Deneyimli Gazeteci Aysu Basri Akter yazdı…
Bir bebek yok yere öldü!
Küçücük bedeniyle türlü mücadele verip yaşama tutunacak kadar güçlüydü ama vurdumduymazlık, iş bilmezlik ve liyakatsizlikle mücadele edecek kadar güçlü değildi!
Hiçbirimiz değiliz!
İnsanı, toplumu öldüren tam da her gün elinde mikrofonla samimiyetsizce sırıtan ve bu çarpık yapıdan beslenenlerdir.
Basit pet şişelerde servislere alkol dağıtılıyor. Bu normal işleyişin bir parçası olarak kabul ediliyor. Kimse buna itiraz etmiyor, karşı çıkmıyor!
Yaşanan trajedinin tek sorumlusu hemşireler midir?
Her kurumda yapılan hatanın sorumluluğu hiyerarşik düzen içinde paylaştırılır. Yalan bir haberin sorumlusu, haberi yapan değildir sadece. Gazete ya da televizyon bütün sorumlularıyla hesap verip, cezasını öder.
Çöken bir inşaatın sorumlusu tuğlayı döşeyen işçi değildir.
Tepeden tırnağa sorumluluk üstlenen herkestir.
İsias davasında tam da bunun mücadelesini vermiyor muyuz?
Eğer hemşireler tek başına yürütüyorsaydı sistemi, bakana, müsteşara, başhekime ve hekimlere neden ihtiyaç vardı?
Bu trajedide herkes sorumludur.
Bugüne kadar kimse vicdan sahibi değilse ve istifa etmiyorsa, bunun hesabını soracak bir toplumsal sorumluluğa sahip olabilmeliyiz. Zira demokratik ülkelerde istifa eden ve onurlu olarak nitelendirilen her sorumlu, aslında onurlu bir toplumsal duyarlılık karşısında duraayacağını bildiği için istifa eder!
Bizim için hayat normal koşullarda devam ediyor ama bu acıyı ve korkuyu yaşayan kimse için hayat normal olamayacak artık!
Bu trajedide, 3 gün sonra yaşananları medyadan öğrendi aileler!
Peki ya öncesi!?!
Bu hastaneye kaç bebek geldi, kaçı yaşama tutundu, yaşama tutunamayanların ölüm sebebi neydi, oranları neydi? Biliyor muyuz?
Bu yaşanan trajedinin boyutu belki büyük olduğu için yankı uyandırdı ama böyle lakaytlık içinde benzer trajedilerin habersizce önceden yaşanmadığından emin olabiliyor muyuz gerçekten?
Ya da bundan sonra yaşanmayacağından?!!!!


























