Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet Harmancı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan’ı ziyaret etmiş, Lefkoşa’nın trafik sorununun çözülmesini konuşmuşlar…
Görüşmede Harmancı, dereboyu olarak bildiğimiz ve artık kapasiteyi taşımayan Mehmet Akif Caddesi’ne alternatif yol projesi taslağını Bakan Atakan’a sunmuş.
Bu caddenin cazibe alanı olacağı, ticari gelişmeye paralel olarak caddenin yetmeyeceği bundan on, on beş yıl öncesinden belliydi. İki binlere geldiğimizde, yeni yeni cafeler, dükkanlar açılmaya başlamıştı.
İşte o günlerde zamanın Belediye Başkanı Şemi Bora, geleceği görmüş, çare düşünmüş, askerle anlaşarak, dereboyuna paralel bir yol yapımını planlamıştı…
O anlaşma o tarihte sağlanmıştı. Asker, bölüğün belli bir kısmı yol yapımını yol için vermeyi kabul etmişti. Sene kaçtı, 2002…
Tam bu planlamalar yapılırken, yerel seçimler yapıldı, başkan değişti, sonrası da malum…
O anlaşmayı ileri götürecek bir siyasi irade ortaya çıkamadı bugüne kadar…
Ne de vizyon…
Kimi Belediyeciliği başka hedefleri için adım olarak gördü, kimi batırdı, yerden yere vurdu…
Kuruşu bile kalmayan, boğazına kadar borçlanan belediyede yeni bir yol yapmayı düşünmek şaka gibiydi…
Ha, şunu teslim edelim, her gelen giden de bu projeyi en az bir kez ağzına doladı. Ama o kadar.
Şimdi Harmancı’nın kararlı olduğu anlaşılıyor. Maddi sorunlarını yavaş yavaş çözmeye başlayan Lefkoşa Belediyesi yatırımlara da ufaktan başladı…
Her neyse, benim burada vurgulamak istediğimi anladınız değil mi..?
Yine aynı şey…
Bizim bütün sorunlarımızın özü, kötü yönetimdir.
Ben bunu bilir, bunu söylerim.
Kaybedilen, sadece bu örnekte, tam 16 yıl…
Daha ne olsun…
TAK MÜDÜRÜ’NE TAVSİYE…
Cumhurbaşkanı Akıncı’nın, yeni TAK Müdürü Fehmi Gürdallı’yı kabulünde bir ifadesi var…
“Önümüzdeki dönemde Kıbrıs sorunu bağlamında, muhtemel gelişmelere karşı halkın doğru ve zamanında bilgiye ulaşabilmesinin büyük önemi olacak… Bu anlamda da, doğru ve zamanında bilgiye ulaşılması son derece önemli. TAK bu açıdan da ciddi bir hizmet verebilir”…
Sayın Akıncı, Kıbrıs konusunda izlenen politikanın önemli bir unsurunun, Güney basını olduğunu ve geçmişte bu işe nasıl önem verildiğini iyi bilenlerdendir…
Son yıllarda, Rum basınından özetlerde, neye göre seçildiği bilinmeyen, çoğu Rum bakanların temaslarından oluşan bir kaç haber tercümesinden başka bir şey yok. mesela Rum savunma Bakanı’nın dış gezisini öğrensek ne olur, öğrenmesek ne olur.
İngilizce yayınlanan gazete veya siteler de yeterli olmuyor…
Oysa hem Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin politikalarını, hem de halkın nabzını tutmanın yolu, bu tercümelerdi…
Kemal Aşık bu konuda bir abidedir. Üstüne yoktur…
Ama onun dışında da her dönem özverili tercümanlar, kısıtlı imkanlarla, ama çok geniş bültenlerle Kıbrıs Türk kamuoyuna tercümeler sunarlardı.
Bilgi eksikliği, yanılgılara neden olur. Ve şu anda kapılar açık da olsa, halklar diğer tarafta ne olup bittiğinden fazla bir haberleri olmadığından, yakınlaşma yerine uzaklaşma yaşanıyor.
Konuştuğumuz Rumlar bize sürekli kuzeyle ilgili şaşkınlıklarını anlatırlar.
Çünkü onlarda böyle bir hizmet hiç yoktur. Bir kaç maksadına uygun haber dışında, bir şey bilmezler.
Dün Cumhurbaşkanı’nın yeni Müdür’den talebinin de bu olduğu anlaşılıyor…
YERİN KULAĞI VAR
KİM BUNLAR:
Üçüncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Türkiye’nin Kıbrıs’tan çıkarılması için yoğun çaba sürdürüldüğünü belirterek, “Güçlü bir Türkiye istemeyenler, KKTC düşmanları, Türkiye’nin Kıbrıs’tan çıkması ile avantaj sağlayabilecekleri hesabı içindedir” açıklamasında bulundu. Keşke bunların kim olduğunu da söyleseydi de bilseydik. Son günlerde birilerinin “gofuna” gelerek Akıncı aleyhine açıklama yapma modası başladı. Sırf gündemde olmak için kendi insanını “düşman” ilan eden bir dil kullanan kişi, eğer bu ülkenin cumhurbaşkanlığı makamında da oturmuş bir siyasi ise söyleyecek söz bulamıyorum…
NE HALLERE DÜŞTÜK:
Yaklaşık 750 kişiye hizmet vermesi planlanan yeni cezaevi için 75 milyon TL harcanacak. İyi de bu ülkede okulların durumu içler acısı, birçoğu eğitim veremez durumda ama biz okul yerine cezaevi yapıyoruz. Her köye okul yerine devasa camiler yapıyoruz. Hani ara ara düşünmek lazım, nereden nerelere geldik, dahası nerelere gidiyoruz diye…
KAPANANIN İKİ MİSLİ DE AÇILAN VAR:
Ocak 2017-Nisan 2018 arasında 974 iş yeri kapanmış. Dün Havadis’in manşetindeydi. Esnaf Ve Zanaatkarlar Odası Başkanı Mahmut Kanber, bunun istikrarsızlığın göstergesi olduğunu söylüyor. Ancak tam 1759 da yeni iş yeri açılmış. Bu nasıl oluyor? Çünkü artık sektörler şekil değiştiriyor, yeniden yapılanıyor. Eski anlayışlarla bir işletmeyi sürdürebilmek zor. Talepler farklılaşıyor. Hala daha çakma markalar, Mahmutpaşa malı ürünler, köhne, bakımsız işletmeler iş yapmıyor. Bence esas etken bu… Ah, vah etmek yerine, güncele ayak uydurmak lazım…
KİM BU NOTER?:
Çiftlikbank olayında dolandırıcılıktan aranan Mehmet Aydın, Brezilya’ya KKTC’den bir noter getirtmiş, hem karısından boşanmak, hem de KKTC’deki 4 milyonunun çekilmesi için bu notere vekalet vermiş. Adam binlerce insanın parasını dolandırmış, kaçmış… Interpol tarafından aranıyor, gıyabında dava sürüyor ama bizim bir noter vatandaş, ta Brezilyalara gidip, kendisinden vekalet alıyor. İçişleri Bakanlığı bu haberi gördü mü acaba..?
TRAFİKTEN KURTULABİLİRSE:
Girne Belediyesi turistik gezi otobüsü, önümüzdeki günlerde seferlerine başlıyormuş. Dünyada çok örneği olan ve kente gelen turistlerin, bölgenin turistik yerlerine kolay ulaşımını sağlamayı amaçlayan bu city tour projesi güzel bir olay. Keşke diğer turistik kentlerde de hayat bulabilse. Ancak, Girne’deki trafik keşmekeşinde bu otobüs nasıl yol alacak doğrusu çok merak ederim…
ÇARE, YAPRAKLI AĞAÇLAR:
Çöl tozları hayatımızı her yıl artan oranda etkilemeye devam ediyor. İnsanların korunması için yapılacak şeyler anlatılıyor da, mücadele için sanki yapılabilecek hiç bir şey yokmuş gibi davranılıyor. Oysa hem dünyada hem Türkiye’de yapılan bilimsel çalışmalarda, tozu en iyi ağaç yapraklarının tuttuğu, bunun için yapraklı ağaç ekimine hız vermek gerektiği ortaya konmuş. Bizler sürekli ağaç kesen, ülkeyi el birliğiyle betonlaştıran insanlar olarak bunu görmezden geliyoruz ne yazık ki…
ZİRVEDEKİLER
Cenk Mutluyakalı: “Kendi yurdumuzda kendimize kayıbız… Kendimize yabancı… İnandırmışlar: Biz karar veremeyiz. ‘Öneri’ yapmaktan dahi ürküyoruz. ‘Fısıltıyla’ konuşuyoruz. Birileri diyor ki, ‘Kıbrıs’ı verdirmeyiz’… ‘Burası babanın malı mı’ soramıyoruz. Sinyal yok. Kendimize gelemiyoruz”…
DİPTEKİLER
Bindik Bir Alamete: Kız arkadaşının vücudunda sigara söndürdü, yetmedi dövdü, o da yetmedi tecavüz etti. Kim mi? Ülkede öğrenci olarak bulunan biri. Bir başkası, park halindeki arabanın camını kırıp hırsızlık yapıyor. Suçlulara yetmediği için yeni cezaevi yapıyoruz. Ve hergün bunlara benzer onlarca haber gazete sayfalarına giriyor. Memleket nereye gidiyor diye sorasanız, “bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete”…Allah sonumuzu hayır etsin…
































