Poli

Bir Futbolcumuzun Anıları : Postacı Göksel

Kıbrıs’ta 1950’li ve 1960’lı yıllarda anılarımızda yer alan çok yetenekli futbolcularımız vardı. Bunlardan biri de  Postacı Göksel diye bilinen futbolcumuzdur.  Larnaka’da futbola başlayan daha sonra göç ettiği Avustralya’da futbol sevdasına devam eden Postacı Göksel  bir süre önce   kendisinden ısrarla yazmasını istediğim anılarını nihayet kaleme alıp bana göndermiş.  Sadece Kıbrıs’taki futbolun gelişim tarihini değil yaşadığımız  tarihsel ve toplumsal olayları da  bize anlatması bakımından  bu  anıları sizlerle paylaşmayı uygun bulduk. Umarım bu anıları severek okuyacak ve okurken geçmişe yolculuk yapacaksınız.

Göksel Yusuf Postacı (Postacı Göksel)

Dünyaya Geliş

Larnaka kazasına bağlı Aksu (Anglisiya) köyünde 1939 yılında dünyaya geldim. Sekiz yaşında iken Tuzla’ya yerleştik. Köydeki futbol takımının kaptanı olan Hüsnü Amcam beni küçük yaşta futbol ile tanıştırdı. Nitekim, dokuz yaşına geldiğimde, ilk futbol  ayakkabılarımı babam Larnaka’da meşhur EBA Rum Futbol takımının oyuncularından olan kunduracı Şimona’ya yaptırmıştı. Amcam Hüsnü de o zamanlar EBA taraftarıydı.

Beni her zaman EBA’nın maçlarına götüren amcam bir gün bana; ‘ Seni bir gün bu takımda futbol oynarken görmek isterim’ demişti. Çetinkaya taraftarı olan babam ise tam aksine, benim Çetinkaya takımında oynamamı isterdi. Benim Çetinkaya sevdam ise, EBA’yı 3-1 yendiği maçtan sonra başladı.

Okul  Yılları

1953’te Larnaka’da Amerikan Akademi okuluna başladım. Burada okulun futbol takımında oynayabilmek için çok çalıştım. Bu takıma girebilmek pek de kolay değildi. Sınıflar arası futbol karşılaşmalarında, spor hocamız eski EBA futbolcusu Aram  beni okulun ‘junior’ takımına yedek olarak almıştı. Benim arzum ise mutlaka A Takımında oynamaktı.

İlk defa 1956 yılında Ermeni takımı Melkonyan’a karşı A Takımında oynadım. Aynı yıl, Tuzla Doğan Güneş Futbol takımını kurduk ve ilk maçımızı Akıncılar (Luricina)’da oynadık. 3-2 kaybettiğimiz bu maçta ben de ilk gayrı-resmi golümü frikikten attım.

Bir sonraki yılda Tuzla- İskele karması olarak Rumların düzenlediği turnuvaya katıldık ve finalde 6-2 kazanarak turnuva kupasını kazandık. Bu turnuvaya katılan tek Türk takımı idik. Kazandığımız kupa Larnaka Demirspor Kulübü’nde muhafaza edilmekteydi. Turnuva kupası yanında; en iyi oyuncu ve gol krallığı kupaları da vardı. Turnuvanın en iyi oyuncusu seçilerek bu kupayı ben kazandım.

Tuzla Kültür Ocağı kurulunca, Doğan Güneş Spor dağıldı. Kısa bir zaman sonra Tuzla Güneş Spor’u kurduk.

1957 yılında, Dikelya İngliz üssünde memur olarak çalışmaya başladım. Müdürümüz, EBA kulübünün başkanıydı. Beni 6-2 kazandığımız turnuvada seyretmiş ve bana ‘EBA’ya gelir misin diye sormuştu. Kabul edince bana lisans çıkardı.  Hemen antrenmanlara başladım ve hazırlık maçlarından birinde yarı devre oynadım. EBA’da kalmam kısa oldu, çünkü o zaman yeni faaliyete geçen VOLKAN’a üye olmuştum.

Babası Yusuf dayı… Eokacı rumlar tarafından Larnaka’da 1964’de kaybedilen otobüsün sahip ve şöförü idi. 40 yıl sonra diğer yocularla birlikte Oroklini köyünde bir kör kuyuda bulundular.

