Köşe YazarlarıManşet

BEN OLSAM ERDOĞAN’I ARARDIM







 




 



Birileri kapağı açtı ve şişedeki cin ortalığa saldı.

Ve tabii ki ortalık karıştı.

Psikolojik harekat uzmanlarının kışkırttığı sosyal medya trolleri de devreye girince ortaya tamiri imkansız durumlar çıktı gibi görünüyor.

Burada Cumhurbaşkanı Akıncı’nın yazdıklarını alıntılayıp da uzun uzun savunacak değilim.

Sonuçta kendisini en iyi bir şekilde savunacak durumdadır.

Zaten dün gün boyu “kendini savunma hakkını” kullandı ve adeta linç girişimine varan küfür dolu eleştirilere yanıt verdi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yardımcısının veya AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in “öfkeli” açıklamalarını da yerden yere vuracak değilim.

Sadece küçük bir not düşeyim Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun sessiz kalması dikkat çekicidir.

Sonuçta Erdoğan yönetiminin kararıyla Türkiye topraklarının dışında büyük bir askeri operasyon başlattı.

Ve yapılan açıklamalardan anlıyoruz ki bu operasyonun amacı, sadece terörist unsurların bölgeden temizlenmesi değildir.

Türkiye 30 kilometrelik derinlikte yüzlerce köy ve kasaba kurmayı planlıyor.

Erdoğan, 250 metre kare diyerek inşa edilecek evlerin ebadını bile verdi.

Amaç, Türkiye’deki toplam sayıları 4 milyonu bulan Suriyelilerin en az 1 milyon 500 bin kadarını buralara yerleştirmektir.

Biz çok farkında değiliz ama Türkiye’deki Suriyeliler çok ciddi bir soruna dönüştüler.

Bırakınız harcanan 40 milyar dolar civarındaki maddi kaynağı, Türkiye’de vatandaşlar arasında muazzam tepkiler mevcuttur.

Ve Erdoğan yönetimi Suriyelilerin varlığını artık kendi vatandaşlarına anlatmakta zorlanmaktadır.

İslam tarihine referanslar yaparak oluşan tepkiyi bastırmaya çalışmaktadır ama ne kadar başarılı olduğu tartışmalıdır.

Dolayısı ile Suriyelilerin ülkelerine döneceği bir projenin hayata geçirilmesi herkes için tek çıkar yol olarak görülmektedir.

Suriyeliler için dahil.

 

***

 

Şimdi durum bu iken ve büyük fotoğrafa odaklanmak gerekirken Cumhurbaşkanı Akıncı’ya yönelik başlatılan linç kampanyası Kıbrıslı Türklere de Türkiye’ye de büyük zarar verir.

Öncelikler “Erdoğan Suriye operasyonunda Kıbrıslı Türkleri bile ikna edemedi” imajı Türkiye’yi dünyada yalnızlaştırmaya çalışanların ekmeğine yağ sürer.

Sonrasında Türkiye Cumhurbaşkanı ile KKTC Cumhurbaşkanı’nın kavgalı görünmeleri Kıbrıs sorununda telafisi mümkün olmayan zararlara yol açar.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri önümüzdeki ay iki lideri bir araya getirecek ve referans noktalarının belirlenmesi için önemli görüşmeler yapacaklar.

Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’in bu konuda zor durumda olduğunu en iyi bilen TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’dur.

Böylesi bir ortamda kavga kimin işine yarar.

Cumhurbaşkanı Akıncı ile sürekli temasta olan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun bu konuda sessiz kalması bence son derece değerlidir.

Buradaki büyükelçilik görevlilerinin de her türlü “operasyon” ve kışkırtmadan uzak durmaları gerekir.

Bu günler geçecek ve Akıncı ile Çavuşoğlu Kıbrıs için yeniden mesai yapmaya başlayacaklar.

 

***

 

Yazının başlığına gelince;

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın yerinde ben olsam Erdoğan’ı doğrudan arar ve görüşlerimi kendisine doğrudan anlatırdım.

Tıpkı 15 Temmuz darbesinde veya FETÖ soruşturmalarında yaptığı gibi.

Ve kendisine şunu söylerdim; “Kıbrıs Türk halkının oylarıyla ve halkı temsilen bu makamdayım. Türkiye öyle istedi diye değil. Eğer Türkiye’nin istediği bu makama oturursa o zaman cumhurbaşkanı olmaz, olsa olsa vali olur…









Başa dön tuşu