Köşe Yazarları

Baht kapısı

Lokmacı barikatı açıldığında sokak adreslerinde bir sorun olmamıştı.

Girne Caddesi barikata kadar uzanıyordu.

Açıklık yer Kadınlar Pazarı olarak bilinir.

Lokmacı’dan sonra da Ledra Street başlıyor.

Eskiden de böyleydi şimdi de böyle…

Baf Kapısı açılırsa, günümüzde Şht. Salahi Şevket olarak bilinen ünlü Victoria Sokak ne olacak?

Sokağın diğer ucunda Victoria Sokak yazmakta.

Yani güney tarafından Victoria Sokağına girerken 30-40 metre sonra aynı sokağın Şht. Salahi Şevket Sokak olduğu görülecek!

Aynı sokakta iki isim!

Baf Kapısına üç sokak uzanır.

Zahra, Tanzimat ve Şht. Salahi Şevket (Victoria) Sokak.

Komşular isimleri değiştirmemişler.

Tanzimat Sokak tabelası da yenilenmiş haliyle yerinde durmaktadır ki önü barikat!

Victoria Sokak’ın ucu Baf Sokak ile kesişir.

Bu Sokak ta Lokmacı’ya kadar uzanır ki oradan Arasta Sokak başlar…

Çağlayan yolu, yani Şht Albay Karaoğlanoğlu Caddesi için de durum aynı olacak.

Aynı yolda adresler çiftelenecek!

Eskiden “orman yolu” olarak bilinirdi…

Baf Sokak, bir zamanlar oldukça hareketli bir çarşıya sahipti.

63’ten sonra “Yeşil Hat”a teslim edildi!

Söylendiğine göre Evkaf’a ait birçok mülk bulunmaktadır bu sokak içinde ancak günümüzde durum nedir bilinmiyor.

Osmanlı döneminde bu çarşıda Türk esnafların hakimiyeti varmış ancak zaman içerisinde Rum ve Ermeni esnaf ve tüccarların giderek mülk sahibi oldukları anlatılır hatta üstünlük sağladıkları.

Ama bir zamanlar böyle sorunlar olmadığı için insanlar bir arada sorunsuz yaşamasını bilirlerdi.

Rum olmuş, Türk olmuş, Ermeni olmuş fark etmezdi ta zihinler dibelik zehirlensin…

Zaten kimin kim olduğu da bilinmezdi çoğu zaman ve kimse de kimliğinden ötürü sorgulanmazdı.

Mehmet Ali İzmen’in “II. Dünya Savaşı ve Kıbrıslıların Katkısı” adlı kitabında gerçek bir öykü anlatılır:

Kara Mihail adında bir Rum Türk arkadaşları ile birlikte 2. Dünya Savaşına katılır.

İngiliz askeri olarak savaşa katılan bu grubun yolu Libya’ya düşer ama bulundukları yer Almanlar tarafından bombalanmaktadır sürekli olarak.

O bombalardan biri bacaklarını koparır Kara Mihail’in ve aralarında Ağırdağlı Ali Hasan Karadeniz’in de bulunduğu arkadaşlarının yanına gitmek ister, yarım kalmış vücudunu sürüklemeye çalışır.

Karadeniz ve diğerlerinin sığınaktan başlarını bile kaldıramadıkları bir andır.

Nihayetinde bombalama durur ve Ali Hasan Karadeniz, Kara Mihail’in yanına varır.

Çok kan kaybetmiş, son nefesini vermek üzereyken şunları söyler Kara Mihail:

“La ilahe illallah Muhammed resul Allah.”

Böyleydi.

Kim neydi, kimin nesiydi, nerden gelip nereye gidiyor bilinmezdi belki ama bir ipek böceğinin kozasını örmesi gibi örülmüştü hayat.

Hepsi aynı kozaların içinde.

Savaşta ve barışta…

Baf Kapısı da açılabilir, Mağusa Kapısı da, başka kapılar da.

Fakat, Baht kapısını açabilir misin azizim?

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı