Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bilirsen…

 

“Her akşam belli bir zamanda ara verilen koşu. Bir işaret üzerine herkes olduğu yerde duruyor, yere çöküyor ve uykuya dalıyor. Derken sabah oluyor, verilen bir işaret üzerine yeniden başlıyor koşu. Herkes doğrulup kalkıyor ve koşmaya başlıyor. Akşam olunca yine bulunulan yerde duruluyor ve uykuya dalınıyor. Her Allah’ın günü, her hafta, her ay, her yıl aynı şey olup bitiyor. Bazıları yere çökme alışkanlığını zamanla sıyırıp atıyor üzerinden, ayakta dikilerek uyumaya koyuluyor. Böylece ötekilerden biraz öne geçiyor.” (Elias Canetti).

“Pakistan Geceleri” nin zamanıdır.

Bu isim sadece Kıbrıs’ta kullanılıyor.

Bazı sözlüklerde Latince kökenli “Cestrum nocturnum” olarak geçer ya da bunun familyasından.

Kokusunu gece salar yıldızların altında hafif bir esinti ile yayılır.

Belli ki bitki türleri gece ve gündüzü paylaşmışlardır, hep birlikte yatıp uyumuyorlar!

Hep böyle miydi gerçekten?

Yoksa giderek böyle mi oldu?

Akşamın bir saatinde hep birlikte kıvrılıp uyumak, sonra sabahın bir vaktinde hep birlikte dikilip uyanmak!

Ta Lüzinyanlardan günümüze Arasta bildik bir çarşıdır.

Kaç kültür geçti üzerinden, kaç dil dolaştı sokaklarında, kaç nesil gelip geçti elde Arasta kaldı.

Hep birlikte açılan, hep birlikte kapanan kepenkler…

Hep birlikte.

Okulda, fabrikada, dairelerde hep birlikte…

Herkes hep birlikte uykuya daldığında sokaklar yarasalara ve baykuşlara kalır.

Halbuki kokusu geceye yayılır Pakistan Geceleri’nin.

Bu isim nerden gelir çiçeğe?

İlk insanlar da böyle miydi?

Akşam oldu mu yatarlar, sabah oldu mu kalkarlar mıydı?

Neden insanlar yıldızlara bu kadar küs?

Sabahın ilk vakitlerinden bir dükkana gitmek, ya da bir okula, ya da neresi olursa olsun, akşamın ilk vakitlerinde eve çekilmek ve bir köşeye kıvrılıp yatmak.

Sonra her gün, her hafta, her yıl aynı şey!

Bu bir “düzen” midir?

Doğanın düzeni mi, insanların mı?

Para denen şeyi çekip yok ettiğinizde bölüşme başlar.

Buna dayanamaz günümüzün insanı!

Kendilerini en güçlü sanan, en zengin, en muteber, en kalantor sanan hatta sırf bu yüzden diğerlerine tepeden bakan, ve hatta sırf bu yüzden kendi dışında olan herkesi yöneten, onların hakkında karar verme cesaretine sahip olanlar mı böyle bir “düzen”in koruyucusudurlar?

Akşam oldu mu onlar da aynı şekilde kıvrılıp uyuyakalıyorlar nihayetinde bir köşede!

Onu uyandıracak olan yönetilenlerdir fakat onların korkuları var!

Hiç kimse uyurken güçlü olamaz.

Anasından doğduğu gibidir…

Pakistan Geceleri’ne “Kraliçe” ya da “Melisa” deniyor mu?

Bilmiyoruz.

Bilenler var mutlaka…

Şu ya da bu,

Bir düzen değişmiyorsa korkulardan kaynaklanır…

Elias Canetti’in şu sorusu da vardır:

“Konuşmadan yaşadıkları için hayvanların korkuları daha mı azdır?”

Bilirsen, korkulacak hiçbir şey yoktur.

Konuşmadan yaşayamazsın…