Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BELEDİYELERİ HATIRLADIK MI? VE “TAKILDIĞIM PANDEMİ TEDBİRLERİ…

Geçmişte insanların unutkanlığını ifade etmek için “hafızai beşer nisyan ile maluldür” derlerdi..

Evet insan “unutur” ama  hatırlar da..    Fakat   iktidara gelen siyasi partiler  vatan millet için ne yapacaklarını, neleri gerçekleştireceklerini plana programa vurmalarına  hem Meclisten  hem halkın onayından geçirmelerine karşın öylesine uuturlar ki hatırlatsanız da hatırlamazlar hatta mahşere kadar!

Oysa o yaptıkları plan programlar millet önünde verdikleri sözlerin “namus borçlarıdır!”                                                                                           ***

ÖYLEYSE “HATIRLAR MISINIZ” diyerek  hadi bazılarını biz atırlatalım:                            Hatırlar mısınız, bir zamanlar bu ülkede artık çalışanlarını bile ödemeyecek dolayısıyla sorumlu oldukları yörelere hizmet götüremeyecek,  tümden borcun harcın gayya kuyusuna düşmüş  “Belediyelerin” malül ve mağdur durumları söz konusu oldukta ne dendiydi?

“SORUN belediyelerin çokluğundan ve ayrı gayrı kendi bütçelerinin kendi hizmetlerine bile yetmemesinden   kaynaklıyor!”                                                              Ve izah ettilerdi: Ayni yörelerde yan yana oluşan “Belediyeler”   personelden  araç gereçlerine, verdikleri  hizmetlerden yatırım yaptıkları kendilerin ait yörelere kadar ayrı gayrı plan program ve  bütçe yapmak zorunda kaldıkları için; giderler her zaman gelirlerden çok daha fazla olmakta ve  yıllar itibarıyla iflasları gerçekleşmektedir…                                               ***

PEKALA neydi sorunun çözümü? Onu da bazı belediyelerin birleştirilerek iş ve güç birliği yapmalarına olanak sağlamak olarak izah ettilerdi!                                                            Azalacak belediyeler fakat değişmeyecek personel nedeniyle daha seri hizmetlerde bulunmak  hem de giderlerde tasarruf sağlamak…

Aslında “Belediyeleri” batağa gömen ise  popülizm damgalı icraatlarla istihdamların  yarattığı anomalilerdir ki bilinmeyenler değillerdi.                                                                                                   ***

NİTEKİM  1994’lerde Oktay Kayalp Mağusa’da Belediye Başkanlığına adaylığını koyduğunda,  “eğer seçilirsem asla bunları yapmayacağım” dediğince ilk vaadi “istihdamları partizanca baskılar söz konusu olsa da anomali haline getirmeyeceğine, bu konuda  belediyenin maliyesini bozacak tasarruflarda bulunmayacağına yönelik adeta yeminli billahlı sözüydü..”

O sözünün ve diğer prensiplerinin arkasında durduğu içindir ki en uzun süreli görev yapan belediye başkanlarından biri oldu ve şu ispatı çaktı.                                          “HALKINA dürüst davranan, verdiği sözlerin arkasında duran hangi partili belediye başkanı olursa olsun seçmeninden hem saygı hem  destek görür..”

***

Aslında  gitgide yozlaştırırlarken “Başkanlarının” da mensubu oldukları siyasi partilerin, belediyeleri “istihdam çiftlikleri” olarak gören  şu yukarıda sözünü ettiğim o  “kararlı prensiplerin” körletilmeleri oldu!

ÇOK kısaca belediyeler geçen zaman içinde “Başkanlarının”  içinden çıktığı  siyasi partilerinin  “acenteleri” durumuna düşürüldü. İş bulma daireleri haline getirildi.

Gerçekte tüm “beledi anomaliler”  yıllardır gözlerimizin önünde, elleyebildiğimiz olaylarla devam etti!

Mesela şu anda Mağusa belediye Başkanının en çok eleştirilen yanlarından birisi popülizme dayanan istihdamlarla ödemeler dengesini bozarak  belediyeyi iflasa sürüklediğidir..”

***

BAŞA DÖNÜYORUM: “Uzunca bir süredir KKTC belediyelerinin içine düştükleri müflis durumu düzeltmek için çalışmalar yapılmaktadır” demiş olsam inanacak mısınız?                                                                                                         ***

GELİP giden siyasi iktidarların “belediyelerin birleştirilmesi” fikrini ortaya atarak bugün de bu konuda çalışmaların sürdürülmekte olduğunu yazsam inanacak mısınız?                                                                                                ***

ARTIK hiçbir belediyenin ihtiyacının üzerinde istihdam yapamayacağının idrakinde ilgili yasalarda değişiklikler yapılması için harekete geçildiğini   söylesem inanacak mısınız?                                                                                 ***

BELEDİYESİNİ zarara uğratan, borç batağına iten  Belediye Başkanlarının da cezalandırılmalarına yönelik bir takım yasal düzenlemeler üzerinde çalışıldığını yazsam inanacak mısınız?                                                                                  ***

Ve 27 Belediyenin bazılarının birbirleriyle birleştirilerek daha etkin hizmet ve iş güç birliği sağlanmasına yönelik  çalışmaların devam ettiğini, bu konuda epey mesafe kat edildiğini söylersem inanacak mısınız?

***

YOKSA!… “Nedir be adam senin yazdığın. Martaval mı okuyorsun” diyeceksiniz?

Haklısınız ve hakkınızı veriyorum.  Ancak siz de şunu kabul edin:                        “Martaval okuyan gelip giden ve yukarıda yazdığımca belediyeleri zarara sokup iflas etmelerine kadar vardıran dıştan müdahale  ve emirleriyle, bizzat   koalisyon hükümetlerinin kendileri  olmuştur!                                                  ***

BELEDİYELERİ partilerinin çiftlikleri, iş, aş sağladıkları mutfakları, oy makinesi haline getirmişlikleriyle;  tutun ki bu ülkeye en büyük fenalığı yaptılar!..

FAKAT söz verdikleri halde “belediyeleri birleştiremediler!

Ki ne dedik bu memlekette hafızai beşer nisyan ile malüldür!

***

GELECEK YIL yerel seçimler vardır. KKTC’de 28 belediye vardır. (sözde 15’e indireceklerdi) Daha şimdiden “başkanlığa meraklı “ben adayım” diyenler kampanyalarına bile başladılar!

Seçilenlerin önlerinde  cennetmekân bulmayacakları, aksine batmış, sadece borçlarını değil, çalışanlarını da ödeyemeyen belediyeler bulacaklarını çok iyi bilmektedirler..                                                      Buna karşın beni seçin düzeltip kurtaracağım  vaadinde bulunmaktalar.                   Nasıl olacak bilmem ama artık bu memlekette “aş iş” vaadine, rant işlerine dayanmayan seçimlerden hiçbir adaya  ekmek çıkmaz!

Şimdilik gelecek yıl olası belediye seçimleriyle ilgili bir giriş yaptım. Bundan sonra çok konuşacağız ama…                                                                  ***

KISACA TAKILDIĞIM: (BU TUTUMLA PANDEMİYİ YENEMEYİZ!)

Geçen hafta bir arkadaşımın düğününe gittimdi. Özellikle gittimdi alınan tedbirleri de görmek için..                                                                                         ***

PEŞİN yazayım: Alınan tedbiri beğendimdi. Geniş bir alanda çimlerin üzerinde insanların yürüyecekleri, oturacakları yerler mesafelerine dikkat edilerek  titizlikle belirlenmiş..

Gelinle güveyin durduğu yerin önüne fazla yaklaşılmaması için süslü püslü bir engel konmuş ki arada mesafe mevcut, öyle sarılmalar falan mümkün değil…                                                           **                               FAKAT gerisi nanay! Tebrike gelen çoğu insanın maskesi yok..                                 Kuyrukta mesafeye uyan da yok! Bazıları neredeyse sırtınıza binecek kadar..                    Ense kökünüzde soluyarak arkanızdan gelenler nedeniyle mesela beni sinirsel kaşıntılar tuttuydu!

Onca “maske mesafe” denmesine karşın bu kadar baştan savmacılıkla vurdumduymazlık olsa olsa o bize özgü “aymazlık” olmalı.. Tutun ki “bana bir  şey olmaz” inancı..                                                                                   ***

ŞİMDİ kime nasıl anlatacaksın, “sana bir şey olmaz ama sayende bir başkası pandemi olabilir!”

Yani tedbiri elden bıraktık. Zaten her gün artan vakalar da ispatı olmakta! Ki vaka sayıları daha bir artarsa kapanmak zorunda kalacağız bu kez de “vay bizi yeniden kapattılar, battık mahvolduk, çocuklarımız aç kaldı… Diye feryat kopartacağız ki  bakın buna da bir kulp takayım:

“Nasihat ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.”

Yarın tedbirler artırılırsa biline ki suçlusu ve sorumlusu  yoldaki, düğünlerdeki, gazinolarda eğlence yerlerindeki vurdumduymaz kural tanımaz yurttaşların marifetidir.