Bakın bakalım neleri ıskalamışız! - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Çarşamba, Mayıs 22, 2024
KıbrısKöşe Yazarları

Bakın bakalım neleri ıskalamışız!

Burak KARATAŞ

Pis bir Babıali geleneğidir: Yazar, fıkrasında herhangi bir başka gazeteden söz edeceği esnada “bir refikimiz” deyip geçer…

O zamanlar gazetelere ulaşım imkanı bugünkü gibi kolay olmadığından o lafı kimin nerede nasıl söylediğini bilmek, imkansızdır.


Bu sayede okuyucu da çaresiz, fıkra yazarının aktardığı kadarı ile yetinmek zorunda kalır. Üstelik, Türk okuru, hiç de öyle sorgulayan, araştıran, bilmediği meselelere merakla yaklaşan bir okur falan da değildir ha!.. Az buçuk sıkılıversin, derhal sayfa değiştirip kalayı basar. Bunu aşmanın iki yolu vardır: Ya “emekçi halkım” geyiği yapıp parsayı toplayacaksın yahut da naçizane bu kulunuz gibi yeri geldi mi her türlü tepkiye hazır olmak pahasına istediğini, istediğin an, istediğin şekilde yazacaksın…

Eğer dürüst bir adamsan, başka birilerinin lafını “polemik olmasın” maksadıyla sarf ediyorsan ve bir tamam aktarıyorsan, zaten herhangi bir sıkıntı olmayacaktır. (Teorik olarak… Türkiye’de ve KKTC’de işler genelde teorikteki gibi işlemez.)

İmdi… Biz bunca lafı neyin üzerine getirecektik?

Şunun üzerine: Yenidüzen refikimizde uzun yıllardır yazılar yazan ve dikkatle takip etmeye gayret ettiğimiz Sayın Niyazi Kızılyürek, pazar günü bir yazı yayımladı. (Siz bu yazıyı pazartesi okuyacağınızdan zarar yok ama bunu pazar günü yazan bendenizin kafası da bu sayede allak bullak oldu!)

Bu yazıda Niyazi Bey, önemli bir röportajdan söz ediyor. AB’nin Annan Planı referandumu sürecindeki “genişlemeden sorumlu” komiseri Günter Verheugen’in 21 Nisan 2024’te Kathimerini-Kıbrıs gazetesine verdiği bir röportajdan…

Ne demiş bu adam? “Helsinki Zirvesi’nden önce, Almanya dahil, bazı AB ülkelerinin Kıbrıs’ın çözüm olmadan AB üyesi olmasına karşı çıktıklarını, bu tutumun daha sonra değiştiğini, çünkü sorunun çözümsüz kalmasından Türk tarafının sorumlu olduğuna dair yaygın bir kanının oluştuğunu” söylemiş…

Adamın dediğine göre, bu sorunun ortadan kalkması adına Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’ye aday ülke statüsü verilmiş. Kıbrıs’a da çözüm şartı aranmadan AB’ye üye olma imkanı sunulmuş, diyor…

Peki, tüm bunların sonucundan neler olmuş?

O dönemin reisicumhuru Rauf Denktaş, “inanılmaz bir inatla” (ben demiyorum, Bay Günter söylüyor!) çözümü reddetmiş… Öte yandan, dönemin Türkiye başbakanı Bülent Ecevit, “sorunun 1974’te çözüldüğünü” söyleyip dururmuş…

Ona göre, “Kıbrıs Sorunu diye bir sorun” yokmuş…

Bu size birilerini hatırlattı mı? Devam edelim!

Verheugen bir tarihte rahmetli Denktaş’la konuşuyor…

Denktaş demiş ki: AB, bölünmüş bir ülkeyi kendi saflarına katmaya cesaret edemez.

Verheugen, cevap vermiş: Avrupa’nın birleşip birleşmeyeceğine yerel bir Türk diktatörün karar vermesine AB izin vermeyecektir.

Hani bugün diyoruz ya, AB niye onları aldı da bizi almadı, oysa biz referanduma onay vermiştik diye… Aha işte, adam açık seçik söylüyor. “Siz bize muhtaçsınız, biz size değil” diyor… Haksız mı?

Akıllı hareketler yapmamanın, düşünmemenin, inatlaşmanın, hırçınlaşmanın sonucu ne olurmuş, bir daha bakalım.

Hani bir repliği vardı ünlü bir dizimizin, “bir düşünün bakalım, neyinizi kaybettiniz” diye… İşte o hesap!..

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar