KıbrısManşet

Biat kültürü aşılmalı


TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit, UBP-HP hükümeti arasındaki uyum düzeyini ve icraatlarını yorumladı, KKTC’nin T.C. ve Güney Kıbrıs ile ilişkilerini, Orta Doğu’daki gelişmeleri ve Kıbrıs konusunu değerlendirdi

 

HÜKÜMETİN MANTALİTESİ: Özyiğit, hükümetin mantalitesinin “Türkiye para verecek biz o parayı, dağıtacağız” şeklinde olduğunu, birçok alanda olduğu gibi ekonomik alanda da bir politikası olmadığını kaydetti. Özyiğit, “hükümet, ekonomik, sosyal ve siyasal olarak bana göre sınıfta kaldı” dedi

ERKEN SEÇİM TARTIŞMASI: Özyiğit, Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra ülkede hiçbir şeyin eskisi olmayacağını savunarak, “Sonunda bu hükümet kendi içinde de toplum içinde de sorgulanacak. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra bir erken seçim tartışılmaya başlanacak. Buna hazırlıklı olmak lazım” dedi

ANA-YAVRU EDEBİYATI: Özyiğit, Türkiye ile ana-yavru edebiyatı ile değil, kardeşlik ilişkisi içerisinde, karşılıklı saygıya dayalı, eşitler düzeyinde ilişki istediklerini kaydetti. “Ancak birileri kendi geleceklerini toplumun önüne koyarak, biat kültürü ile hareket ediyorlar. Artık bunu aşmak lazım” dedi

SICAK ATMOSFER: Özyiğit, denizlerdeki sıcak atmosfere işaret ederek, petrol ve hidrokarbon konusunda aklıselimliğe ihtiyaç olduğunu söyledi. Özyiğit, “Libya’da, Suriye’de savaş var. Irak üç bölgeye ayrıldı. İran karıştı. Mısır’da, Lübnan’da olaylar sürüyor. Ortadoğu barut fıçısı, KKTC’de tam ortasında” dedi

 

 

Duygu ALAN

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Cemal Özyiğit, UBP-HP hükümetinin Cumhurbaşkanlığı seçim stratejisi üzerine kurulduğunu öne sürdü.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın Cumhurbaşkanlığına bağımsız aday olduğunu açıklayarak Halkın Partisi Genel Başkanı görevini bıraktığını ancak hükümetteki görevini sürdürdüğünü söyleyen Özyiğit, bunun trajedi olduğunu savundu.

Cumhurbaşkanlığı seçim stratejisi nedeniyle iki önemli nokta olduğunu kaydeden Özyiğit, “Artık Ersin Bey de aday olacağını üç aşağı, beş yukarı söylemiş bulunuyor. Bir süre önce Kudret Bey’e yakın olan birisi, ‘Ersin Bey benim yanımda, Cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını, başbakan kalacağını söyledi, bunun sözünü verdi’ dedi. İstanbul’da Sayın Erdoğan’ın başbakan ve yardımcısı ile yaptığı görüşmeden sonra gene bir kişi tarafından bir açıklama var, Sayın Erdoğan, Sayın Tatar’ın başbakan olarak devam etmesi şeklinde bir telkinde bulunmuş. Bir kere, bu hükümetin Cumhurbaşkanlığı seçim stratejisi üzerine kurulmuş olduğu nettir. Şimdi ortaklar birbirine giriyor” diye konuştu.

4’lü koalisyon döneminde cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin hükümet ortakları arasında geçen bir diyaloğa değinen Özyiğit, şöyle dedi: “O dönem benim önerimle bir değerlendirme yapmıştık ve ‘ben aday değilim, Cumhurbaşkanlığına ama benim dışımda üçünüzün de adı geçiyor’ dedim, 2000 yılından da örnek verdim. Serdar Beye ‘senin baban o zaman Cumhurbaşkanıydı ve gene adaydı. UBP’nin Başkanı, Başbakan Eroğlu gene adaydı. TKP’nin başkanı, Başbakan Yardımcısı Akıncı adaydı, hükümete bir şey olmadı’ dedim. Serdar Bey, bunu el sıkıştık gibi lanse etti bir yerde. Kudret Bey buna kesinlikle itiraz etti. ‘Hem çıkacağız Cumhurbaşkanlığına aday olacağız hem de aynı hükümette beraber olacağız, bu çok da doğru değil’ dedi. Şimdi bekliyorum. Ersin bey de UBP’den aday olunca ne olacak.

Gerçi Kudret Bey, zamanında siyasete girmeyeceğini, parti kurmayacağını söyledi. Yani yapmayacağını söylediği her şeyi yaptı. Dolayısıyla, bu kadar ranta rağmen ‘hükümeti bozmayacağım’ dedi. Şimdi öyle görünüyor ki Ersin Bey de aday olduğunda Kudret Bey, herhalde, ‘yahu demokrasidir. O da ben de adaydır, yarışacağız, böyle devam edeceğiz’ der.”

 

“Söylediklerinin hiçbiri doğru değil”

TDP Genel Başkanı Özyiğit, UBP-HP hükümeti kurulmadan önce UBP kanadının sürekli olarak, “4’lü koalisyon hükümeti Türkiye’nin istediğini bilmiyor. Bunlar para alamazlar, dolayısıyla bu hükümet yıkılır da biz yeniden göreve geldiğimizde oluk oluk para akacak” şeklinde ifadelerde bulunduğunu, “Türkiye 3 yıllık protokol istiyor bunlar 1 yıllık protokol. Nitekim kendi geçen hafta mecliste kabul etti ki Türkiye 1 yıllık protokol istiyor. Para akışında da çok ciddi sıkıntı var” dediklerini kaydetti.

Özyiğit, ancak mevcut hükümetin, Temmuz ayında Türkiye ile protokol imzaladığını fakat protokolde öngörülenlerin hiçbirini yapmadıklarını buna rağmen, 750 milyon para geleceğinin söylendiğini fakat gelen paranın 653 milyon TL olduğunu, İstanbul ziyaretinden sonra da 170 milyonun geleceğini ifade ettiklerini söylediklerini belirtti.

Geçen sene gelen bu 653 milyonun 132 milyonun bloke edildiğini kaydeden Özyiğit, hükümetin buna “bazı ihalelere Türkiye’den çıkıldı, onların ödenmesi için para bloke edildi” şeklinde bir açıklama getirdiğini dile getirdi.

Geri kalan rakamın da 9 milyonunun sadece altyapıya olduğunu söyleyen Cemal Özyiğit, “Gerisi de aslında bizim 2018’den itibaren ödediğimiz savunma borcuydu. Dolayısıyla söylediklerinin hiçbiri doğru değil” dedi.

 

“UBP-HP hükümeti sınıfta kaldı”

UBP-HP hükümetinin ekonomiyi de umursamadığını savunarak, “Bunların mantalitesi, ‘Türkiye para verecek biz o parayı, görüşeceğiz, dağıtacağız, böyle gidecek’. Bu hükümetin aslında bir ekonomi politikası da yok. Para Türkiye’nin parası. Siz o parayı kullanarak zaten doğal bir vergi ödüyorsunuz. Ondan gelen enflasyon sizde daha az çıkıyor. Hangi ekonomiste sorarsanız sorun gülerler. Dolayısıyla hükümet, ekonomik, sosyal ve siyasal olarak bana göre sınıfta kaldı” yorumunu getirdi.

 

“Nisan’dan sonra bir erken seçim tartışılmaya başlanacak”

Özyiğit, Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra bu ülkede hiçbir şeyin eskisi olmayacağını savunarak, “Sonunda bu hükümet kendi içinde de sorgulanacak, toplum içinde de sorgulanacak. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra bir erken seçim konulmaya, tartışılmaya başlanacak. Buna hazırlıklı olmak lazım” diye konuştu.

