Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ateş dansı

Gazze’de beş gün daha ateş kes ilan edilmiş.

Haberi duyunca içime bir ateş düştü.

En uzun ateş kes bizde mi?
74’te olup bitenlerden sonra ateş kes ilan edilmişti.
O gün bugündür sürüyor.
Ateş kes sürerken kapılar açıldı.

Her şeyimiz ateş kes sürecinde yaşanıyor.
Bitmeyen görüşmeler bu süreçte yapılıyor.
Rumlar kuzeyde, Türkler güneyde alış veriş ederken ateş kes şartlarında ediyorlar.
Trodas’a kar topu oynamak için gidenler ateş kes koşullarında kar topu oynuyorlar.
Kuzeyde kumar oynayan Rumlar, paralarını rulete ateş kes koşullarında basıyorlar.

Ateş kes nasıl ilan edildi?
Bir süresi yok muydu?

Yoktu herhalde.
İki taraf da bugüne kadar uydu.
Teoriye göre, biri bozarsa ateş kes de bozulacak…

Ateş kes sürerken,
Bir araya gelip birlikte şarkılar söyleniyor,
1 Mayıslar düzenliyor,
Barış günleri kutlanıyor,
Ateş kese rağmen.
Birlikte çiftetelli oynanıyor,
Birlikte piknikler, partiler falan düzenleniyor.

Gazze’de ateş kes olunca ne olur?
Bir araya gelebilirler mi?
Birlikte şarkılar söyleyebilirler mi?
Birlikte muhabbet edip, çözüm arayışlarını sürdürülebilirler mi?
Ölülerine, kayıplarına rağmen?

Bizde dahası oluyor.
Birbirleri ile savaştıklarını bilen bir Mücahit komutan ile bir Rum komutan bir araya gelip o günleri yad edebiliyorlar; barışı konuşabiliyorlar.
Ateş kese rağmen.
İki kayıp yakını aile dost olabiliyor, birbirlerinin acısını paylaşabiliyorlar.
Birbirlerine gönlünü kaptıran insanlar bile var.
Ateş kes koşullarında aşk…

Dahası var.
Biri Rum’un evinde oturuyor, biri Türk’ün.
Birbirlerine kahveye gidiyorlar.
Evlerinde geçen anılarını anlatıyorlar.
Biri diğerine ekmek kadayıfı veriyor, diğeri de zahmet edip sardığı domuz etinden yapılmış dolmaları getiriyor.
Bir tencere.
Ateş kes koşullarında tencereler kaynıyor…

Nedir bu millet?
Kökü ne?
Genetiklerinde ne var Allah aşkına?
Çözüm bulamıyorlar ama Aya Napa’da eğlenebiliyorlar.
Liderler bir türlü meseleyi halledemiyor ama Girne otellerinde konaklayıp, “işgal” bölgelerinde denize girebiliyorlar.
İşgal bölgesinde dans,
Kebap,
Kumar…
Trodos’ta zivaniya,
Tavernalarda balık…

Tanklar ve toplar bir köşede uyurken…

Ne Marx’ın, ne Lenin’in kitaplarına sığar.
Üniversitelerde yazılan hiçbir tez doğru dürüst bu işi anlatamaz.
Bilimsel öngörülere uymaz.
Ne Obama anlayabilir bu işi, ne Merkel.

Anlarsa yerlisi anlar.
Çünkü böyle yaşarlar.
Ateş kes koşullarında ateş dansı.
Burada olur…