1957-1958 Futbol Sezonu

1957-58 futbol sezonu başlarken Tuzlalı Muhtar Mehmet Efendinin oğulları Süleyman ile Rifat  kardeşler beni Demirspor kulübüne kaydederek lisansımı çıkarttılar. Demirspor forması ile onadığım ilk maç Mağusa Türk Gücü ile oynadığımız hazırlık maçı idi. Antrenörümüz Mehmet Derici bu maçta beni hiç beklemediğim sağ açık pozisyonunda yarı devre oynatmıştı. Ligler başlayınca 8 No’lu forma ile ‘B’ takımında oynamaya başladım. O yıl içinde ayrıca üç defa da A takımında oynadım ve ilk resmi golümü Çetinkaya’ya attım. ‘B’ Takımı şampiyonluk yolundaki maçını Gençlik Gücü ile oynadı. Bu maçta galip geldiğimiz takdirde şampiyon olacaktık. Maçın birmesine çok az klmıştı ve maç 0-0 devam ediyordu. Ali Kılınç’ın güzel bir pası ile golü attım ve bu golle 1-0 kazandık. O sezon, tek bir mağlubiyet ile şampiyon olduk.

Adana’ya Gidişimiz!
1958 Nisan ayında Adana Paksoy takımının davetlisi olarak üç maç için Adana’ya gittik. Bu maçlara giderken takviye oyuncu olarak Doğan Türk Birliği’nden Sevim ve kaleci Tuncer’i almıştık. İlk maçımıza, göğsümüzde ‘Taksim’ ve ‘Kıbrıs Türktür’ sloganlarıyla çıkmıştık. Çok kalabalık bir seyirci önünde Adana Demirspor ile 2-2 berabere kaldık, Milli Mescuat’ı 3-1 yendik ve Mersin İdman Yurdu ile de 1-1 berabere kaldık..

Sezon maçlarının kapanmasından sonraki aylarda sık sık köy takımlarının davetlisi olarak gidip oynardım.1958-59 sezonunda ilk devre karşılaşmalarının hepsini evimizde oynadık. İlk devreyi sadece bir mağlubiyetle lider kapattık. İkinci devreyi ise bir galibiyet ve bir beraberlikle tamamladık ve sezonu beşinci sırada bitirdik.

Hatay Seyahati ve Önemli Maçlar
7 Nisan 1959’da
 Kurtuluş takımının davetlisi olarak üç maç için Hatay’a gittik. Bu maçlarda bir mağlubiyet, bir galibiyet ve bir de beraberlik aldık. 1959-60 Sezonu açılmadan Mağusa Türk Gücü Başkanı Faik Müftüzade, beni transfer etmek için faaliyete geçti. Refah Dairesinde bana iş de bulmuştu. Lakin Şahap Şemi, Müftüzade ile görüşüp ‘Göksel Bizim en büyük yeteneğimizdir’ diyerek transfere karşı çıktı. Büyük bir olasılıkla, kalbi Demirspor için çarpan Müftüzade transferde fazla ısrar etmedi.Bu arada Ankara Muhafız Gücü ile İskele-Mağusa Karması olarak yapacağımız karşılaşma için takıma seçildim.

29 Ekim 1959 Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Dikelya’dan yedi İngiliz takımı ile Demirspor arasında ‘7A Side’ turnuvası tertiplendi. Bu turnuvanın galibi Demirspor oldu. Kupa ve oyuncu madalyaları o zamanki Larnaka liderimiz Dr. Orhan Müderrisoğlu tarafından verilmişti.

Binbaşı Mr Stafford

Hocamız, eski İngiliz hakemlerinden binbaşı Mr Stafford idi. Yeni Cami maçından önce bana verdiği 10 numaralı forma ile görevimi anlattığında ‘aynen bir arabanın pistonu gibi serbest gidip geleceksin’ demişti.

Kendime iyi baktığım için yorulma nedir bilmezdim. Maçın bir gün öncesinde yayınlanan Bozkurt gazetesinin spor başlığında resmim yayınlanarak benden söz edilmişti. Bekirpaşa sahasında Yeni Cami’yi 5-3 mağlup etmiştik.

Maçtan sonra ise Türk Spor Magazini beni dört yıldız ile tanımlayarak haftanın Ası seçmişti.Ayrıca takımımız bu mecmuanın kapak resmi olarak yayınlanmıştı. Halkın Sesi Gazetesi ise benim resmimi yayınlarken; ‘ Göksel, Demirspor’un çalışkan Oyuncusu ifadesini kullanmıştı. Bozkurt gazetesi de resmimle birlikte ‘ Göksel, Demir Spor’un Gözde elemanı’ diye yazmıştı. Doğan Türk Birliği’ne 7-2 kaybettiğimiz maçtan sonra bile Türk Spor Magazini resmimi yayınlamış ve ‘Göksel, Demir Spor’un Gözde Elemanı’ ifadesini kullanmıştı.

1959-60 Sesonunda toplam 10 gol atmıştım.

Demirspor ile GüneşsporBirleşiyor

1960-61 Sesonunda ikinci kümeye giren Tuzla Güneşspor, orda oynamam için bana baskı yapıyor hatta bu baskılarda fazla ileriye gidiliyordu.

Bu arada, Demirspor Sekreteri Salahi Zaimoğlu;  2 Mart 1960’ta iki kulüp arasında yapılan andlaşmaya göre takımların birbirinden oyuncu alamayacağı kararının verildiğinden söz ediyordu.

Bir çözüm bulunması için aldığım baskıları Şahap Şemi ve Salahi Zaimoğlu’na anlattım. Bir müddet sonra Başkan Şemi beni çağırıp; ‘Merak etme, bir hal çaresi düşündük, seni kaybetmek istemiyoruz’ dedi. Ardından,  Demirspor ile Güneşspor’un birleşmesi için ilk toplantı İskele’de ikinci toplantı  iseTuzla’da yapıldı.

Toplantılara; Demirspor’u temsilen Şahap Şemi, Salahi Zaimoğlu ve Yüzbaşı Kavaz, Güneş Spordan ise Ahmet Refik Saydam ve Mehmet (Efendi) katılmıştı. Görüşmeler olumlu sonuçlandı ve birleşme için anlaştılar. Ancak renkler ve isim üzerinde konuşulmaya başlanınca işler karışmaya başladı. Ben de o zaman Ankara Gençler Birliği’ni anımsayarak bir öneride bulundum ve ‘kırmızının Demir Spor’dan’dan siyahın da Güneş Spor’dan alınmasını ve isminin de Gençler Birliği olmasını söyledim ve kabul edildi. Bu birleşme 8 Ocak 1961 de gerçekleşti.

1960-61 Sezonunun ikinci devesine Gençlerbirliği olarak katıldık ve ilk maçta Çetinkaya’ya 5-0 mağlup olduk.Maç sonuçlarını yayınlayan Bozkurt gazetesi, mağlup olduğumuz halde benimle birlikte kaleci Akif’e üçer yıldız vermişti. O zamanlar yayınlanan bir başka gazete ise kaybettiğimiz bu maçtan sonra beni haftanın futbolcusu olarak ilan etmişti.

Gençlerbirliği takımının ilk antrenörü İtalyan asıllı Kopa adında biriydi. Kıbrıs Türk Karmasına ilk defa, Türkiye Muhafız Gücü ile yapılacak karşılaşma için çağrılmıştım..Türkiye’den  ise Deniz Gücü ile İskele–Mağusa Karması arasındaki maçta Deniz Gücü 9-1 mağlup olmuştu. Karmada, Gençlerbirliği’nden Göksel, Akif ve Hasan Abdulli yer almıştı.

Transfer Faaliyetleri

1961-62 Sezonu açılmadan Halkın Sesi: ‘Kıbrıs’ta transfer faaliyetleri genişliyor’.Özer (Çetinkaya), Göksel (G. Birliği), Aytaç (G.Gücü),Sururi (YAK) isimlerinden bahsediliyor. Göksel’in ise kendisine Lefkoşa’da iş temin eden Gençlik Gücü’ne transfer olacağına emin nazarlarla bakılmaktadır’ şeklinde yayın yapmıştı.

İskele Bekirpaşa sahasında G. Birliği 1 – 0 Mağusa Türk Gücü. Maçın son dakikasında attığım penalti golü ile galip geldik.
Bozkurt (resimli) ‘G B’nin as futbolcusu Göksel dün penaltiden kaydettiği gol ile takımının sahadan galip ayrılmasını sağladı’,  şeklinde yazdı.Halkın Sesi (resimli) yazısında: ‘Göksel GB’nin klas futbolcusu geçen Pazar günü MTG ile yaptığı lig maçında güzel bir oyun çıkarmıştır. Bununla kalmayan Göksel, oyunun mukadderatını tayin eden tek golü penaltiden kaydetmiştir. Böylece spor servisimiz kendisini haftanın üç sporcusu arasına aldı’ dedi.

Bekirpaşa’daki maçlarımıza Rum seyirciler gelmemeye başladı. 1-0 lık MTG maçından sonra Pazartesi günü Cyprus Mail gazetesi GB ve MTG maçı hakkında geniş güzel bir yazı yazmıştı. Kısaltılmışı; ‘GB’nin yıldız futbolcusu Göksel güzel bir penaltı atarak kaleci Yıldıray’ı mağlup ederek takımını galibiyete ulaştırdı’.

Lefkoşa İngiliz Okulunda, bu okul ile Amerikan Akademi’ye gidenler arasında ‘Old Boys’ adı altında bir maç tertiplendi.. Türk-Rum futbolcular karışık. Bizim hocamız, Tuzla’lı Turgut Bey’di. Kaptan olarak beni seçti ve 1-0 kazandığımız maçın tek golünü penaltiden ben attım.

‘POSTACI’’ ne zaman ve nasıl çağrılmaya başlandı?

1961’de Çetinkaya ile oynanan maçta hısar üstünde oturan Lefkoşa’nın meşhur Arap Ali’si kamışın  ucuna sicim ile renga bağlayıp, ben hısar tarafına gelir gelmez rengayı sahaya doğru sarkıttı ve ‘’Postacı’ya bir renga’ diye bağırmaya başladı. Posta Dairesinde çalıştığım için o günden sonra bana Postacı Göksel denmeye başlandı.

Kısa Süren Çetinkaya Maceresı

Larnaka’da Posta Müdürü beni çağırıp; ‘Lefkoşa’ya becayişliğin çıktı, bir haftaya kadar gitmelisin’ dedi. Ben de müdür de şaştık!
‘Nasıl oldu?’ diye sordum.
‘Bilmem’ dedi.
Salahi Zaimoğlu meseleyi kavradı. Meğer postada müdür olan Çetinkaya Başkanı Kemal Şemi, Çetinkaya’da oynamam için beni becayiş ettirmiş.
Antremanlara başladım. Bir hazırlık maçında Doğan Türk Birliği’ne karşı oynadım. Bir türlü ısınamadım. Çocukluğumdan hayalim Çetinkaya’da oynamaktı ve babama da söz vermiştim. Ama olmadı. Posta Genel Müdürü’ne istifamı yolladım. Rum olan müdür beni çağırıp ‘yapma’, ‘Çetinkaya’da kalırsan istikbalin için çok güzel olacak’ dedi. Çetinkaya’dan da istifa edip çok sevdiğim GB’ne döndüm.

Kısa bir zaman sonra EVKAF’ta işe başladım. İlk maçımı  Lefkoşa’da GG’ne karşı oynadım.
Amcam ve babama demiştim bir gün EBA ve Çetinkaya’da oynayacağımı  söylemiş onlarda buna inanmayıp  gülmüşlerdi.Ancak sonunda  bunu başardım ve her iki takıma da oynadım.

1962’de Türkiye Milli Takımına karşı tekrar Kıbrıs Türk Karmasına çağrıldım.
Çetinkaya’ya 4-0 mağlup olduğumuz maçta ise kötü oynamıştım ve hemen ertesi gün Bozkurt gazetesinde:Yerin Altından: ‘Yerin altından aldığımız habere göre GB futbolcusu Göksel idarecilerle ihtilaf halindedir. Bunun sebebi de Çetinkaya maçında bozuk bir oyun çıkarması gösterilmektedir. Bu ihtilafın, diğer başka bir idarecinin müdahalesiyle tatlıya bağlandığına inanılmaktadır.’diye yazmıştı.Gazetenin ‘başka bir idareci’ dediği kişi Ahmet Refik Saydam idi. 1962 Halkın Sesi ise: ‘Göksel (GB) nişanlandı. Öğrendiğimize göre GB futbolcusu Göksel Lefkoşalı bir bayanla nişanlandı. Genç futbolcuyu tebrik ederiz.’Bir hafta sonraki spor sayfasında da: ‘GB, Kaymaklı’yı 6-0 mağlup ettiği maçta Göksel iki gol atıp formuna döndü ve taraftarlarını memnun etti. ‘’ Yağmurlu, çamur deryası içinde oynanan Gençler Birliği 1- Türk Ocağı 1 sonuçlanan maçta Bozkurt Gazetesi: ‘Göksel GB’nde dün bozuk bir oyun çıkararak taraftarlarını üzdü.’

Lefke Günleri

1963-64 sezonu açılmadan Evkaf bölge memuru olarak Lefke’ye tayin edildim. Gazeteler  ise ‘Öğrendiğimize göre larnaka GB’nin genç ve klas futbolcusu Göksel bu sezon, vazifesi dolayısıyle Lefke’de bulunduğundan Lefke Türk Spor Kulübünde oynayacaktır. Memleketimizin en çok takdir edilen futbolcularından biri olan Göksel, bu hususta LTSK’de faideli olabilmek için ‘elimden geldiği kadar çalışacağım. Allah beni utandırmasın’ demiştir.

LTSK’ne antrenör olarak eski Fenerbahçeli Basri Dirimlili gelmişti. Antrenmanlara başlayarak bir de hazırlık maçında oynadım. Fakat lisansımı bir türlü alamıyorlardı. Basri ısrar ediyor. Lefke, Lefkoşa Kazası’nda olduğu için temiz kağıdım Çetinkaya’dan alınmalıydı. Çetinkaya başkanı Kemal Şemi, ‘hayır’ diyor. ‘Göksel futbol oynamak isterse ya Çetinkaya’da ya da GB’ne oynayacak’.  LTSK Başkanı, Basri takım kaptanı ve ben Kemal Şemi’yi ziyarete gitmiştik. O, hayır diyor, başka bir şey demiyordu.

Futbol oynamaya devam etmek için GB’ne döndüm. Yeni hocamız, eski Beşiktaşlı Recep Adanır (Baba Recep)  idi. Hazırlık maçlarında çok iyi neticeler alıyorduk. Lig maçlarında istediğimiz neticeleri alamıyorduk. Son maçımızı Küçük Kaymaklı ile oynayıp 6-1 kaybetmiştik.

Kanlı Neol ve Esirlik

23 Aralık 1963’te Kanlı Noel başladı ve her şey ortada kaldı.
Aynı gün Larnaka’da Rumlar tarafından esir alındım. Ve 39 gün İskele Rum polis karakolunda kaldım. Kısa bir müddet Rum EBA takımında oynamış olmam sanırım ki canımızı kurtardı. EOKA ‘B’ ye bağlı bir genç, (EBA taraftarıydı ve sürekli olarak GB’nin Bekirpaşa sahasında oynanan maçlarına gelirdi) bir gece nöbette iken gelip ismimi çağırdı ve dedi ki: ‘beni iyi dinle, sakın sen konuşma. Yarın Demirci Sodiri (azılı bir EOKACI ve katil idi)gelip sizlerle futbol oynamak için dışarıya çıkaracak ve hepinizi vuracakla!’’ dedi. Onun bu söylediklerine hem inandık hem de inanmadık.

Ertesi gün saat 10:00 civarında Sodiri denen adam, yanında Bulli Onbaşı olarak bilinen biriyle birlikte geldi ve Rumca olarak şunları söyledi: ‘Ne haber Göksel, sen EBA’nın eski bir futbolcusu ve GB’nin yıldız oyuncusu, bu hapiste çürüyüp gidiyorsun. Gelin dışarda bir maç yapalım’ dedi. O an nasıl olduğumuzu anlatmak çok zor. Ben ise ‘Yok, başka bir zaman oynarız’dedim. Sodiri fazla ısrar etmeyip çekip gitti. Rehmetli babamın gayretleri sonucunda 39 gün sonra bizi serbest bıraktılar. 21 Aralık 1963 de başlayan toplumlar arası silahlı çatışmalar nedeni ile de lig maçları süresiz durdurulmuştu.Ligler ise ancak 1968 de tekrar başlayacaktı..

