Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bir bayram yazısı…

Adettendir, her bayram, “nerede o eski bayramlar” diye başlayan ve o günlere duyulan özlemi dile getiren yazı yazmak.

Bugün bayramın son günü. Bayram deyince; çocukluğumuzda kalan o mutlu ve geri dönüşü dönüşü imkansız hatıralar geliyor aklımıza…
Hayatın onca koşturmacası içinde aile kavramını hatırladığımız, hatırlattığımız, küskünleri barıştırma vesilesi olan bu önemli günlerin değerini iyi bilmek gerek. Hiç olmazsa böyle günlerde, yaşlılara hoşgörüyü ve saygıyı; çocuklara sevgi göstermeyi unutmamak gerek.
Bizler çocukluğumuzdaki o tadı bulamasak da, örf, adet, geleneklerimiz ölçüsünde bu bayramları yaşamak yine de çok önemli. Hala hayattayken sevdiklerimizle bir arada olmak, belki de yıllar sonra, buruk anılar olarak anacağımız günler olacak…
Günümüzde bayramların, değil komşuların, akrabaların bile birbirlerinin yüzünü unuttuğu bir koşuşturma içinde, manevi duygulardan çok, birçoğumuz için tatil anlamı içeriyor oluşu çok üzücü gerçekten. Yoğun iş temposu arasında bir fırsat oluyor resmi tatiller ve en başta da uzun soluklu bayramlar… Sadece iple çekilen ekstra tatil günleri…
Oysa eskiden, o bayramlar; ne güzel günlerdi değil mi? Hele de büyük aile olanlar çok iyi bilir…
Dedeler, nineler, analar, babalar, amcalar, dayılar, teyzeler halalar, kuzenler, çocuklarla dolu evlerde kalabalıkların hasret giderdiği, sofralarda ailecek birlik ve beraberlik içinde yemekler yenildiği günlerdi bizim zamanımızdaki bayramlar…
Tıpkı o şarkıdaki gibi, bayramlar mı değişti yoksa biz mi büyüdük bilemiyorum…
Hatırlayın, bayram daha bir hafta önce başlardı çoğu evlerde, günler öncesinden bayram alışverişine çıkılırdı. Zengin veya fakir bugünkü gibi pek uçurum yoktu aileler arsında. Genelde herkes, gücüne göre yeni bayramlıklar alırdı. Bayram sabahı her şeyi ile yeni kıyafetler giymek adettendi. Ve o yeni bayramlıklarımızı yastığın altına koyar, sabahı zor ederdik…
O sabah geldiğinde belki de bayrama erken başlamak adına, hep birlikte bayram namazlarına gidilir, çıkışta eş dost, konu komşu, evde de kalabalık ailemizle büyük bir mutlulukla bayramlaşırdık. Evin büyüklerinin ellerini öperek amansız bir bayram harçlığı kapma mücadelesi verirdik. Kim daha çok para biriktirdi diye yarışa girerdik üstelik…
Bizim zamanlarımızda teknoloji bu kadar gelişmemişti. Bugün olduğu gibi çocukların altlarında arabalar, ellerinde son model cep telefonları yoktu, hatta fakirlik ve yokluk vardı belki ama o günkü bayramları bayram gibi yaşardık…
“Nerede o eski bayramlar, nerede o eski ilişkiler” deriz diye şimdiki gençler çok kızıyorlar ya… Soruyorum onlara, o eski komşuluklar fena mıydı? Beton yığınları içerisinde soğuk ve anlamsız bakışları mı özlemeliyim? Yoksa, aynı sokağın insanlarının bile birbirine yabancılaştığı, komşu kapısının çalınmadığı, sanal yöntemlerle yapılan bayram kutlamalarını mı tercih etmeliyim..?
Kusura bakamayın ama ben, o uzun soluklu aile toplantılarını, ortak yenen yemekleri ve insanların yüzündeki içten gülüşleri özlüyorum. İnsanların bayram ziyaretlerini, “zaman kaybı ve can sıkıcı” olarak görmediği, sevgi ve muhabbetin, büyüklere saygının olduğu o günleri çok özlüyorum. Bugün de bayram ama, sanki bir şeyler eksik gibi, sizce de öyle değil mi..?

YERİN KULAĞI VAR
REFORM YAPMAYI UNUTTUK:
İyi ki TC Büyükelçiliği bir ekonomik Durum Raporu yayınlıyor da, biz de ne durumda olduğumuzu görebiliyoruz. Bu yılki Rapor’da “Reformlarda ilerleme sağlanamadı” diye bir ifade var. Kastedilen ekonomik protokolde belirlenen yol haritasıdır sanırım. O ayrı mesele… Reform sözünü duyduğumda benim aklıma hep ÖRP geliyor… Acaba CTP ve DP de mi böyle hissediyor? O nedenle mi reformlardan uzak duruyorlar? Zira ülkede reform lafını ağzına alan kalmadı. Varsa yoksa statükonun kör topal devamını sağlamak…

İŞTE SİZE REFORM:
Ekonomik Rapor’da ilginç bir nokta da, tarım sektörünün ekonominin gelişmesine artık katkı yapmadığı gerçeği. Kuraklık, döviz artışı, tohum sıkıntısı şu bu diyerek sürekli sübvanse isteyen sektör, yine de birilerini zengin ediyor, ama genelde ekonomiye katkısı yok. Özellikle de suyun gelmesiyle birlikte tümüyle ele alınıp, desteklerin, katkıların sil baştan yapılması şart. İşte size reform…

SÖYLEMLER YER DEĞİŞTİRMİŞ GİBİ:
Ne ilginç, geleneksel söylemler nasıl da değişti. Yıllar yılı “Çözümsüzlük” ittifakının lideri kabul edilen Eroğlu, “Birlik beraberlik içinde çözüme konsantre olmaktan” söz ederken, aksine “çözüm” cephesinin bayrağı CTP, sürekli kavga sinyalleri veriyor. Hem kendi içinde, hem dışarıyla… “Söyleyene değil, söyletene bak” derler. Yine de öyle ama CTP de bu nasıl bu pozisyona düştüğünün muhasebesini yapmalı…

BAŞBAKAN’DAN İNCİLER:
Başbakan’ın söyledikleri dikkat çekici ipuçları veriyor. Bir kere, “CTP’nin Cumhurbaşkanlığını ikinci kez kaybetme lüksü yok” derken, Talat’ın geçen seçimleri kaybettiği vurgusu yapıyor. Bir başka vurgusu, Anayasa değişikliği hakkında. “Anayasa değişikliği konusunda bundan sonraki tercihim, Kıbrıs sorunu çözüldükten sonra sıfırdan bir anayasadır” diyor. Nasıl yani? Ta ki çözüm olsun, bu Anayasa olduğu gibi kalacak mı demek istiyor..? Bunu CTP’nin başkanı mı söylüyor?

BAYRAM SONRASI TUFAN:
Bayram nedeniyle ara verilen siyaset, bayram sonrası oldukça hareketleneceğe benzer. Önümüzdeki hafta hem hükümet, hem partiler, hem de Cumhurbaşkanı ile CTP arasında ilginç gelişmelere şahit olabiliriz. Siz bakmayın bayram diye seslerinin çıkmadığına. El altından zemin hazırlıkları son sürat… Bayramın hemen ardından ortalık toz duman olacak. Biraz bekleyin, yakında gündeme yetişmekte oldukça zorlanacaksınız…

TEKEREK DE İHANETE UĞRAMIŞ:
DP-UG’nin Girne Belediye Başkan adayı Başak Tekerek de sonunda patladı ve seçimlerde kendisinin de “ihanete” uğradığını açıkladı. Tekerek, “İstisnasız tüm partilerin içinde yaşadığı parti içi çatışmalar, örgüt yapılarında yaşanan bozulmalar, seçime saatler kala yapılan son dakika çağrıları bunlar seçimin zorluklarıydı. Ancak benim yaşadığım en önemli zorluk partimde yaşanan ihanetlerdi” diyor. Seçimler biteli bir ay oldu ama ihanet dedikoduları hala bitmedi…

 

ZİRVEDEKİLER
Vatandaş: Sosyal paylaşım sitelerinin birinde bir vatandaş durumu özetliyor; “Çöken internetle dünyadan kopulan ve tamiri aylar süren… Yıllardır rutin elektrikleri kesilen… Halen tankerle su çağrılan… Hastanelerine gidilemeyen… Grevlerden çocuklarımızı genelde özel okullarda okuttuğumuz… Seçime bir hafta kala dökülen asfaltla halkın kandırıldığı ülke; KKTC… Kendimi bildim bileli dünyanın en geri kalmış ülkesindeki vatandaştan beter muamele görüyorum”… Bu tespitten sonra vatandaş, tüm iyi niyetiyle milletvekillerinin istifasını da talep etmiş ama boşuna. Bu sadece iyimser bir talep olarak kalmaya mahkum…

 

DİPTEKİLER
Vatandaşın Parasıyla Reklam: Ben de bunu anlamam. Belediyeler bayramlarda, yıl başında kutlama mesajı yayınlarlar. Ama sadece bağlı oldukları partilerin gazetelerinde. Bu durum tüm partiler için geçerli. Parti gazetelerinin sayfalarına bakın, göreceksiniz. Oysa o paralar, o beldede yaşayan herkesin vergileriyle toplanmış paralardır. Halkın vergilerini bir şekilde partilerine aktarmakta sakınca görmeyen tüm belediyeler, dipte…