Köşe Yazarları

BALON BALIKLARI ÇANLARINI ÇALIYOR…


İstilacı yabancı türler, geçmiş ya da şu andaki doğal alanlarının ve dağılımlarının dışında başka bölgelere yerleşmiş olan, bu alanlarda bulunmaları ve yayılmaları doğrultusunda yerel biyolojik çeşitlilik ve ekosistemlere tehdit oluşturan türlerdir.

Başta ülkemiz olmak üzere genel olarak, dünyada yabancı istilacı türlere dayanabilecek bir ekosistem yoktur. Denizel  istilacı türler için dünya çapında vektörler çeşitlidir, ticari nakliye faaliyetleri, kanallar, su ürünleri yetiştiriciliği, balıkçılık faaliyetleri, sondaj platformları, akvaryum endüstrisi ve iklim değişikliği de dahil olmak üzere 15 ana kategoride listelenebilir. Yeni bir çevreye tanıtılan veya yerleşen türlerin başarılı olması, genellikle birkaç biyo-ekolojik faktörün kombinasyonuna bağlıdır, ancak Akdeniz’de büyük ölçüde tecrübe edildiği gibi, bazı ekosistemlerin istilaya daha duyarlı oldukları bilinmektedir.  Akdeniz’de istilacı denizel biyotalarını ele alan yeni bir derlemede, doğu havzasının Süveyş Kanalı’na yakınlığı ve yoğun deniz trafiği nedeniyle istilacı türler için hâlâ gözdebir yer olduğu yaklaşık 955 türden bahsedilmektedir. Çok sayıda tropik türün Akdeniz’e akışı şüphesiz bugünün en dikkat çekici bio-coğrafi fenomenidir. İstilacı türler yerel türlere baskın çıkarak ekosistemin dengesinin geri dönülemeyecek bir noktaya gelmesine neden olabilir.

Süveyş Kanalı’nın 1869’da açılmasından sonra kanal genişletme ve derinleştirme çalışmalarından dolayı tuz bariyerlerinin kalkması sebebiyle Kızıldeniz türleri Akdeniz’e gelmiş ve iki ekosistem karşılaşmıştır. Akdeniz suyunun özellikleri Kızıldeniz’den gelen türlerin yıllar içerisinde kolonileşmesine imkan vermiştir (Lesepsiyen göç). Bu türlerden biri olan balon balığının popülasyonu da ülkemizde benzer şekilde artmıştır.

Peki ilk akla gelen ; Balon balıkları başka balıklar ya da insanlar için tehlike arz ediyor mu?

Balon balıkları  fırsatçı avcılar olarak yengeç, kalamar, ahtapot gibi canlıları ve ağa takılan balıkları tüketirler. Balon balıkları balıkçıların trollerine, ağlarına ve oltalarına takılan avları almaya çalışırken verdikleri  zarardan (keskin ön dişleri ile verdikleri tahrip) dolayı balıkçılara ekonomik açıdan zarar vermektedir. Balon balıkları insanları tüketildikleri sürece etkilemektedir. Bazı balon balığı türlerinin insanlar tarafından yenebilmesi için (daha çok Uzakdoğu’da tüketilmektedir) bu konuda uzman ve özel eğitimli şefler (bu şeflerin sayısı çok azdır) tarafından doğru bir şekilde kesilmesi gerekmektedir ama yine de zehirlenme riski teşkil etmektedir. Zehirlenme felç, bilinç kaybı, solunum durması, kalp krizi gibi seyir gösterebilir ve ölümle sonuçlanabilir.

Peki ülkemizde Balon balıklarıyla ilgili çalışmalar yapılıyor mu?
Bu soruya üzülerek cevap vermeliyim ki Hayır! Ne yazık ki ülkemizde bu konuda kapsamlı bir çalışma yok.  Nacizane fikrim şudur ki; Denizel biyolojik çeşitlilik izleme çalışmaları kapsamında, balıkçılar ve yerel yönetim birimleri ile görüşülerek balon balıkları ve diğer istilacı türlere yönelik izleme ve genel değerlendirme çalışmaları yapılmalıdır.

Şu an balon balıklarıyla ilgili bir alarm durumu söz konusu mudur? Bu nüfus artışı olağan dışı mıdır yoksa geçici bir durum mudur?

Balon balıkları da dahil olmak üzere istilacı türlerin sayısında ve yayılımda son 4-5 senedir bir artış gözlemlenmektedir. Hızlı adaptasyonları, üreme kapasitelerinin ve genetik çeşitliliğin yüksek olması, av baskısına rağmen bu türlerin popülasyonlarını etkilememiştir. Bu olağan dışı bir durum değil, süregelen bir durumdur. Son zamanlarda istilacı türlere yönelik yapılan çalışmalar doğrultusunda bu türler ve etkileri görünürlük kazanmıştır. Sadece balon balığı değil aslan balığı gibi ekosisteme zarar veren diğer istilacı türler konusunda bir farkındalık oluşmalı, gerekli araştırmalar yapılmalı ve önemler alınmalıdır.

Balon balıklarıyla ilgili önlem alınmalı mıdır? Nasıl önlemler almak sizce doğru olur?

Balon balıkları ve diğer istilacı türler ile mücadele etmenin en etkin yolu Deniz ve Kıyı Koruma Alanları ağı oluşturmak ve tür eylem planları geliştirerek ekosistemlerin ve biyolojik çeşitliliğin güçlendirilmesini sağlamaktır. Av baskısı, kirlilik, kıyı ve dip tahribatı gibi nedenlerden dolayı zayıflamakta ya da yok olmakta olan yerel ekosistemler gelen istilacı türlere karşı kırılgan ve dirençli olamazlar. Bu faktörlere karşı yapılacak olan koruma çalışmaları, istilacı türlere karşı yapılacak eylem planları doğrultusunda yerel ekosistemlerin güçlendirilmesi Ülkemiz deniz ekosisteminin sağlığı ve sürdürülebilirliği için önemlidir.

Not: Her ne kadar balon balığı kadar büyük bir tehdit olarak görülmese de aslan balığı özellikle ılıman Akdeniz suları için büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Çok hızlı üreyebilmesi, yavru balık ve kabuklularla çok obur bir şekilde beslenmesi ve bildiğimiz kadarıyla Akdeniz’de doğal bir düşmanının olmayışı nedeniyle önümüzdeki yıllarda sayılarının çok artacağı öngörülebilir. Sadece birkaç yıl içerisinde Kıbrıs’ın ve Türkiye’nin güney kıyılarını istila etmiş olan bu balığın çok yakın bir akrabası da Batı Atlantik ve Karayip denizindeki ekosistemlere büyük zarar vermiş ve yerel türlerin ortadan kaybolmasına neden olmuştur. Bazı resiflerde aslan balığından farklı bir balık çok nadiren görülmektedir. Ülkemizde Ege Denizi’ne kadar yayılmış olan bu balığın da gelecekte ekosistemlerimize büyük zarar vermesi kaçınılmazdır.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı