Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

‘Benim vatandaşım işini bilir’

Avrupa Komisyonu tarafından düzenlenen ankette, Kuzey Kıbrıs’ta ankete katılanların yüzde 60’ı ekonominin kötü olduğu görüşünü belirtmiş.

Ancak aynı zamanda katılımcıların  yüzde 73 de, hane içi mali durumun iyi olduğunu söylemiş…

Nasıl yorumlanmalı acaba?

Devlet fakir, vatandaş zengin mi?

Yoksa piyasa kötü ama herkes bir yolunu buluyor mu?

Sonuç olarak, böyle bir yapının kötü ekonomiye, kötü yönetime karşı tavır almasını beklemek zor. Aklıma rahmetli Özal’ın “benim insanım işini bilir” lafı geliyor.

Korkarım tam da öyle olduk…

Statüko toplumu öylesine sarmış ki, herkes bir ucundan tutmuş, gemisini yürütüyor.

İnançları, ahlakı izin vermeyen ya da statükonun çarklarına ulaşamayanlar sadece şikayet ediyor.

Anlaşılan o da yüzde 27…

Sizin için, bizim için üzgünüm sevgili “yüzde 27”…

Umutsuz olmak istemem hiç bir zaman ama…

Maalesef yine çıkış yok…

EİDE DOĞRU AMA EKSİK…

Çözümden konuşmak, ölünün arkasından konuşmak gibi geliyor bana…

Ama artık bu dönem için son sözler söyleniyor.

Herkesin bir ucundan saldırdığı Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, görev süresini bitirdiği bugünlerde doğruları söylüyor.

Bakın son söylediğine;

“Kıbrıslılar çözüm sürecini liderlerin eline biraz fazla bıraktı… Bunun üzerinde düşünülmesi gerek… Değişiklik için ayağa kalkmalısınız, oturup da başkalarının sizin için değişim yapmasını bekleyemezsiniz”…

Sonra da diyor ki, ‘sivil toplumu olaya daha çok dahil etmeliydik’… Bundan ders aldıklarını ifade ediyor.

Tespit doğru ama, eksik…

Çözüm isteyenleri sürece dahil edelim, güzel.

Vatandaş insiyatifleri de müzakere masasında yeralsınlar.

Bu da tamam…

Ama şu anda çözüme yardımcı olacak güçte değil ki bu kitleler…

Kuzey’den de saysan, Güney’den de saysan, sayı belli…

Ha kitleler çoğunlukla çözüm arzusunda olsalar, bunu yüksek sesle dile getirseler tamam.

Ama öyle bir durum yok…

Olması gereken, çözüm isteyenlerin sayısının artması.

Halklar bizzat kendileri çözüm arzusunu ortaya koymalı.

Zaten böyle bir durumda liderler başka türlü hareket edemezler ki…

Yani kısacası bu meyva henüz ham.

Olgunlaşmamış.

Olgunlaşması için yapılması gerekenler belli.

Halkların birbirlerine sempati duyması, birbirlerini anlamaları ve güvenmeleri sağlanacak, ondan sonra gönül rahatlığıyla çözüm isteyecekler.

İki halkın arasında dünya ayırım yapıyorsa, bir tanesini yok farzediyorsa, şartlarının iyileşmesine engel oluyorsa, bu nasıl mümkün olacak?

Hele de Güney’de ayrılığı öğreten eğitim sistemi devam ettiği sürece, bu sonuca ulaşmak hiç de kolay değil.

Ne kadar iyimser olmaya çalışırsak çalışalım, bu son süreç bize gerçekleri bir kez daha hatırlattı…

YERİN KULAĞI VAR

BİR BİZİMKİLER GÖRMÜYOR:

Avrupa Komisyonu tarafından düzenlenen ankette, Kuzey Kıbrıs’ta en ciddi sorunun hayat pahalılığı olduğu, ardından ise işsizliğin geldiği belirlendi. Kıbrıs sorunu ise, suç ve ekonomik durumun ardından beşinci sırada yer aldı. Adamlar bizi bizden daha iyi tanıyor ama bizim siyasiler, aslında bildikleri bu gerçekleri görmek istemiyor. TL kazanıp döviz üzerinden yaşıyoruz. Hergün yüzlerce işssiz, sorgusuz sulasiz iş umuduyla adaya geliyor. Nasıl olmasa kontrol eden, hesap soran yok. Sonuç ortada…

SON OLMAYACAK:

Espen-Barth-EideGörevinden ayrılan BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide, liderlere yaptığı veda ziyaretinde,”Çözüme ulaştıktan sonra ayrılsaydım daha iyi olacaktı” değerlendirmesinde bulundu. Hiç üzülmesin, yıllardır ne danışmanlar geldi geçti bu adadan, hepsinin de amacı “çözüm gerçekleştiren” adam olmaktı ama, olmadı. Siz Sayın Eide, bu konuda ne ilk, ne de son olacaksınız. Ömrümüz yeterse daha ne danışmanlar göreceğiz…

KİRLİ ÇAMAŞIRLAR DÖKÜLÜYOR:

Rum başkanlık seçimleri yaklaştıkça kirli çamaşırlar da bir bir ortaya seriliyor. Tam bir uyum içinde çalışan Ulusal Konsey’de bile partiler uzlaşı sağlayamıyor. Seçim uğruna birbirlerini suçlarken, Kıbrıs müzakerelerinde nasıl oyunlar oynadıklarını, dünyayı nasıl kandırmaya çalıştıklarını öğreniyoruz. Kazanma hırsı gözlerini öylesine bürümüş ki, gizli saklı ne varsa ortaya döküyorlar. Hele seçimler biraz daha yaklaşsın bakalım daha neler çıkacak…

OLAN BİZE OLACAK:

Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesinde gaz çıkarmak için arama ve sondaj çalışmalarını yürüten şirketlerin bağlı oldukları ülkeler olan Fransa ve İtalya’nın Savunma Bakanları sırayla Kıbrıs’ı ziyaret ederek adanın ‘egemenliğini’ koruyacaklarını açıkladılar. Emekli Büyükelçi Oktay Aksoy diyor ki, “Türkiye şu ortamda Kıbrıs’a yönelik hemen silahlı bir müdahale yapacak değil. Önce derdimizi anlatmaya çalışırız. Ancak AB ülkeleri tarafından ciddi bir müdahale tespit edilirse Ankara, gereken müdahalede de bulunabilir”… Menfaat çatışmasının sonucu kabak yine bizim başımıza patlayacak gibi görünüyor…

ÇÖZÜM BU MUDUR:

Sağlık Bakanlığı, ülkenin sağlık sistemini kaosa sürükledikten sonra, şimdi de palyatif önlemlere sarılmış durumda. YDÜ hastanesinin uzman kalp hekimleri, şu anda Lefkoşa Devlet Hastanesi’nde ücretsiz hizmet veriyor. Hocalara hepimiz müteşekkürüz. Ancak bu bir çözüm müdür? Sürdürülebilir mi? Hekimler özverili olabilir. Ama YDÜ’nün günün sonunda bu hizmetleri faturaya eklemeyeceğinin garantisi var mı? Tam iki yılda nasıl bu hale geldik, inanılır gibi değil.

BLÖF MÜ?:

Sözde ‘Maraş Belediye Başkanı’ Galanos, kapalı bölge Maraş’ın açılmasına ilişkin senaryoları, “Türk blöfü ve taktikleri” şeklinde nitelendirdi. Asında bu konuda kafalar karışık, Türk tarafı Maraş konusunda bir açılım yaptı ancak, buranın Türk kontrolünde mi, yoksa BM’nin kontrolünde mi açılacağı net değil. Keşke bizim siyasiler çıkıp bu konuda ne yapmak istediklerini bir an önce açıklasalar. Hem bu tür spekülasyonlar neden olmazlar, hem de biz ne olacağını öğrenmiş oluruz… 

ZİRVEDEKİLER

Taşkent Doğa Parkı: Kemal ve Yasemin Basat’ın 7 hektarlık arazilerinde kurdukları doğa parkında, Mayıs ayından beri bakımları sürdürülen yavru baykuşlar, doğaya bırakılmayı bekliyor. Basat ailesi, devletin yapması gerekeni kendi imkanlarıyla yapıyor. Yaralı, bakıma muhtaç her türlü hayvanın bakımı veteriner kontrolünde, ileri tekniklerle yapılıyor. Taşkent Doğa Parkı, 2018’de ziyaretçilere de açılacak…

baykuş
Mayıs ayında doğada bulunan yaralı baykuş yavruları, Taşkent Doğa Parkı’nda tedavi edildiler. Şimdi doğaya salınacakları günü bekliyorlar…

DİPTEKİLER

Bize Yakışmıyor: Yıllar içinde nasıl bir topluma dönüştük anlamakta güçlük çekiyorum. Her şeyimizi çıkar ve maddiyat üzerine dizayn ettik, “parayı veren düdüğü çalar” mantığıyla tüm değer yargılarımızı, örf ve adetlerimizi yok saydık. Yapılanları görmezden gelip, üç maymunları oynamak, dayatılanları kabullenmek, hatta içselleştirmek, yıllarca kendisine yapılan haksızlıklara direnen bir topluma hiç mi hiç yakışmıyor…