Bölük Maçları

1964 te Tuzla’da ilkokula konuşlanmış olan Barış Gücü askerleriyle arada sırada top oynuyorduk. Bu arada, İrlanda’lı Barış gücü askerleri Hamit Şefik’e ait tarlaya bir futbol sahası yapmışlardı. Olaylar biraz yatışınca bölük maçlarına başladık. Bu maçlara Tuzla Güneşspor olarak katılıyorduk. Daha sonra Akıncılar (Luricina) Mücahit komutanı tarafından   maç yapmak üzere davet edildik.
Larnaka Sancaktarlığı’ndan gereken izin alındıktan sonra gittik. Kalabalık seyirci önünde 1-0 galip ayrıldık. Maçtan sonra Teknik Direktörümüz olarak bizimle gelen Ethem Mehmet (Efendi) yanıma geldi ve komutanın beni görmek istediğini söyledi.Komutanın yanına gittim, beni alnımdan öptü ve Ethem’e: ‘Yazıktır bu genç futbolcu burda oynasın! Neden Türkiye’ye gidip orda oynamıyor?’dedi.

Futbol Maçları Tekrar Başlıyor

Futbol maçları ve ligleri 1968-69 döneminde  Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu tarafından tekrar başlatıldı..1967 deki Geçitkale olaylarından sonra Rumların barikatları kalkmış bizim için dolaşım serbesiyeti başlamıştı.Yani  Kıbrıs’ta biraz da olsa normalleşme döneminin başlaması ve tekrar liglerin faaliyete geçmesi üzerine  ben de tekrar GB’ne dönüp o yılın Mart ayı ortasına kadar futbol  oynadım. Çok sevdiğim takımımdan 1969’da Avustralya’ya gitmek üzere ailemle birlikte Ada’dan ayrıldım.

Avustralya Hayatım

13 Nisan 1969 Perşembe günü Melbourn’a vardık. Üç gün sonraki pazar günü, Kıbrıs Türk Cemiyeti’ne gittim ve Kıbrıs Türk Cemiyeti Futbol Takımını kurduk ve mahalli liglere katıldık. Ben hem takım kaptanı hem de antrenör olarak görev yapıyordum.

1979 Aralık ayında dört maç yapmak üzere KTFF tarafından Kıbrıs’a davet edildik. Avustralya Kıbrıs Türk Spor Kulübü olarak gittik. Teknik direktör ve futbolcu olarak yeniden ilk defa Kıbrıs’a gitmiştim. 1982 yılında, 43 yaşında iken 26 yıl boyunca yaklaşık 283 maçta oynayıp 130 civarında gol attığım futbol hayatımı nihayet sonlandırdım.

2015’de Kıbrıs’a geldiğimde,  Değirmenlik-Gençlerbirliği maçına gitmiştim. Maç bitmek üzereydi. Tribünlerden inip köşe bayrağının yanındaki tellere dayandım. Gençlerbirliği, köşe vuruşunu kullandı, çok kötü bir vuruştu. Yanımda orta yaşlı birisi vardı. Kötü vuruştan dolayı adamın canı sıkıldı ve dönüp bana:
‘Ah Postacı Göksel olsa kornerden golü atardı’ dedi. Ben de dönüp kendisine ‘Postacı Göksel’i  tanır mısın, hatırlar mısın? “ dedim.

‘Oynadığı zaman 11 yaşındaydım’ dedi.

‘Şimdi görsen tanıyabilecek misin?’ diye sordum.

‘Hiç sanmam’ dedi.

O zaman dönüp kendisine; ‘Postacı Göksel benim’ dedim. Adam şok oldu!Bu rastlantı beni çok duygulandırmıştı.Oynadığım yıllarda, Bekirpaşa sahasında Türk Ocağı ve Lefke Türk Spor Kulübüne kornerden birer gol atmıştım.

Demek yıllar geçmesine rağmen  kornerden attığım bu  goller unutulmamış.

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Kapalı