Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Az da olsa değişim umudu taşıyorum

Siyasi Partiler Yasası değişim ile gündemde.

Komite, yasa üzerinde hassas.
Bu yüzden, Parlamento’nun önemli isimleri bir araya gelerek, tavır belirlemeye çalışıyor.
Asım Akansoy…
Ersan Saner…
Mustafa Arabacıoğlu…
Tümü de siyasette “parti değişmemiş, sadece bulundukları partiye hizmet eden” isimler.
Bu nedenle atacakları adımlar önemli.
Tufan Erhürman, Parlamento’nun “hukukçu vekili” olarak üzerinde çalışıyor.
Yavaş yavaş netleşen öneriler var.
Nedir?
İşte bazıları:
ÖNERİ 1:
Taslağın yasallaşması halinde; seçildiği partiden istifa eden veya ihraç edilen milletvekili, yasama dönem bitene kadar bağımsız kalacak, bakan, komite başkanı olamayacak, yeni bir siyasi parti kurup hükümete giremeyecek.
ÖNERİ 2: Siyasi Partiler Yasası Taslağı’nın ilgili maddesi, siyasal partilerin gelir ve giderlerinin Sayıştay’ın yardımıyla Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmesinin sağlanmasını içeriyor. Kesin hesaplarını Anayasa Mahkemesi’ne sunmayan parti, yapılacak ilk milletvekilliği genel seçimine de katılamayacak.
ÖNERİ 3: Siyasi partilerde milletvekilleri adaylarının tespiti için delegelerin veya üyelerin oyu ile ön seçim yapılmasını öngörüyor… “Lidere veya merkeze bağımlılık” ortadan kalkacak… 3’te 1 oranındaki kontenjan hakkı da içeren yasa taslağının ilgili maddesi uyarınca, parti seçime listesinin 3’te 1’i oranında ön seçimsiz aday koyabilecek.
ÖNERİ 4: Yasa taslağı %40 oranında cinsiyet kotası öngörüyor… Erkek ve kadın adayların en az %40 oranında listelerde yer alması şartı getiren maddeye uymayan siyasal parti, seçime de katılamayacak… %40 oranı Avrupa Konseyi’nin almış olduğu tavsiye kararıdır.
ÖNERİ 5: Yasa Taslağı, barajı geçemeyen ancak %3 oranında oy alan siyasi partilerin de, devletin siyasi partilere yaptığı katkıdan pay almasını öngörüyor.
Kabaca ortaya çıkan ilk öneriler bunlar.

Uzlaşı mümkün mü?
CTP ve TDP’nin konu üzerinde uzlaşısı var.
Özellikle birinci madde…
Siyasette, “topaç” gibi dönmeye alışan ve bundan beslenen siyasetçiler var.
Ve maalesef, UBP ve DP bunun için kapılarını hep açık tutuyor.
Seçmeni kandıran vekil oluyor, sonra tası tarağı toplayıp iktidar olan partiye kaçıyor.
Bakan olamadı, bakanlıktan alındı?
Hemen tası tarağı yeniden toplayıp bu kez muhalefette olan partiye geçiyor.
Arada “kendi partisini kuranlar” da oldu ama…
Seçimin hemen öncesinde yeniden UBP ya da DP çatısı altında seçime girdi…

Değişim kaçınılmaz
Bu “gidiş-gelişler” toplumun midesini bulandıracak noktaya geldi.
Sürekli makam kavgaları, maalesef, insanların icraat beklentilerinin önüne geçiyor.
Bunu kabullenemeyen vatandaşın önemli bir bölümü ise siyasetten soğuyor.
Hoş, bunu seven, bunla yaşayan ahali sayısı da az değil.
• UBP sofra kurar, ordadırlar…
• DP sofra kurar ordadırlar…
• UBP kurultay yapar, delegedirler…
• DP kurultay yapar, delegedirler…
• UBP atama yapar, bürokrat olurlar…
• DP atama yapar bürokrat olurlar.
Ama bu yaşananların doğru olduğu anlamı taşımaz.
Hepimizin gözü önünde “ülkemiz eriyip” gidiyor…