Gerek Türkiye’de gerekse KKTC’de hükümet kurma çalışmaları farklı neden ve koşullarda da olsa aynı zamanlara denk gelmesi, çok tesadüfi olmuştur. Ancak her iki ülkede de hangi partiler arasında Koalisyon olacağı konusunda herhangi bir netliğin henüz oluşmadığı görülmektedir. Yaşanacak durgunluk döneminin kısa olmasını temenni ederiz.
Türkiye’de seçimlerin üzerinden 20 gün gibi süre geçmiştir. Bu yazının yazıldığı cuma gününe kadar siyasi partiler arasında koalisyon hükümeti kuruluşu ile ilgili bir mutabakatın henüz sağlanmadığı müşahede edilmektedir. Siyasi partilerin seçim sonuçlarını olgunlukla kabullenerek ve daha dün seçimden çıkıldığı cihetle yeni seçim alternatifini düşünmeden, seçimlerde birbirlerine yapılan suçlamaları da geride bırakarak, ülke menfaatleri ve bütünlüğünü göz önüne alarak, dönem boyunca iktidarda kalınacağı niyet ve inancı ile konacak hedeflere ulaşmak için uzlaşmayı görev olarak addetmeleri kaçınılmazdır. Milletin ortaya koyduğu iradeye göre uzlaşmanın, demokrasinin bir gereği olduğunu demokrasiyi özümseyenler için bir gerekliliktir. Şahsi ve siyasi parti menfaatlerinin, ülke menfaatlerinin gerisinde olduğunun her zaman ve her koşulda kabul edilmesi ve bu yönde hareket edilmesiyle demokratik sistemler yürüyebilir.
Piyasalar Türkiye’de tedirginlik içindedir ve rahatlama için siyasi partilerin koalisyon hükümeti için uzlaşmasını beklemektedirler. Dövizlerde sürekli oynaklıklar devam etmektedir. Son birkaç günde doların düşüşü ABD’deki faizlere, Euro’nun da bir miktar inişi AB ülkeleri ve Yunanistan’la olan uzlaşmazlıklara dayandırılmakta ise de şimdiye kadar bu gibi inişlerin arkasından çıkışlar ve aynı şekilde iki yukarı bir aşağıya gelişmelerle aleyhimize işlemektedir. Gerek Türkiye’deki ekonomi ve mali çevreler, piyasalar, gerekse yabancı sermaye ve yabancı piyasalar, sağlam temelli bir hükümet ve sağlam bir ekonomi yönetiminin kurulmasını ve yatırımlarda kalıcı veya geçici pozisyonlarını ona göre belirlemek istedikleri, açıkça görülmektedir. İnşallah haftaya gecikmeden kalıcı hükümet oluşur ve uygulanacak politikalar belirlenerek açıklanır.
Gelecek için yatırımlar konusunda güven vermek açısından yapısal reformların da öne alınması beklenmektedir. Uluslararası mali ve ekonomik kuruluşların da beklentileri ve Türkiye ekonomi yöneticilerinin vadettikleri reformlar ki çoğunlukla tüm siyasi partilerin ve iş çevrelerinin de mutabık kaldığı ortak görüşler olan cari açığın kapatılması ve tamamen dış sermayeye bağımlı yatırımların yerine iç tasarrufların çoğaltılması, yatırımlara kanalize edilmesi, ihracat yapısının değiştirilmesi, üretimde katma değerin arttırılması, emek yoğun iş alanlarının çoğaltılması, önemli işsizlik boyutunun özellikle genç işsizliğin azaltılması gibi, birçok öncelikli konuların gündeme konması beklenmektedir.
KKTC’nin de aynı ve benzer hatta çok daha fazla girift ve her sektördeki sorunlarının çözülmesini sağlayacak acil, orta ve uzun vadeli, 3 safhada ele alınacak önlemlere ihtiyaç duyulmaktadır. KKTC’de de parti-devlet bütünleşmesi haline gelen yönetimlerin icraatlarının verdiği zararlar Devlet icraatlarını çıkmaza sokmuştur. Dolayısıyla ülke ve devlet menfaatlerinin önceliği, genel kamu yararı, hak ve adalet, siyasi parti menfaatlerinin önüne geçmezse hangi parti iktidar olursa olsun daha kötü çıkmazlara girmesi mukadderdir. Kaldı ki KKTC’de kaynaklar çok kıt ve finansmana daha çok ihtiyacı vardır. Dolayısıyla mevcut kaynakların da en verimli bir şekilde kullanılması ve denetim mekanizmasının çalışması şarttır. Türkiye ile de verimli iş birliğine ihtiyaç vardır. Zamanı ve kaynakları iyi kullanmak zorundayız. Ekonomide bir canlanma yaratılmalı, halkın beklentileri zayıflatılmamalı, motivasyon kırılmamalıdır. Halkın genelinin arzuları bu yönde olup yeni hükümetlerin icraatlarında da bu yönde değişiklik beklenmektedir.
Görüşmeler sürecinde hükümetlerce ekonomik açıdan dağınıklığın giderilmesi ve canlandırılması, çevresel sorunların giderilmesi de öncelik almalıdır.
Son yıllardaki aradan sonra, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimini takiben bu dönemde başlayan BM gözetimindeki Kıbrıs çözüm süreci içinde liderler ve görüşmeciler seviyesinde yürütülmekte olan toplumlararası görüşmelerin hızlandığı bu safhada, birlik ve bütünlüğe de daha çok ihtiyaç duyulmaktadır. Son birkaç ay içinde kısa sürede çözüm sürecine girerken İki toplumlu görüşmelerde öncelikle ele alınan güven yaratıcı önlemlerden olarak haberleşme, elektrik, ticari, ekonomik ve direk sosyal yaşama yönelik kararlar sonucu tasarlandığı ilan edilen önlemlerin işleme konmasıyla da, yürürlük kazanması safhasında olumlu yansımalar beklenmektedir.
Medeni bir ülke ve medeni bir yönetim tarzına herkesin çok ihtiyacı vardır.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























