Salı günü, Güney Kıbrıs’taki çevrelerle son durumu konuşmak istedim.
Konuştuğum çevreler arasında, BASIN DÜNYASINDA önemli bir isme sahip olanların yanı sıra, sıradan insanlar da vardı.
Öncelikle, herkeste, Barbaros gemisinin çalışmaları konusunda büyük bir tedirginliğin olduğunu, hissetmemek mümkün değil.
Konuştuğum çevreler, Doğu Akdeniz’de büyük bir SATRANÇ Partisi’nin devam ettiği noktasında birleşiyorlar.
Doğu Akdeniz’deki Türkiye ve Rum tarafı arasındaki gerginliğin bir üst aşamaya gireceği ve daha sonra da Amerika’nın aktif müdahalesiyle, her iki tarafın masaya oturtulacağı, başka bir alternatifin kalmadığı noktasında ortak bir görüş hızla oluşmakta…
BİDEN’ın son Ankara ziyareti ve hemen ardından Rum lideri Anastasiadis’i araması da, çok dikkat çekici olarak değerlendiriliyor.
Biden’ın, UKRAYNA’yı ziyaretinden hemen sonra, Türkiye’ye gelişi ve enerji koridoru ile ilgili söylem ve uyarıları, özellikle konuşmalarda, daha ayrıntılı bir şekilde irdelenmeye başlandı.
Ahmet Davutoğlu’nun, GEÇMİŞTEKİ söylemleri ve uygulamalarının tam bir uyum içerisinde olduğunu ÖZELLİKLE VURGULAYAN Rum çevreler, son bir iki gündür, Davutoğlu’nun UYARILARINI daha ciddi bir şekilde ele almaya başladılar.
Davutoğlu, Akdeniz’de çıkacak olan, GAZ ve diğer enerji kaynaklarının tümü üzerinde, Kıbrıs Türklerinin ORTAKLIK HAKLARI olduğunu daha sık vurgulamakta ve Rumların bu kaynakları tek başına kullanmalarına KESİNLİKLE İZİN VERİLMEYECEĞİNİ daha yüksek perdeden söylemektedir.
Davutoğlu, Rumların gaz çıkartma faaliyetlerine devam etmeleri halinde, Türkiye’nin de aynı bölgede, gaz çıkartma çalışmalarına hız vereceğini, bölgeden çıkartılacak gazın ancak Türkiye üzerinden, AB’ye gönderilebileceğini yeniden ön plana getiren açıklamaları daha sık yapmaya başlamıştır. Bu açıklamalar Türkiye’nin oluşan kriz dolayısıyla GERİ ADIM ATMIYACAĞI anlamında anlaşılmaktadır.
Türkiye ve Kıbrıs Rumlarının, gazın çıkması durumunda, bu gazın iletilmesinde ve işletilmesinde, Amerikalı şirketlere kesinlikle bağımlı bir çizgi izlemek zorunda kalacakları, herkes tarafından kabul edilen bir olgudur.
Rum kaynakları, yakın bir zamanda, Amerika’nın her iki tarafı masaya sürükleyecek bir planı olduğu görüşündedir.
Bu kaynaklar, Amerika ve Rusya arasında, özellikle Ukrayna krizinden sonra, çok büyük bir çatışmanın başladığı ve bu çatışma sonucu, Orta Doğu’dan çekilme planları yapan Amerika’nın bu politikasından VAZGEÇEREK, yeniden Orta Doğu’ya yüklendiği görüşündedirler.
Amerika’nın yeni stratejisinde, Türkiye, Irak Kürtleri, Yunanistan, Kıbrıs, İsrail, Mısır ve Lübnan’ın bir nevi gevşek federasyon temelinde işbirliğine zorlanacağı ve Rusya-Ukrayna-AB enerji nakil hattına alternatif, yeni bir enerji hattının 2117 yılına kadar inşa edilmesi gerektiği, ön plana çıkmaktadır.
Rusya’nın AB’yi esir almaması ve AB’nin, uluslararası sorunlarda, Amerikan yanlısı tutumunu sürdürmesinin devam etmesi için başka bir yol yoktur.
ABD’nin hayatı stratejik çıkarlarının hayata geçebilmesi için, Kıbrıs ve Kürt sorununun hızlı bir şekilde sonuçlandırılması kaçınılmazdır. Bu tespit, Rum tarafında, 2015 yılının sonuna kadar, Kıbrıs sorununun tarihe karışacağı inancını yaygınlaştırmaktadır.
Rum tarafında, başka önemli bir gelişmeyi de mutlaka not etmeliyiz.
Rum medyasında son bir aydır, Kıbrıs Türklerinin 1963’te DEVLET AYGITINDAN UZAKLAŞTIRILMALARI’nın tarihi bir hata olduğu, bu hatayla birlikte, 1963 tarihinden beri İKİ AYRI YÖNETİMİN oluştuğu, bunun artık bir realite olduğu, daha yüksek sesle tartışılmaya başlanmıştır.
İki ayrı yönetim konusunun, ayrıntılı bir şekilde gündeme getirilmesi, çözümle birlikte oluşturulacak devletin FEDERASYON olması gerektiği fikrini güçlendirecek bir çalışma olarak değerlendirilmektedir.
Kısaca, Rum tarafı, artık eski, kendisine güvenen ve paylaşımcı olmayan yapıdan hızla uzaklaşmaktadır.
































