Milli Eğitim Bakanı Özdemir Berova, 2014-15 öğretim yılının sona ermesi ile birlikte geçtiğimiz günlerde ülkedeki eğitimi değerlendirdi. Yaptıklarını, yapamadıklarını, yapacaklarını anlattı. Açıkçası çok daha detaylı ve bilimsel bir bilgilendirme beklerdim. Sayın Berova’nın söylediklerinden yola çıkarak konulara bakalım.
Berova diyor ki: “Yeni öğretim yılında iki pilot okulda tam gün eğitime geçeceğiz”. Peki bu açıklamanın detayları nerede? İlköğretimde mi Ortaöğretimde mi? Yeni bütçede maliyeti ayrılacak mı ayrılmayacak mı? Kaç paraya mal olacak? Bu konu ile ilgili bir maliyet hesaplaması yapıldı mı?
Yoksa Sayın Berova “tam gün eğitime geçtik” denildiğinde tam gün eğitime geçilebileceğini mi zannediyor? Hükümet ortağına sorabilir. Geçmiş yıllarda Şht. Ertuğrul İlkokulu’nda denenen tam gün eğitimin yıllık maliyetinin bir trilyon(eski TL birimi ile) olduğunu biliyoruz. Tam gün eğitim için “taşımacılık ve beslenme sorundur” diyor Sayın Berova… O zaman taşımacılığın olmadığı okullardan başlasanız daha iyi olmaz mı? Beslenme sorunu da kendiliğinden çözülmüş olur. Keşke eğitimde süreyi uzatabilsek ama eğitimde ana sorun bu değil. Kaldı ki bugün okullarına bir kuruş bütçe ayıramayan, yıllık tuvalet kağıdı parasını bile karşılayamayan Eğitim Bakanlığı’nın “tam güne geçince eğitim düzelecek” yanılgısı içerisinde olduğunu görüyorum. Sorun başka yerde. Sorun eğitim programlarında, sorun eğitim felsefemizde, sorun maliyetlerde, sorun plansızlıkta, sorun daha birçok yerde.
Sayın Berova ortaöğretim kurumlarında 1862 kişinin başarısız olduğunu söyledi. Bu açıklamada da bir detay yok. Hangi okul türünde, hangi derslerde beklenilen notlar alınmadı bilemiyoruz. Kaldı ki “başarısız olmak” ne demek? Yeni eğitim paradigmalarında başarısız çocuk yoktur. İşte eğitim felsefemizin hala Esasicilik, Daimicilik üzerine kurulu olduğunu anlıyoruz.
Halbuki her çocuk parmak izi gibidir. Her çocuk farklıdır. Farklı şekillerde öğrenir. Bu başarısız diye ilan edilen çocukların mutlaka başarılı olduğu dersler ve konular vardır. Burada da sorun bütünleme sınavlarının tarihlerindeymiş gibi bütünleme sınavlarını eylül ayına alınmış. Ne değişecek? Üç ay sonra bu çocuklar sınava girdiklerinde bakanlığın beklediği başarıyı elde edecek mi?
*****
Sayın Berova, basın toplantısında “devlet okulları dışındaki eğitim kurumlarında sınıf öğretmenine ihtiyaç var” demiş. YDÜ Sınıf Öğretmenliği Bölümü ile ilgili tartışmaların devam ettiğini görüyoruz. Sayın Berova bu açıklaması ile şunu mu demek istiyor: “AÖA sadece devlet okullarına öğretmen yetiştirir, özel okullara yetiştiremez”. Sayın bakanın söylediğinden bu anlaşılıyor. Halbuki AÖA, bu ülkedeki ister devlet ister özel okullardaki tüm sınıf öğretmenlerini yetiştirebilecek, düzey ve kalitededir. Bir eğitim bakanından beklediğim kendi kurumuna bu şekilde sahip çıkmasıdır. “Biz özel okullara da öğretmen yetiştirebiliriz” demesidir. Zaten bugün özel okullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin çok büyük bir çoğunluğunun AÖA mezunu olduğu görülecektir.
Sayın bakanın basın toplantısından anladığım, ortada çok fazla bir plan program olmadan sorunların palyatif çözümlerle giderilmek istenmesidir. Eğitim sisteminin bütünlüklü bir şeklide ele alınması gerektiği gerçeği pek anlaşılmış gibi görünmüyor.
Kaldı ki eğitim bakanlığı bir yıl önce 5. Milli Eğitim Şurası düzenlemedi mi? Peki niye düzenledi? Alınan kararlar dosyası raflarda küflensin diye mi?
Şuralardan, çalıştaylardan çıkan sonuçlar değerlendirilmeyecekse, ve eğitimdeki sorunlara hep palyatif çözümler üreteceksek bu şuralar niye yapılıyor ki?
Biraz daha gerçekçi biraz daha bilimsel olsak, eğitimde önemli adımlar atabiliriz ama olabilsek…
