Özyiğit, toplumun, kısa süreli seçimlerle yeniden düzenlemelere, kısa süreli hükümetlere değil, kalıcı, istikrarlı yapılara ihtiyacı olduğunu belirtti.

 

“TC-KKTC ilişkilerinde biat kültürünü aşmak gerek”

TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit, Türkiye ile ana-yavru edebiyatı ile değil, kardeşlik ilişkisi içerisinde, karşılıklı saygıya dayalı, eşitler düzeyinde ilişki istediklerini ancak bu söylemlerinin bazı kişilerce çarpıtıldığını söyledi.

“Benim için de ‘Cemal hocayı Türkiye istemez’ dediler” diyen Özyiğit, “Öyle değil. Bizim tüm kadrolarımızda, MYK içinde, ilçe başkanlarının arasında da Türkiyeli kardeşlerimiz var, Türkiyelilerle bizim bir sıkıntımız sorunumuz yoktur. Kendi ülkemde cumhurbaşkanı ve başbakan yanlış yaparsa eleştirdiğim gibi, Türkiye hükümeti bir takım yanlış adımlar atarsa elbette onları da eleştireceğim. Onların da bizim yanlışlarımızı eleştirmesinden rahatsızlık duymam ama konuşamamaktan rahatsızlık duyarım. Tıpkı Türkiye eğitim bakanı ile oturup da konuşamadığımız gibi. Baktığınızda adamın eğitime bakış açıları ile benim bakış açılarımın çoğu örtüşüyor ama biz bir masanın iki tarafında oturup konuşamadık. Çünkü birileri ‘Cemal hoca, Türkiye düşmanı, din düşmanı’ dedi. Onlar da öyle görüyorsa onların bileceği iştir” diye konuştu.

Özyiğit, ne Türkiye’nin KKTC’dekileri istememe lüksünün olduğunu ne de KKTC’nin Türkiye’yi

beğenmeme lüksü olduğunu söyledi, bir şekilde iş ve güç birliği içerisinde hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye ile Kıbrıs’ın birçok alanda kopmaz bağları olduğunu kaydeden Özyiğit, tek sorunun bakış açısı olduğunu belirtti.

Cemal Özyiğit, “Şuandaki hükümet gibi hükümetler, gidip secde etmeyi, el etek öpmeyi tercih etti. Biz onu tercih etmiyoruz. Biz, Evet. Türkiye’yi bütünü ile sevip sayıyoruz ama onlar da bizi sevip saysın. Biz onlara gösterdiğimiz saygıyı onlardan da bekliyoruz ve ana-yavru edebiyatı ile değil, kardeşlik ilişkisi içerisinde, karşılıklı saygıya dayalı, eşitler düzeyinde ilişki istiyoruz. Artık bu toplum, Namık Kemal’in de dediği gibi dedikodudan arınmalıdır. Birileri kendi geleceklerini toplumun önüne koyarak, kendilerini öne çıkararak biat kültürü ile hareket ediyorlar. Bunu aşmak lazım” diye konuştu.

 

“Beslenmeye muhtaç bir toplum mantığı ile devlet olamaz”

Sadece beslenmeye muhtaç bir toplum mantığı ile davranılırsa, öyle bir yapı ile devlet olunmayacağını kaydeden Özyiğit, sözlerine şöyle devam etti: “Zaten dünyadan tecrit edilmiş bir toplum var. Kıbrıs sorunu çözülmediği için bir de biz Türkiye ile olan ilişkileri doğru bir raya oturtamazsak, sadece beslenmeye muhtaç bir toplum mantığı ile davranırsak, böyle bir yapı devlet olamaz. Şuanda uygulama sanki ona yöneliktir. Türkiye’nin de aslında buradaki devleti onure etmesi, saygınlığını yüceltmesi gerekir ki dünya çapında ortaya bir politika koyduğunda inandırıcı olsun. Bu hem bizim için hem onlar için geçerlidir. Türkiye, KKTC’yi bir vilayeti gibi davranırsa nasıl gider de dünyaya, KKTC’nin ayrı bir devlet olduğunu, ikili anlaşmalarımıza dayalı haklarımızın olduğunu söyler. Dolayısıyla önce karşılıklı olarak gerçek anlamda tanınmanın yerine getirilmesi gerektir. “

 

“Ümit ederim ki sonunda aklıselimlik galip gelecek”

TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit, Güney Kıbrıs – KKTC ilişkilerini de yorumlarken, Orta Doğu’daki gelişmeler ve Kıbrıs konusunda değerlendirmelerde bulundu.

“ Rum tarafının özellikle denizlerde tek yanlı attığı hidrokarbon arama meselesi başımıza bela oldu aslında” diyen Özyiğit, şöyle dedi: “Eğer gerçekten böyle bir arayış içerisindeyse ve Kıbrıs Türk toplumu ile de bir temas halinde hareket edilseydi, Sayın Cumhurbaşkanının bir süre önce önerdiği gibi, bir ortak komite bakış açısıyla hareket edilseydi işin boyutu buralara kadar gelmezdi. Ama onlar kalktı ve Kıbrıslı Türkler yokmuş gibi, ötesinde bu ülkedeki azınlıklar da yokmuş gibi davrandı. Rum yönetimi, ‘uluslar arası alanda tanınan devlet benim’ dedi, ‘Kıbrıslı Türkler de ne oluyor?’ dedi, tek yanlı adım attı. Gitti bir sürü anlaşmalar, işbirlikleri yapıyor. Bu durumda da Kıbrıs Türk toplumu ne yapabilir? Türkiye ile oturup bununla ilgili bir çalışma yapar. Bizden önce Sayın Eroğlu, Sayın Merhum İrsen Küçük’ün Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ile yaptığı hidrokarbon araştırmaları ile bir izinlendirme vardı. Bizim hükümet döneminde biz bunu uzattık. Başka bir seçenek yok. Bu defa gerginlik arttı.”

 

“Ortadoğu barut fıçısı, KKTC’de tam ortasında”

Orta doğu coğrafyasına, petrol ve hidrokarbonun hiç iyi şeyler getirmediğini söyleyen Özyiğit, “Saltanatlar, krallıklar, iktidarlar devrildi. Barış getirmedi, tam tersi çatışma alanı yarattı. Biz de ‘dikkatli olmak gerek, inşallah savaşı değil barışı getiren bir rol oynar’ dedik. Ümit ederim ki eninde sonunda aklıselimlik galip gelecek ve bu konu da başta olmak üzere bir çözüme doğru yol olacağız” diye konuştu.

Şunda denizlerde atmosferin oldukça sıcak olduğunu söyleyen Cemal Özyiğit, “Libya’da savaş var, Suriye’de savaş devam ediyor. Irak üç bölgeye ayrıldı. İran, ister istemez bir generalin öldürülmesi sonrası karıştı. Mısır’da, Lübnan’da olaylar devam ediyor. Ortadoğu barut fıçısı, KKTC’de tam ortasında” dedi.

 

“Ümidimiz, istencimiz, denizdeki gerginliğin sıcak çatışmaya dönmemesi”

Sözlerine “Şimdi en son umutlandığımız Berlin” diyen TDP Genel Başkanı Özyiğit, Berlin’de görüşülecek olan zeminin ortaya çıktığını ve aşamalandırılmış bir çözüm planından bahsedildiğini söyledi.

Özyiğit, “11 Şubat 2014 tarihli ortak açıklama ve 30 Haziran tarihli Guterres Çerçevesi ve bugüne kadar varılan mutabakatlar. Ümidimiz, istencimiz, denizdeki gerginliğin sıcak çatışmaya dönmeden yelkenlerin indirilmesi bu gerginlik politikasının azaltılarak çözüme doğru, seçim öncesi de bir takım adımların atılmasıdır. Ha bu hükümet ile bu başarılabilir mi? pek ümidim yok. Çünkü bu hükümetin böyle bir öngörüsü yok” dedi.

 

 




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı