Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Banko Serdar Denktaş…

Yarın DP-UG kurultayı yapılıyor. DP ilk kez, seçim öncesi UBP’den ayrılarak gelen Ulusal Güçler kanadı ile bir kurultaya gidiyor. 2370 delege ile bugüne kadar yapılmış diğer parti kurultaylarına göre, en çok delegenin oy kullanacağı bir yarışa hazırlanıyor…
Yarışı, Serdar Denktaş’ın çok rahat kazanacağını söylemek yanlış olmaz sanırım. Dört adayın yarışacağı kurultayda, partinin genel sekreteri de olan Bengü Şonya’nın da diğer iki adayın da şansı yok gibi. Hani bir laf var, “hiçbir maç oynanmadan kazanılmaz” diye, ama bu maçın galibi belli. Bu kadar iddialı olmak için de birçok nedenim var…
Önce Şonya’nın niye kazanamayacağına bir bakalım. Şonya kurultaya yönelik tüm propagandasını, DP’ye katılan UG’liler üzerine kurarak ilk yanlışı yaptı. 12 milletvekiline sahip partide en az 8 vekil UG kanadına mensup. Şimdi siz bütün söyleminizi bunlar üzerine kurmuşsanız, bu insanların sizi desteklemesini veya oy vermesini bekleyemezsiniz. Sizin genel başkan seçildiğiniz takdirde bu vekillerin, sizin yanınızda olmasını veya uyumlu çalışmasını da bekleyemezsiniz…
Bizim ülkemizde delege, oyunu kullanırken, ya kendinin ya da çocuğunun işini yapabileceğine inandığı veya ülkeyi mevcut başkandan çok farklı bir yere taşıyacağına inandığı kişiyi seçer… Hepsi bir tarafa yarıştaki adaylardan biri, şu an hükümet ortağı ve birçok delegenin beklentilerini karşılayacak bir pozisyondaysa, böyle bir ortamda siz olsanız hangi adaya oy verirsiniz..?
Serdar Denktaş’a gelince, yukarıda saydıklarıma sahip tek aday. Bunun dışında DP’ye güç kattığı açık olan UG kanadının tam desteğine sahip. Hükümet ortağı ve Başbakan Yardımcısı pozisyonunda biri ve delegenin istediğini yapabilecek güce ve deneyime sahip bir siyasetçi. Ve hepsinden önemlisi, değişime pek alışık olmayan bir delege yapısı. Kısacası Serdar Denktaş’ın bu kurultayı kaybetme şansı yüzde sıfıra yakın…
Şonya’nın bu partiye çok şey verdiği inkar edilemez bir gerçek. Ancak zaman zaman yaptığı çıkışlar partililer tarafından hoş karşılanmadı. Bunun dışında milletvekili olmaması bir yana, yanında duran tek bir milletvekili bile yok. Kazanması halinde, partide bir kaosun yaşanma riski oldukça fazla. Yıllardır iktidardan uzak kalan delegenin, ayağına gelen bu fırsatı tepeceğini hiç sanmıyorum…
İşte bu nedenlerdendir ki, pazar günkü kurultay için banko Serdar Denktaş diyorum…

Bindik Bir Alamete!..
Rahmetli Cem Karaca’nın bir şarkısının sözüydü, “Bindik bir alamete, gidiyoruz kıymete” diye… İşte bizim ülkenin bugünkü hali tam da öyle. Ne yesek ne içsek altından bir şeyler çıkıyor. Çocuklarımızın ana gıda maddesi sütte bile, kanser içeren madde bulunmuş. Yollarımızın hali içler acısı. Savaşlarda vermediğimiz kadar can veriyoruz yollara. İşçinin, işe başladıktan 15 dakika sonra hayatını kaybettiği tek ülke biziz sanırım. Döviz aldı başını gidiyor. Vatandaş perişanları oynuyor. Süte yapılan % 25’lik zam ise bunca senedir yediğimiz zehirli gıdalara kaymak oldu. Akaryakıt zaten otomatiğe bağlandı. Elektriğe yapılan %30’luk zam yeterli gelmemiş olacak ki hükümet, önümüzdeki günlerde yeni bir zam için düğmeye basmaya hazırlanıyor. Çözüm umutları iki kelimeye takılmış, bilinmeze doğru gidiyor. Kısacası yarınımızın ne olacağını ne biz, ne de bizi yönetenler biliyor. Durumu ahvalimiz tıpkı rahmetli Cem Karaca’nın şarkısındaki gibi, “Bindik Bir Alamete, Gidiyoruz Kıyamete…”
Yol dediğin yol gibi
Ulaşmalı bir yere
Biz dön baba dönelim
Geliyoz aynı yere
Bu döngü kısır döngü
Başı varda sonu yok
Dönüyom dönemiyom
Sonunda bir çıkış yok
Amanieyynn…
Bindik bi alamete gedeyoz gıyamete
Amaneeinn..
Yerel ve genel seçim
Seçin bakalım seçin
Ki dön baba dönelim
Aynı yere gelelim…

