Köşe Yazarları

Bir yıl önce bir yıl sonra


İkinci Dünya Harbi bitmiş yaralar sarılmaya başlanmıştı.

Kıbrıs’ta İngiliz askeri olarak savaşa katılıp da dünyanın belirli savaş alanlarına sürüklenenler de çoktan adaya gelmişlerdi, hayatlarını kaybedenler hariç.

Ortalık sakindi.

Sene 1951.

Ada parçalanmamış, bölünmemiş, köyler kasabalar yerinde; herkes işinde gücündeydi.

Kıbrıs meselesi vardı ama alevlenmemiş, fakat çok geçmeden alevlenecekti.

Rumların emelleri Yunanistan’a bağlanmaktı, Ada Türkleri ve Türkiye ise statükonun bozulmasını istemiyorlardı, yani İngiliz İdaresi devam etmeliydi, eğer statüko bozulacaksa ada Türkiye’ye verilmeliydi.

İki tarafın siyasi pozisyonu buydu ama konumuz bu değil…

Sene 1951 dedik, gazeteler yerli haber bulmakta güçlük çekiyorlardı.

Gazetelerin ön sayfaları dış haberlerle doluydu.

Aynı tarihte 1 Aralık Cumartesi günü yayınlanan Bozkurt gazetesinin manşet haberinde Rusya’nın silahsızlanma teklifini kabul ettiği yer alıyordu.

Ön sayfadaki diğer haber başlıkları şöyle:

“Kral 6’ıncı Gorc Windsor Şatosunda İkamet Edecek”

“Mittefik Pilotlarının Havada Kazandığı Zafer”

“Yugoslaya Kominform Devletlerinden Şikayetçi”

“Kore’de Ateşkes Müzakerelerinde Durgunluk Var”

“Batı Almanya Başkanı Ne Diyor?

“İngiliz Sömürgeler Bakanı Singapur’da”

Ve son olarak,

“Mr. Churchill 77. Doğum Gününü Kutluyor”

Sanırsınız ki Bozkurt değil The Guardian gazetesi!

Dönem öyleydi.

Bugünkü sorunların 10’da 1’i bile yoktu.

Tren ya kalkmış ya kalkmamıştı.

Hayat iç içe yaşayıp sürüyordu.

Ne Ermeniler, Ne Rumlar terk etmişti Lefkoşa’nın kuzeyini.

Lefkoşa’nın göbeğinde yapılan Ayluka panayırına Türkler de katılıyordu birçok yerde olduğu gibi…

Geçtiğimiz gün Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Hanım “Ülke sorunlar yumağı; bir yıl önceki konuşmamı yüzde 95 değişiklik yapmadan okuyabilirdim” demişti.

1951 tarihli gazetelerle, 1952, 53 tarihli gazetelerin haberlerinde de pek farklılıklar yoktu.

1 yıl sonraki gazetelerde haberler ne ise, bir yıl sonraki gazetelerde de öyleydi.

Ya Kralın şatosu, ya Churchill’in hayatı merak konusuydu.

Zihinler alabildiğine zehirlenip iki toplum birbirine düşene kadar gazeteler İngiltere’de hukuk tahsili yapan bir Kıbrıslı Türkü bile haber yapabiliyor, aynı şekilde evlenenlerin gazetelerde haberleri veriliyor, gazeteler de kutlama mesajı yayınlıyorlardı.

“Gazete olarak yeni çiftlere mutluluklar diliyoruz” ya da “Hasan Raif İngiltere’de hukuk tahsilini tamamlayıp adamıza avdet etmiştir, kendisini kutluyoruz” deniyordu.

Yurttan haberler bu minvaldeydi…

Bir gün gelecek, her şey alt üst olacak ve hangi haberi, hangi sorunu, hangi cinayeti, hangi hırsızlığı, kısacası hangi adi olayı hangi sayfaya vereceğini şaşıracaktı gazeteler.

Bunun da ötesinde bu sorunlar için özel sayfalar açılacak; dış haberlerin ön sayfada yer alması için atom bombası atılması gerekecekti!

Böyle bir alt üst oluş tahmin bile edilemezdi…

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı