Akıl mantık ülkede daha çok belediyenin olmasının gerektiğini söylerken, biz “birleştirme” kulpu takarak azaltma yoluna gittik. Dolayısıyla anladık ki “Belediyeler halka hizmet amacıyla değil, Devlet bünyesinde olmaları gereken “kurumlar” zorunluğunda ihdas edildiler! Sonradan da gelip giden siyasi iktidarların partililerine sağladıkları iş aş kaynakları oldular!
Bu nedenle de “birleştirilmeleri” sanılan kadar tepki görmedi! Mesela çok az Belediye yöresinde insanlar tepki gösterdi. Oysa beklenen “biz Belediyemizi isteriz” diyerek isyanı oynamalarıydı! Yolları trafiğe kapatmaları gibilerinden sivri uçlu eylemlerdi…
OYSA kuzu kuzu “birleştirilmelerini” beklediler!Ha bir süre sonra yine de şu sözünü ettiğim “isyankâr tepkiyi” gösterecekler çünkü bu kez de belediye hizmeti alamayacak şikâyetleri havalarda kalacak! ÜSTELİK bundan sonra da Merkez Belediyelerde oluşacak yeni istihdamlarda mesela köylerinden de atanmalarını bekledikleri “köylülerinden bazılarının” dışta kalmaları nedeniyle tutun ki İçişleri Bakanının kapısına dayanıp kazan kaldıracaklar! BU memlekette işler böyle yürür! Nitekim vakti zamanında henüz “liderlikler dönemini” yaşadığımız yıllarda çok iyi konuştuğum şimdi rahmetlik olmuş bir Başbakanımız galiba her Cuma sabahı Bakanlıkta halka açık toplantı yapar bir salon dolusu yurttaşların sorunlarını dinler notlar alırdı..
İzlemem için bir gün beni de davet etti gittim. Elliyi aşkın insan bir salonda toplanmışlardı. Herkes şikâyetlerini söylüyordu ki bazıları sonradan Bakanlık odasına girerek Bakandan kızlarının evlilik dönemine geldiği halde hâlâ uygun bir koca bulamadığından yakınıp tavassutta bulunulmasını istedi! Bazıları falan komşunun keçisinin ikide birde evinin bahçesine girip sebzelerini yediğinden şikâyet etti…
HA BE DEĞİŞTİ ŞİMDİLERDE? Belediye Başkanı partisinden gelen emirleri ifa ederken “falan filan partili kişileri de bir yerlere sokuşturma (ricası değil) emrini yerine getirmelerinden başka!
Ki artık Belediyelerde memurların çalışanların bırakın odalarını, oturacak yerleri kalmadı!
***
İŞTE bu ahval ve şerait içinde Belediyeleri birleştirdik ki parasal tasarruf yapıla! Gerçekleşirse ne alâ ama gerçekleşmez de külfet artarsa!… Boş verin bu ülkede kimse kimseye ne hesap verir ne olanlar umurlardadır! Öyle olsaydı şimdilerdeki Belediye seçimlerine onca kişi adaylığını koymaz kimse bu batmış gemileri yüzdürme iddiasında gözleri kapalı öylesi bir “Başkanlık” macerasına atılmazdı!
NE var ki bu ülkede “Makamlar” hâlâ seviliyorlar! Kaldı ki bir devre Belediye Başkanlığı yapmak ömür boyu ve en yükseğinden emeklilik maaşı hakkı kazanmasını da getirir ki yeme de yanında yat! Ki Belediyelerin batma nedenlerinden biri de emeklilerinin astronomik emeklilik aylıklarıdır..
NE VAR Kİ bu ülkede herkesler bilaistisna Timurlenk’in Fili gibi kös dinlerler! Çok doğru olması gereken bir ifadeyle artık herkes kendi “yaşam koşullarını iyileştirecek, belki zenginleştirecek, çoluk çocuğunun geleceklerini güvence altına alacak türlü çeşitli fırsatları değerlendirme peşinde koşmaktadır..
BU yollarda aykırılık da olsa, etik değerler çiğnense de değil mi ki “gemisini kurtaran kaptandır!”
SÜREÇ tartışmalı da olsa Belediyelerin birleştirilmesine” yönelik muhalefet cephesi mücadele ediyor gibi gözükse de ne diyor İçişleri Bakanı Sn. Ziya Öztürkler, “Belediyeler birleştirilirse halka daha iyi hizmet verecekler..”
Bu değerlendirmesini unutmayacağız!.. ***
KISACA TAKILDIKLARIM: Galiba pankartı kaldırdılar ya da rüzgârda parçalandı..
Bir süre öncesine kadar Mağusa’ya bağlı Aygün köyünün girişindeki yolda iki tarafından direklere bağlanmış (tak gibi) bir bezin üzerinde, yol yapımı nedeniyle koordinatörümüz “Fuat Oktay beyefendiye teşekkürler” iletilen bir pankart vardı..
Dikkatimi çekti çünkü bugüne kadar KKTC’de özellikle alt yapıya yönelik imar iyada yol yapımları ile gerçekleştirilen benzer işlere teşekkür edilecekse yada kamuya duyurulacaksa ya “Türkiye Cumhuriyetinin katkılarıyla” denirdi yada Türkiye Cumhuriyeti tarafından gerçekleştirildiği yazardı..
GALİBA bir ilk olmalı bu kez koordinatörümüze yani bizden sorumlu Bakan olan Sn. Fuat Oktay’a iletildi teşekkürler! Yapan gerçekleştiren değil sadece “tavassutta” bulunan olduğu halde!
PEKİ şimdi o pankart kaldırıldı ama bu adlı sanlı teşekküre neden gerek duyulduydu? Eğer Sn. Oktay parasal giderlerini cebinden harcamamışsa! Çünkü ne memleketin valisidir ne de TC tarafından tayinli hamisi! Seçilmiş bir siyasetçidir, iyidir, KKTC’den sorumlu Bakandır ama tüm bunlar Türkiye Cumhuriyetine ait işler yardımlar yatırımlardır..
İlk defa böylesi bir “siyasi kişiselleştirme” çok tuhaf oldu, doğrusu anlamadık!
***
GİRNE’DEKİNE HER HALDE “kalesinden” olacak “antik liman” diyorlar.. O zaman Mağusa’dakine ne diyeceksiniz? BİR ucu Othello burcunda öteki ucu Cambulat Kapısında..
Üstelik surlar içi Mağusa’sından limana açılan üç de kapısı var.. NE var ki yine ve yıllar yılıdır Lefkoşa bürokrasisi ile aristokrasinin gözüne giremedi!
Bir ucu Maraş’ın öteki ucu Karakol’un girişinde olan, on tane Girne limanını içine alacak bu devasa liman nedense beklediği ilgiyi hiç görmedi.. Tutun ki üvey evlat!
Kİ bu kez de Girne limanını şu veya bu şekilde plana programa soktular ama Mağusa limanı “limandır liman” türküsünü söylemeye devam etmekte! Ki ne diyorum her zaman. Mağusa limanından utanıyorum. Tabi utanması gerekenler utanmadıklarından olacak artık biz mezbelelik yığını haline gelen limana Lefkoşa krallığı yan gözle bile bakmıyor!
































