizm, güzel bir şeymiş gibi lanse edilerek, iki tane yapılacağını söylemek, ülkede turizme ne denli yüzeysel bakıldığının göstergesidir. Belalı ve baş ağrısı yapısı nedeniyle ülkede toplumsal travma yaşatacak böyle bir girişim, uzun vadeli politikalar dikkate alınarak yeniden değerlendirilmeli…”.

 


DİPTEKİLER

Yüksek Mahkeme’ye Kapak: Adam geçmişte defalarca sirkat suçu işlemiş. Son yakalandığında 6 yıla mahkum olmuş. Yüksek Mahkeme cezasını fazla bulmuş indirmiş. 8 Kasım’da beraat etmiş, bir kaç gün sonra MTG’nin çelik kasasının çalınması suçuyla tutuklanmış. Geçmişi temiz olsa tamam, cezayı düşürsün Yüksek Mahkeme de, adamın mükerrer suçu var, alışkanlık haline getirdiği açık. Şu son işlediği suç için ne diyecekler acaba..?