Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bir yemeğin anatomisi…

DİSİ’nin Genel Başkanı Averof Neofitu, Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Rum Ticaret ve Sanayi Odası’nın girişimiyle geçtiğimiz Salı akşamı, KKTC Cumhurbaşkanlığı’nda, Cumhurbaşkanı Akıncı’yla yemekte bir araya geldi.

Haber, önceden basına verilmedi. Sebebi malum, Rum tarafında çıkacak tantana tahmin edildiği için.

Nitekim basına açıklandıktan sonra da beklenen oldu, kıyamet koptu.

Önce olumlu tarafından bakalım…

Neofitu’nun gelecek tepkileri göze alarak teması sürdürmesi, hem de Cumhurbaşkanlığında bir yemeğe katılması güzel… İki tarafın iş insanlarının bir anlaşma için çaba gösterdikleri malum. Onların çabaları da güzel…

Ancak şeytanın “gör” dediği de var…

Şimdi bu yemekten hiç bir şey olmamış gibi, masaya dönüş çıkar mı? Bence zor…

Benim gördüğüm, Neofitu’nun bu yemeğe katılmasının esas sebebi, enosis plebisitinin kutlanması kararı konusunda yapmaya düşündükleri düzenlemeyi Akıncı’ya ve dünya kamuoyuna duyurmak…

Daha bir ay önce Anastasiadis, “Kıbrıs Türk liderinin, Rum Meclisi’nin plebisit kararının düzeltilmesine ilişkin herhangi bir talebi mazur gösterilemez” dememiş miydi?

Aradan bir süre geçtikten sonra, baktılar gördüler, “masadan kaçan Akıncı’dır” deseler de, yine de suçlanmaya başladılar, şimdi bu vartayı atlatma derdindeler. Anastasiadis’in özellikle de CNN’e enosis kararını “yanlış, amaçsız ve zamansız” diye nitelemesi de bundan…

Neymiş yeni düzenleme…

Yasanın uygulanması Meclis’ten alınıp, hükümete verilecekmiş.

Yani Anastasiadis’e…

Ne değişecek?

Hiç bir şey…

Ama onu öyle güzel satmaya başladılar ki, dıştan bakan biri, “Yahu adamlar geri adım attı işte” desin…

Keşke her şey göründüğü gibi olsa, keşke Akıncı-Neofitu yemeği mucizelere vesile olsa ama, yok öyle bir şey…

Sebep öyle enosis falan da değil kesinlikle… Bu devirde hiç bir Kıbrıslı Rum’un böyle bir talebi olduğuna inanamam. Hatta çoktandır böyle bir idealleri olduğuna inanmam… Onlar kendilerini her fırsatta Elen olarak tanıtsalar da, halkın tutumu öyle et-tırnak gibi asla olmamıştır. Öyle kendi devletlerinden vazgeçsinler, Yunanistan’a ilhak olsunlar, bunlar propaganda malzemesidir… Cinnet yıllarında peşine düştükleri bir ideal olarak  geçmişte kalmıştır. Hele de paralarını Yunanistan bankalarına kaptırıp, battıktan sonra…

Esas mesele başka…

Bir; ılımlıların önlerinde, fanatiklerin çoğunluğu ele geçirme hazırlığında olduğu bir seçim dönemi var…

Bu dönemlerde ileriye dönük radikal karar almaz siyasiler. Adım da atmaz.

Bakın Hollanda’da bile seçim öncesi neler yaptıklarını gördük…

Neofitu’nun yemek olayını veren haberlerin altındaki yorumlara baktım, fanatizm diz boyu. Anlaşma isteyenler bile, Akıncı’nın “bebek gibi ağlamaktan vazgeçip, masaya dönmesi gerektiğini” söylemekteler… Diğerlerinin neler yazdıkları malum… Yorum yazanlardan bir tek Kıbrıs kökenli olmayan yabancılar, iki tarafı da aklı selime davet etmişler. “Aklınızı başınıza toplayın, ırkçılık, düşmanlık yapmayın” demişler…

Bir anlaşmanın eşiğinde olmayışımızın ikinci ve en önemli göstergesi, doğal gaz ve petrol konusu…

Dıştan “çözün!” baskısı ne kadar ağır bir şekilde gelirse gelsin, Rumların bu konuda daha yapacakları var… Yeni parseller için tamamladıkları ihalelerinin onaylanması, Haziran’da 11. Parselde başlayacak sondaj, yeni hak talepleri, oldu-bittiler…

Onun için de zamana ihtiyaçları var…

 

 


YERİN KULAĞI VAR

BANKACILAR SUSUYOR: 

Mecliste görüşülen yeni bankalar yasasıyla ilgili gerekçe, “Arap sermayesi, KKTC’deki bankacılık sistemi nedeniyle, yatırım için Kuzey’e gelmiyor. Bu nedenle, Arap yatırımcıları da çekmek için bankacılık sisteminde değişim yapmak gerekir…” deniliyor. Ama bu değişimden zarar görecek olan esas sektör bankacılar susuyor. Sermayelerini arttırmaları gerekecek, iştirak haline gelecekler, daha neler, neler… Siyasiler ise herzaman olduğu gibi sorgulamadan parmak kaldırıp, yeni yasaya onay verecekler…

