Köşe Yazarları

Bazen dibe vuruşlar, devrimleri getirir…

Ekonomist değilim, çok da fazla anlamam ama, Merkez Bankası’nın verilerini hiç kaçırmam.

Diğer ilgili makamlar ne yalan söyleyim, siyasi uzantılar olduklarından, Merkez Bankası bana daha objektif gelir…

KKTC Merkez Bankası 2018 yılı ikinci çeyrek bültenini yayınladı. Veriler arasında bazıları gayet ilginç. KKTC Bütçesinde, ikinci çeyrek de 72,2 milyon TL bütçe fazlası ile kapatılmış.

Yılın ilk çeyreği de 70,8 milyon TL fazla olarak tamamlanmıştı.

Maliye Bakanı Serdar Denktaş, bütçenin şimdiden 200 milyon açık verdiğini ve bunun artabileceğini söylerken, bir yandan da sıkı bütçe politikasından ayrılmamış anlaşılan.

Güzel bir haber…
Bir başka umut veren haber, bütçe gelirlerinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17,7 artış olması.

Ve bütçe gelirleri içerisinde en yüksek paya sahip olan vergi gelirleri, geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 12,9 artış ile 884,3 milyon TL olmuş.

Şimdi bu yüzde 12,9’luk artış acaba TL’nin değer kaybetmesiyle mi alakalıdır?

Ya da daha fazla yatırım yapıldığı için midir?

Yoksa vergi yüzsüzlerinin yakasına mı yapışılmıştır?

Esas merak ettiğim bu…

Merkez Bankası yorumsuz rakamları verir ama, bu konu izaha muhtaç.

Belki Serdar Denktaş bize bu yüzde 12’nin nereden kaynaklandığını anlatır.

Yani Ersin Tatar’ın itiraf ettiği “Verginin yüzde 48’ini topluyoruz” noktasının neresindeyiz?

Bu arada, KKTC bütçesinin herhangi bir bağış, yardım ve kredi almadığını da not etmek lazım.

Rakamlar ilginç.

Ancak sürdürülebilir değil.

Yüzde 82 küsuru memur maaşına giden bir bütçe ile nasıl sürdürülebilir olsun ki?

DPÖ’nün hane halkı anketi 2016 rakamlarına göre, çalışma çağındaki 240 bin kişi, canını dişine takıyor ve vergileriyle ancak da memuru ödüyorlar.

Bunun dışında sağlık, eğitim gibi konularda devlet çoktan beridir yatırım yapamaz durumda.

Türkiye yaparsa oluyor… Ha, bugünkü gibi o iş de aksarsa, okullara, hastanelere kilit vurulması hiçten değil.

Vehbi’nin kerrakesi diye bir laf vardır ya, gene aynı noktaya geleceğiz.

Şakası yok artık, ister siyasi deyin, ister ekonomik, Türkiye’nin durumunu da göz önünde bulundurarak, başımıza tarak arama durumundayız. Normal bir devlet gibi vergiyi toplayıp, geçinmek varken, el açar durumda kalmak doğru mudur? Muhalefete bakıyorum, önerdikleri tek şey “Türkiye’den almak”… Hep yaptıkları gibi. “En iyi parayı biz koparırız” diye diye, Kıbrıs Türkünü pasifliğe, edilgenliğe, bağımlılığa itenlerin hala başka bir formülü yok.

Toplanmayan yüzde 60 verginin toplandığını ve bütçeye gelir olarak yazıldığını bir düşünsenize.

Ne problemimiz kalır?

“Öyle mi yapsak, böyle mi yapsak” laga lugası bu ortamda lükstür.

Ya devlet çalışandan aldığı gibi, kendi topraklarında faaliyet icra eden yerli yabancı sermayeden vergiyi bir tamam toplayacak ve kendi de tasarruf edecek.

Ya da ….

İşte o yok….

Seçenek tek… Bu olağanüstü durum, cesur bir devrimi gerektiriyor.

Devrimi yapacak olan da siyaset.

İktidar erkini elinde bulunduranlar bu cesareti gösteremezlerse, sadece belki siyasi hayatları bitecek.

Ama ya bu halk..?

Bu ülke..?