YERİN KULAĞI VAR
CANALTAY ORTAK ADAY:
CTP’nin kalesi Mağusa’da, mevcut başkan Oktay Kayalp’e karşı kazanma şansı en yüksek aday olarak Resmiye Canaltay ismi öne çıkıyor. UBP’nin de aday çıkması için ikna etmeye çalıştığı Canaltay ise henüz karar vermiş değil. Canaltay’ın aday çıkması halinde, DP-UG ile gayri resmi bir oraklık da olabilecek. Hatta iddialara göre Canaltay’ın aday çıkması halinde DP-UG aday çıkarmayıp, Resmiye Canaltay’ı destekleme kararı bile alabilirmiş…

CTP’DE ADAY BOLLUĞU:
Partiler, haziran ayında yapılacak yerel seçimlere yönelik aday tespit çalışmalarına başladı. İktidarda bulunan CTP’de eğilim, mevcut başkanlarla seçime gitme gibi görünse de, aday olmak isteyenlerin fazlalığı kafaları karıştırıyor. Özellikle Lefke ve Güzelyurt için karar vermek oldukça zor olacak gibi görünüyor…

DP-UG’NİN HEDEFİ UBP:
Yerel seçimlere 3 belediye başkanı ile gidecek olan DP-UG’nin hedefi, bu sayıyı yukarılara taşımak. Hatta alacakları oy oranı ve kazanacakları başkanlıklarla, UBP’nin önüne geçip, sağın “en büyük partisi” olamaya çalışacaklar. Yarınki kurultay sonrası tamamen bu konuya odaklanacak olan DP-UG’de, adaylık için sürpriz isimler konuşuluyor…

AKSA’NIN SÖZLEŞMESİ:
El-Sen Genel Başkanı Çağlayan Cesurer, AKSA’nın yılda 165 kez devre dışı kaldığını söylüyor. Demek ki, bir gün var, bir gün yok. Hatta daha fazla. Bu sütunlardan daha önce de defalarca yazdık, AKSA’dan elektrik alan bölgelerde, bir frekans sorunu var. Bu nedenle sıklıkla kesinti yapılıyor. Düzeltilmesi için de bir yatırım gerektiği belirtiliyor. Filtre konusunda da şirket resmen devletle dalga geçiyor. Tüm kesimlerin AKSA’dan şikayetleri ve bunların ilgili şirket tarafından halledilmemesi, o meşum sözleşmenin gözden geçirilmesi için yeterli sebep değil midir..?

GÜMRÜKLER DELİK DEŞİK:
80 kilo tütün ve 2850 karton sigara… Bir günde yakalanan kaçak mallar. Daha geçen hafta, gümrükte kaydı bulunamayan 2 bin 300 koli sahte Tuzot… Sigaralar yine Gazimağusa Serbest Liman’dan. Kaçakçılığın nasıl yapıldığını artık sade vatandaş dahi bilirken, neden kökü kazınamıyor? Bu mallar ülkeye nasıl giriyor? Bence ilgili birimlerin tüm sorumlularının bunun hesabını vermeleri gerek. Tabii önce o hesabı bir isteyen olmalı…

FİYAT İSTİKRAR FONU NEREDE: Akaryakıtta beklenen oldu ve bu haftanın zammı da açıklandı. 2013’te, bir yılda 20 kez fiyat değişmiş, toplam zam yüzde 12 civarına ulaşmıştı. 2014’te rakamların rekor kıracağı tahmin ediliyor. Aklıma şu Fiyat İstikrar Fonu geliyor. O Fon, Akaryakıt, Tarımsal Ürün ve Tüketim Maddelerinin maliyetinde fiyat artışlarını fondaki mevcut para oranında karşılamak ve bu şekilde mümkün olduğu kadar bu artışların tüketiciye yansımasını önlemek” amacıyla oluşturulmuştu. Sizin aldığınız her malda, bu fon için bir kesinti var. Oysa toplanan paralar yıllardır memur ödemelerinde kullanılıyor. Çarpıklığa bakar mısınız.

ZİRVEDEKİLER
Börülce: Dün bir haber vardı, Türkiye kaynaklıydı ve börülcenin faydalarını sıralıyordu. Kolesterolü düşürmekten, şeker hastalığına, kansızlıktan, kanseri önlemeye kadar… Birden “sen neymişsin be börülce” dedim, sonra da düşündüm; aklıma gelen şu, belki de dünyada en çok börülce tüketen bizler, neden aynı zamanda kalp ve kanser hastalıkları rekortmeniyiz? Börülceyi ektiğimiz toprağın ve dolayısıyla suladığımız suyun zehirli kimyasallarla kirlenmesinden olmasın sakın?..

DİPTEKİLER
Öncelikli Sorunumuz: Zincirleme zamlar başladı. Süte yapılan zammın ardından, süt ürünlerine yüzde 25 artış geleceği duyuruluyor. Fırıncılar ise una yüzde 30 zam geldiğini belirtiyorlar, ekmeğe gelecek zam da herhalde bu oranda olacak. İşte vatandaşın beklediği bunların önlenmesi, girdilerin sübvanse edilmesiydi aslında. “Yeme zam oldu, ne yapalım süt de zamlandı, una zam geldi ne yapalım ekmek de zamlanacak” demek yöneticilik değil. Krizin boyutu ne olursa olsun, ekmek ve süt en son pahalılanacak maddeler olmalı. Oysa bizde önde gidenler bunlar. Sadece dar gelirlinin temel tüketimi olan gıda maddelerinin fiyatları bile sabitlenemezken, açıklanacağı söylenen paketin kime faydası olacak ki…