Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BAŞKANLIK SİSTEMİNİ BİR DAHA DÜŞÜNÜN

Geçen hafta Birleştirilmiş Belediyelerin “başkanı” olmak için ortaya atılmış fedakâr ve cefakar adayların adlarını öğrenmeye başlarken, nedirler nicedirler sorularına da şuradan buradan sağladığımız kırık dökük bilgilerle cevap aradık..

Anti parantez yazayım. “Nazım bir şiirinde “ben yanmasam sen yanmasan nasıl çıkar karanlıklardan aydınlığa” diyordu..

Tabi ki “aydınlıklara ulaşmak” başarmak ille de yanmayı gerektirmez ama “fedakârlık” dediğimizi de yabana atmıyorum. Ki artık bu ülkede “devlete” dayanan her iş her icraat fedakârlığı gerektirir! Hatta ondan önce “tahammülü!” Belediyeler öylesine sıkışık ve çaresiz bir duruma düştüler yada düşürüldüler..

BU NEDENLE DİYECEKTİM: Belediyelere “Başkan” olmak “baş”tan kaynaklı makamsal fantaziyası nedeniyle epey  albenilidir ama KKTC de bu düşünce tutmaz! Nitekim seçimler sonucunda seçilenler   öncelikle borcun içinde batmış belediyelere “Başkan” olacaklar!                                                   Artı, Kırk yıldır  hâlâ alt yapısı eksik aksak olan kentlerin yörelerin Başkanı olacaklar!

EÖTE YANDAN, eğer  parti Meclislerinde filan partili Belediye Başkanının partisi çoğunlukta olmazsa,  “Başkanın” ne kendi inisiyatifi ne de partisinin desteği zırnık işe yaramayacak, tutun ki Belediye muhalefet şerhleri ile kısır bir döngüye itilecek!

VE Belediyelerin borçlarından kurtulacağına hiç inanmıyorum hatta  artarak devam edecek!

TÜM bu karamsarlığıma karşın KKTC’nin yapısını oluşturan Kurumlarını ayakta tutmaya zorunluyuz.. Varlığımızın teminatı “Kurumlarımızdır..”

***

NE DEDİK? VARLIĞIMIZIN TEMİNATI KURUMLARIMIZDIR: Eğer doğruysa neden bu ülkede 130 bin civarında kayıt dışı işçi vardır?

Buna karşın neden “Kurumlarda personel eksikliğinden yakınılmaktadır?”

NEDEN onca büyük çapta bir “kayıt dışılığın” bütçesel tasarruf sağlaması gerekirken yine de o tasarrufa karşın  “para yok” gerekçesiyle ülkenin imarı eksik aksak, alt yapısı dökülüyor!

NEDEN yıllar yılıdır Devletin hem dışa açılan kapısı hem de büyük gelir kaynağı olması gereken Ercan hava alanı bir türlü Emrullah Turanlı efendinin elinden kurtarılamıyor? Neden yıllar yılıdır Hava Alanının kaymağını yiyen bu efendinin çoktan oralardan uzaklaştırılması gerekirken hâlâ alanı işgale devam ediyor?

TABİ KIB-TEK de Kurumdur. Ki yıllardır gelip giden yönetimlerle dalaşma rekorunu elinde tutuyor! Halkın gözleri önünde Devletle tartışıyor medyada ihale yolsuzlukları salınıyor elektrik akımı ve fiyatları ile oynuyor…

Yani böylesi Kurumlarımız da vardır demek istedim!

***

SAYFAYI ÇEVİRİYORUM: Bir başka konuya geliyorum: Bir devrelerde galiba KKTC’nin ilan edildiği dönemlerde  rahmetlik Denktaş’a sordumdu: “Neden Başkanlık sistemini düşünmediniz?”

Yüzüme baktı,  ve çok sakin bir ifadeyle “hiç düşünmedim” dedi..

Denktaş Başkanlık sistemini düşünmeyecek! Mümkün değildi.. Fakat o dönemlerde buna ihtiyacı yoktu. Çünkü bir günde KKTC’yi ilan edecek kadar “muktedirdi…”

KKTC minyatür de olsa “parlamenter sistemle” yönetilen  bir devlettir.”                                                                                                         Fakat başından beridir işler iyi gitmiyor!                                             Hem “koalisyon sisteminden” kaynaklı “koalisyonlar Hükümetleri” nedeniyle..” Hem de  zaten ülkede zırt pırt hükümet değişimleri ile erken seçimlerin yaşandığı gerçeklerde ve  Hükümeti oluşturan siyasi partilerin her an olası bir erken seçim beklentisi nedeniyle…

DOLAYISIYLE Devleti yönetmeyi değil, seçimlere yönelik parti çıkarlarını düşünüp partizanlık neyi gerektirirse onları yapmayı planlamaktan öteye geçemezler!

KALDI Kİ eğer bugüne kadar partizanca atamalar, nakiller, makamlar, adama göre işler uydurulmuşsa ve de kamu görevlileri şişirilmişse… Koalisyon hükümetlerini oluşturan siyasi partilerin marifetleridir!

BAŞKANLIK   SİSTEMİNE dönecek olursak.. “Başkan” olmak için bu kez de adaylar tabancalarla düello ederler, kim sağ kalırsa o Başkan olur” diyeceksiniz ama yine de denemekte yarar var..

Mesela Cumhurbaşkanlığı makamını “baş” yapardınız… Ki bundan sonrası sitemi “yasalaştıracak” siyaset bilimcileri prof’ların  işi olmalıdır…

Üstelik Güney ile daha kolay diyalog kurulmasına yarayacak “Başkanlar” olgusu” da (Tabi Cumhurbaşkanlığı Makamıyla) daha etkin görev yüklenmiş olurdu…

BUNUN ZAMANIDIR değildir  olayını bir kalem geçersek gerekenlerin gerçekleştirilmesi 9 ay gibi tabiat olayına bırakılmadan  insan aklına ve bilgisine emanet edilmelidir…