 

YERİN KULAĞI VAR

KİME HİZMET EDİYORSUNUZ:

Neymiş efendim Türkiye Eğitim Bakanı Cemal Hoca’nın randevu talebini reddetmiş. Bizimkilerde bir sevinç ki soramayın gitsin. Anında sosyal medyadan verip veriştirdiler. Peki Cemal Hoca kim? KKTC Eğitim Bakanı. Neredeyse tefe koyup çalacaklar. Biraz insaf be kardeşim eleştirdiğiniz adam bizi temsil ediyor. Gözleriniz ve hırsınız bu kadar mı köreldi. Randevu iptal edildi diye utanmasanız kına yakacaksınız…

 

HERKES KENDİ PENCERESİNDEN BAKIYOR:

Hayvan Üreticileri Birliği arpaya yapılan zammın geri çekilmesi ve süt fiyatlarının yeniden düzenlenmesi talebiyle Lefkoşa’da araçlı eylem yaptı… Önceden söyleyelim, hayvancılıkta sorun yoktur diyen yok. Ancak her sektörde sorun var da, herkes sorunlara kendi merkezinden bakıyor ve hak arama adına, işi saldırganlığa dönüştürüyor. Daire basmak, cam, kapı kırmak demokratik hak mıdır? Bu ne azgınlıktır?

 

O DA AÇIKLADI:

Maliye Bakanı Serdar Denktaş’tan sonra Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hüdaoğlu da, bu ay içinde elektriğe yeniden zam yapılacağını açıkladı. Yani zam kaçınılmaz. Vatandaş ödeyebilir mi diye soran yok. Onların tuzu kuru, çalışanlara elektrik bedava, maaşlar piyasanın üç katı. Ödeyin zamlı elektriği, arkadaşların safası sürsün…

 

AKIL VEREN ÇOK:

Ekonomik kriz konusunda ciddi öneri yapan siyasi yok ama, akıl veren çok. Ersin Tatar da “Türkiye ile hareket etmemiz halinde ülke ekonomisinin sorunlarının aşılacağını” söyledi. İyi de Türkiye ile hareket etmediğimiz bir konu mu kaldı. Ha, reform projelerinden bahsediyorsa, o zaman biz de kendisine soralım, siz niye Türkiye’yle birlikte hareket etmediniz? Projeleri bırakıp kaçtınız?

 

BU MARKETÇİLER DE BİR ALEM:

Dertleri askeri kantinler…Yani şimdi siz raftaki fiyatı, kantinler açık diye mi iki katına çıkartmaktasınız? Önerileri de var; hükümet 100 kalem temel tüketim maddesini denetim altına alsın. E alsın… Yani bu vurgunu hükümet denetlemediği için mi yapıyorsunuz? “Bittik, mahvolduk, halimizi soran yok”. E tamam da, depodaki, raftaki mala zam yapmak ahlaki mi? Bunların yanıtı yok…

 

ALIN SİZE TASARRUF:

RHA’lar yani resmi hizmet araçlarının sayısını tam olarak bilmiyorum ama yüzlerce olduğu kesin. Bu araçlar için hergün akaryakıt, bakım ve şöför kullanılıyor. Bu araçların günlük maliyetlerini hesap edin ve bunu bir yıla vurun, çıkan rakam oldukça büyük olacaktır. Geçmişte RHA’lar güya denetim altına alınmıştı ama, birkaç ay içinde eskiye dönüldü. Bu kez denetim altına almayacak doğrudan satacaksınız. Önemli bir tasarruf yapacak, yüzlerce yeni personel kazanacaksınız, hem de sıfır maliyetle…

 

 ZİRVEDEKİLER

Murat Şenkul (Facebook’tan): “Cenazene geldi diye, düğününe geldi diye, köylün diye, doktorun diye, iyi insan diye, işimiz olursa yapar diye ve benzeri sebeplerle oy verip, vekil yaptığınız insanların ekonomik kriz karşısında HİÇ BİR ŞEY söyleyememesi sizi şok mu etti ? Niye şok oldunuz ki”…

 

DİPTEKİLER

Vurgun Büyük: Marketçilerin kendi yaptıkları vurgun bir yana, esas vurgunu toptancı yapıyor. Doğrudan stokçuluğa başlamışlar. Devlet, yetkisi olduğu halde hala daha stok sayımı istemiş değil. Piyasada ciddi boyutlarda ilaç sıkıntısı var. Eczacılar, toptancının, depoda olduğu halde piyasaya ilaç vermediğinden yakınıyorlar. Dün tesadüfen iki ilacın peşine düştük, ikisi de yok. Bunlar özellikle yabancı menşeli ilaçlar. Devletin de asla vermediği türden. Ne yapıyor Ticaret Dairesi? Hala “12 memur atadım noktasında” mı?…

 

 

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı