Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bir tuhaf durum!

Bazen durup düşünüyorum. Bizimle bu ülkeyi yönetenler aynı ülkede yaşamıyor mu diye?

Bizi yönetenlerin açıklamalarına bakıyorum, vay be biz neymişiz diyorum!

Bu adada yaşamasam hayat güllük, gülistanlık diyeceğim de yaşıyorum diye diyemiyorum işte.

Halkın cebinde para yok ama milli gelirimiz 25.000 dolar olacak! Beklemedeyiz!

 

Yanlış planlamayla sekteye uğratılan bir alan turizm ama bakan diyor ki “1 milyon ve 1 milyar dolar hedefi aşıldı. Yeni hedef 2 milyon turist, 2 milyar dolar.” Müthiş!

 

Sn. Ali Pilli; “2020, sağlıkta çözüm yılı olacak.” Hade inşallah!

 

Sn. Tolga Atakan; “Yurda eli kolu dolu ve son derece mutlu dönüyor olduğunu söyledi!” Ne güzel bir haber, kaynak sorunu çözüldü demek ki! Bakanımız artık şikayet edemeyecek…

 

Sn. Ayşegül Baybars; “Samimi ve verimli görüşmeler yaptık” “… iki bakanlık arasında adli işbirliği konusunda sağlanan bazı mutabakatlarda ortaya çıkan işbirliğinin nasıl devam edeceği konusunda ve adli işbirliği protokollerinin düzensiz göçle ilgili iki ülkenin yapabileceklerini yeniden görüşüldüğünü… iki ülkenin ortak işbirliği konusunda ciddi adımlar atması noktasında tekrardan mutabakatların yenilendiğini söyledi.” Acaba başka vatandaşlık vermeyecekler?… İzleyip görelim bu düzensiz göç neymiş…

 

Sn. Hasan Taçoy’dan bir iyi bir de kötü haber var “50 megawattlık güneş enerjisi yapacağız.” “Mart ayına kadar zam yok” ya sonra, demeye korkuyor insan. Bir de sistem bu yatırımı kaldıracak mı korkusu var!

 

Ahh ahhh! Tabii ki bunların hepsi seçim yatırımı için kullanılan argümanlar, ne de olsa seçim yaklaştı… Gerçekleştirirler mi? “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” diyorum ve bugüne kadar ki not ortalaması sıfır olan bir hükümetten bunları beklemek hayal mi gerçek mi yorumu sizlere bırakıyorum.

 

Söylenenleri bir yana bırakıp halkın geçim derdine konsantre olalım. Cepte para yok, ama marketler ateş pahası…

 

Dokunduğun ürün yakıyor ama İstatistik Kurumu çok ilginç veriler paylaşıyor Ekim ayı enflasyon oranı -%0.42, Kasım ayı ise -%0.47 çıktı. KKTC’de son beş aylık enflasyon oranı %2.44. TC’de ise %5.58. Kağıt üzerinde KKTC TL kullanıp TC’den %3,14 daha ucuz olmayı başaran bir ülke. Kağıt üzerinde diyorum çünkü Havadis Gazetesi’nin yaptığı araştırmaya şöyle bir göz atarsak bu iddianın gerçekleri yansıtmadığını anlıyoruz.

 

Havadis, sebze, meyve ve etten oluşan 33 ürünlük bir sepet belirleyerek bu ürünlerin KKTC ve Türkiye süpermarket fiyatlarını kıyasladı.

Yapılan fiyat karşılaştırmasında, süpermarketlerde satılan birçok tarım ürünü ve et fiyatları arasında iki ülke arasında uçurum olduğu gözlemlendi, KKTC’nin Türkiye’den pahalı olduğu ortaya çıktı.

Kestanenin kilosu KKTC’de 35 TL, Türkiye’de 19,90 TL. 1 kilo Verigo üzümün KKTC’deki kilo fiyatı 12,50 TL, Türkiye’de 6 TL, KKTC’de 1 kilo dana kıyma ortalama 50 TL,  Türkiye’de 32 TL, KKTC’de tüm tavuğun kilosu 16,25 TL iken Türkiye’de 10,50 TL.

https://www.havadiskibris.com/fiyatlarda-ucurum-var/

 

Ben yalnızca tüm çeşitlerden yalnızca birer örnek kullandım ama detaylar için yukarıda verilen linki de kullanabilirsiniz.

 

Şimdi bu araştırmaya bakınca İstatistik Kurumunun yayınladığı verilerin yanlış olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Bu durumda bağımsız ve tarafsız olması gereken kurum emir mi alıyor? İddialara göre daha önce Hayat Pahalılığında  %2’lik kesinti yapmaya çalışan ve Anayasa Mahkemesi engeli ile karşılaşan hükümetin öyle olmazsa böyle keseriz tavrında olduğu ve bu yüzden sonuçlara müdahale edildiği konuşuluyor. Şimdi Sn. Başbakana sormak istiyorum.

Türel hanım hiçbir dönem bütçe kontrolörü oldu mu? Olmadı ise niye bu göreve atandı? Bu atama liyakata göre yapılmadı mı?

Başkan daha önce hangi görevlerde bulundu? İstatistik ve Ekonomi üzerine herhangi bir tecrübesi var mı?

Halkla dalga geçer gibi, yanlış olduğunu bile bile doğruymuş gibi halka sunmak etik mi?

Bu sonuçlar bilgisizlikten dolayı mı ortaya çıktı yoksa müdahale var mı?