 

MÜJDE (!) PARK CEZALARI DÜŞÜYOR: Zeki Çeler, Meclis’te asgari ücretin yüzde 10’u olan  park cezalarının yüzde 5’e düşürülmesini önermişti. Önerisi, Meclis’teki Komitede oy birliğiyle onaylamış. Bugün Genel Kurul’dan da geçer. Zaten keşmekeş olan sokaklar iyiden kaosa dönecek. Herkes kafasına göre… Belediyeler yeterli park yeri sunamayınca, vatandaş mağdur olmasın demişler. Düzeleceğimize bozuluyoruz, hem de oybirliğiyle…

 

NA YAPMALI:

Hükümet, Araç sahiplerinin yol kullanım vergisi olarak bilinen seyrüsefer harcının direkt ödenmesi yerine, tüketilecek akaryakıt yoluyla tahsilini öngören yasa tasarısı hazırladı. Ancak sorun çok. Birincisi yüzde 8 kadar bir zammı göze alacağız, ikincisi de, seyrüseferi bu aylarda bitecek olanlar bu durumda ne yapacak? Çıkarsan bir bela, çıkarmasan polis yazacak. Keşke hükümet bu tasarı onaylanana kadar yeni seyrüsefer çıkartmayı durdursa…

 

NEREDE O CESARET:

Tüfekçi Ltd’e ait bir kamyon, yine çalışma izni olmayan, ehliyeti yetersiz bir şöförün kullanımı sIrasında polise yakalandı. Söz konusu şirket,  Girne- Dağyolu’nda okul minibüsüne çarparak 2 öğrenci ve minibus  şöförünün ölümüne neden olan kaza ile gündeme gelmişti. Şimdi bu şirketle ilgili ne gibi yasal işlem yapılacak doğrusu merak ediyorum. Aslında yapılması gereken şey, bunu adet haline getiren şirketin faaliyetine son vermek olmalıdır ama, nerede bizdekilerde o cesaret. 2 bin 200 lira ceza ile yine yollarda tehlike saçmasına izin verecekler…  Hatta bakarsınız, o cezaları da indirirler.

 

INTERNET ŞİRKETLERİ VE DENETİM:

Yasası olan işlerin bile denetlenmediği bir ülkede, tüketici hakkı aramak abes olur aslında… Şu internet şirketleri… Adaya gelen kapasite belli olduğu halde, kotalarının üstünde, hem de çok üstünde müşteri kabul ettiklerinden, hızı yerlerde sürünen, hatta günlerce bağlanmayan sözde hizmetlere para ödüyoruz… 24 saatte geri dönüş yapacaklarına dair sözleşme yapıyor, siz aramazsanız dönmüyorlar. Arızayı giderdik dediklerinde de, çok çok bir kaç saat hizmet alıyorsunuz, sonra yine kopuk…  Ekonomi ve Enerji Bakanlığı bünyesindki Mal ve Hizmetler Hakem Heyeti’ne buradan şikayet yapsam, sesimi duyan olur mu acaba?

 

MARONİTLER GÜRPINAR’A DÖNÜYOR:

1974’den bu yana askeri bölge olan Maronit köyü olan Gürpınar (Ay Marina) yerleşime açılıyor. Rum basını, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın geçtiğimiz Perşembe günü kendisini ziyaret eden Maronitlere, bölgeden askerin çekileceğini söylediğini, köyün 3 ay içinde açılabileceğini yazdı. Köy kilisesi de geçtiğimiz yıl Avrupa Komisyonu finansmanıyla tamir edilmişti. İşte güven arttırıcı bir adım. Karşılık bulacak mı? Hiç sanmıyorum. Çünkü Rum tarafının haritalarında talep edilen köyler arasında Gürpınar da var…

 


ZİRVEDEKİLER

Hüseyin Ekmekçi: “Bankacılık sisteminin ayarları ile oynanıyor. Uluslararası kurallara göre, yüzünü batı bankacılığına dönen Kıbrıs Türk bankaları, şimdi yeni ‘yol arkadaşları’ kazanacak…Bu da ‘katılım bankacılığı…’Hep beraber katılalım, arşa çıkalım… Sistemin mantığı bu… Kara da ortak, zarara da…”.

 


DİPTEKİLER

Harper Orhon: KKTC’de yapılan avcılığın hem tür açısından, hem de zaman açısından çok kısıtlı olduğunu savunan ve toplumdaki hayvan duyarlılığının‘göstermelik’ olduğunu iddia eden Avcılık Federasyonu Başkanı Orhon, “Güney Kıbrıs yılda 122 gün avcılık yapabiliyorken, KKTC’de ise 36 günü geçmiyor” dedi…