Haydi yine su, yine kriz.
Gönyeli Belediye Başkanı Ahmet Benli, her fırsatta takdir ettiğim bir Başkan. Ama bu su konusundaki çıkışlarını kabul edemiyorum.
Başkan Benli, bugüne kadar 0,25 kuruştan aldıkları suyu, 1,5-3,20 TL’den vatandaşa sattıklarını, Türkiye’den gelen su için önerilen ton başına 2,30 liranın kabul edilmez olduğunu söylüyor.
Evet tamam, bir fiyat artışı olacak ama, konu bu kadar basit değil ki.
Bir kere, devlet bugüne kadar 0,25 kuruşu kafadan belirliyordu.
Fiyatı piyasa belirlemiyordu…
Devletin verdiği ve neredeyse “bedava” suyu alıp, epeyce yüksek bir karla satmaktaydılar. Üstelik de çoğu bu düşük bedeli bile devlete geri ödemiyordu.
Şu andaki fiyatlara bakıldığında, halihazırda en az karla satan belediye 6 misli, en yüksek karla satan 13 katına satmaktaymış. Bu fahiş değil de nedir?
Diğer taraftan, artık su fiyatını piyasa belirler durumdadır.
Aylardır herkes tankerle su alıyor. Şu anda tankerin verdiği suyun fiyatı kalitesine göre, ton başına 15 ile 17,5 lira arasında. Haydi buna bir de, belediyeden almadığınız suya, sırf sayaçtan geçtiği için ekstra ödediğiniz parayı ekleyin. Maliyet nerelere çıkıyor. Ve tabii burada hem belediyenin haksız bir kazancı var, hem de yeraltı suları keyfi bir şekilde tüketiliyor.
Bu ülkede su, kıt bir maldır.
Ancak yaşamsal bir maldır.
Devletin bu fiyat politikası zaten sürdürülemez bir politikaydı.
Yeraltı suları da tükendi ve devlet istese de artık bu politikasını sürdüremez.
Çünkü o durumda yaptıkları kar, ekonomik akla aykırı olduğu gibi, sürdürülebilir de değildi
O halde artık suyun en azından minimal bir kar ile maliyet fiyatının üstünde satılmasına alışmak lazım.
Daha anlaşılır bir şekilde yazayım, kar marjlarını düşürsünler… Ha Benli diyor ki, karı düşürürse, maaşları ödeyemezmiş. E o da toplumun sorunu değil. Giderlerini, gelirlerine göre ayarlayacaklar.
Yani demem o ki, bu suya bizim ihtiyacımız var.
Bu kaçınılmaz.
Hem temiz, içilebilir, hem de bol.
Tankerlerle, nereden geldiği, temiz olup olmadığı belli olmayan sularla yaşam sürdüremeyiz.
Ve artık bu noktada, belediyelerin kar marjı bizi hiç ilgilendirmiyor.
Öncelikli olan, genel olarak toplumun çıkarı…
Olması gereken de bu…
Nazım Çavuşoğlu, “Top belediyelerde, kararı verecek olan Belediye Meclis üyeleridir, ya kabul ederler, ya reddederler” dese de, bu konu da başkanların ya da üyelerinin keyfine bırakılacak bir konu değildir.
Benim önerim, Yasa’da kendilerine verilmiş olan referandum hakkını kullansınlar ve vatandaşa sorsunlar. Eminim, vatandaş bu fiyat artışına seve seve katlanacaktır.
Toplumu bu sudan mahrum etmek, “Ben almıyorum” demek o kadar kolay değil…
Nitekim, Benli, ikinci bir açıklama daha yaparak, fiyat fahiş olmasına rağmen, sistemin dışında kalamayacaklarını deklere etti.
Eğer şimdi diğer başka belediyeler de fiyat gerekesiyle suyu almaya nazlanırlarsa, toplumun tepkisi büyük olacak.
Diğer yaptıkları muhteşem işler bir anda unutulacak.
Bizden söylemesi.
YERİN KULAĞI VAR
SU TAMAM, SIRADA EKONOMİK PROTOKOL: Türkiye’den gelen suyun geçici kullanımı ile ilgili belirlenen fiyat konusunda bazı sıkıntılar olsa da, son engel de aşıldı. Şimdi sırada yeni mali ve ekonomik protokol var. Bugünlerde imzalanması beklenen yeni protokolde yer alan ve Kıb-Tek’in üretim, iletim ve dağıtım alanlarında üç parçaya ayrılarak dağıtım bölümünün özelleştirileceği yanında Telefon Dairesinin de yeni özel bir ortakla işbirliğine gideceği iddiaları, El-Sen ve Tel-Sen’i harekete geçirdi. Önümüzdeki günlerde hem elektrik, hem de telefon hizmetleri grevlerle durma noktasına gelebilir…
MEZARA KADAR: Siyasetin batırdığı Sosyal Sigortalar maaş ödemeyemez duruma gelince, emeklilik yaşına göz dikiyorlar. Önce 60 yaptılar, şimdi Dev-İş Başkanı Hasan Felek, yeni ekonomik protokolda emekli yaşının 65 olacağını söylüyor. Söyleyin Allah aşkına hangi banka, hangi iş yeri 60 ya da 65 yaşında adam çalıştırır? Özel sektör çalışanı, 50’yi devirdiğinde işsizdir. Kalan 15 sene açlığa mahkum olacak, maaş alamadığı gibi, yatırım da yapamayacak. Sonra da burası hukuk devleti, sosyal devlet, eşitlik var, adalet var…. Özel sektörde sendikal örgütlenmeyi de işte bunun için zorunlu hale getirmezler. Kimsenin sesi çıkmasın diye. Kolaysa, devlette de 60 yaşı mecbur etsinler bakalım neler oluyor…
AYIP ARTIK: Geçen gün, Orman Dairesi Müdürlüğü’ne bir öğretmen atanacağı haberi vardı. Atandı, atanmadı bilmem. Zaten bu son atamalar her biri bir model, alakasız. Ancak bu ülkede en ciddi tehlike yangınken, her yıl dönümlerce ormanı kaybederken, işinin ehli birinin yerine bir öğretmeni atamak partizanlık falan da değil, kusura bakmayın ama aymazlıktır…
KOMŞUDA DEĞİŞİM BEKLENMİYOR: Komşu yarın sandık başına gidiyor. Anket sonuçlarına göre sandıklardan farklı bir sonuç çıkması beklenmiyor. Anastasiades’in eski partisi DİSİ’nin birinci parti olarak çıkması beklenirken, ardından AKEL’in ikinci parti olacağı kesin gibi. Aşırı sağcı ELAM’ın ise, ülke barajını aşamayacağı iddia ediliyor…
TARTIŞILMASI GEREKEN: 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarını izleyenlerin sayısı birkaç yüz kişi ile ifade edilirken, tatili Güney’de geçirenlerin sayısı 5000’i geçmiş. Bence tartışılması gereken, kapılarda yaşanan izdihamdan çok, aylarca öğretmenleriyle birlikte prova yapan gençlerin böylesi bir etkinliğine, toplumun neden ilgi göstermediği olmalıdır…
BAĞNAZLIK: İzmir Ticaret Odası heyeti KKTC’de. Onları, Güney Kıbrıs’taki temaslarından biliyoruz. Kıbrıs konusunun ekonomik yönlerine ve faydalarına ilişkin çalışmaları var. Başkan Ekrem Demirtaş, Ercan Havalimanı’nın ve Mağusa Limanı’nın kullanılmamasından Güney Kıbrıs’ın ne fayda sağladığını anlayamadığını söylemiş. İşte sorunun özü burada. Güney Kıbrıs’ın Kıbrıs konusuna bakış açısı, asla refah, ticaret, gelişme, kalkınma değil. Körü körüne bağnaz siyaset…
YİNE ÖDEMEYE RAZIYIZ: Suyun fiyatının açıklanmasıyla birlikte Belediyeler Birliği Başkanı Ahmet Benli, 2.30 liradan verilecek suyu vatandaşa 6.5 TL’ye satmazlarsa belediyelerde maaşların ödenemeyeceğini söyledi. Demek ki yıllardır memurlarını 25 kuruşa alıp vatandaşa 2-3 liraya sattıkları su paralarıyle ödediler… Keşke sadece su paralarına mahkum olmayıp, başka yerlerden de kaynak yaratmaya başlasalardı. Birçok belediyenin zamanında 25 kuruşa aldıkları o suyun parasını da devlete ödediklerini sanmıyorum. Sürekli ve içilebilir bir suya büyük bir çoğunluk, tonuna 6.5 lira ödemeye hazırdır sanırım…
[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]ZİRVEDEKİLER: 19 Mayıs ve Gençler: Siyasilerin özel günlerde yayınladıkları mesajları hiç okumam, merak da etmem. Sanırım genelde kamuoyu da böyle. Önceki gün yine çarşaf çarşaf 19 Mayıs mesajları vardı. Siyasilerin mesajlarını okumadım ama gençlerin ne dedikleri benim için önemliydi. Öyle güzel şeyler söylemişler ki; “Mutluyum, gururluyum… Atamızın hediyesini saygı ve gururla taşıyoruz… Bu güne sahip çıkalım… Savaş ve diğer nedenlerden dolayı, istemesine rağmen günü dilediği gibi yaşayamayan gençler için üzülüyorum”. Ben de onlarla gurur duydum…[/quote]
[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]DİPTEKİLER: EDEK’in Reklamcıları: Rum seçimleri öncesi nasyonal sosyalist EDEK partisi için çalışan reklam şirketinin gafı affedilir gibi değil. Bizzat kendileri tarafından yapılan Atlılar, Muratağa Sandallar toplu katilamına ilişkin bir görüntüyü kampanya filminde kullanmışlar. İyi olmuş, bilmeyen de öğrenmiş. Bir ülkenin tarihini ve toplumun nabzını bilmeyen ajanslarla çalışanlar, her zaman böyle trajikomik durumlara düşebiliyor. Aklıma, Meclis’in damına asılan Yunan bayrağıyla, kavanozdan sıçrayan balık görüntüleri geliyor…[/quote]
































