Asrın projesi ve dünyada bir ilk olan bir projenin, harika bir olayın Türkiye’den Dragon Çayı’ndan, KKTC’ye Geçitköy Barajına ve evlerimize kadar taşınacak Su’nun sevincini yaşıyoruz.
Gittikçe azalan ve yıllardan beri adeta hasret olduğumuz temiz ve yeterli bir suya kavuşmanın nimeti ve refahı paha biçilmez bir servettir. Kıymetini bilelim ve, vatandaşa temiz kullanım suyu temini ile tarım sektörüne hayat verecek, yaşamak için alternatifi olmayan bir Su kaynağı ile üretimimizi arttırmak, ekonomimizi büyütmek, ihracat imkânlarını geliştirmek ve yurt içinde de ürünlerin turizm sektöründe de kullanımını ve tüketimini sağlayacak koordinasyonu ve yönetimini en iyi şekilde yapmak için kolları sıvayalım.
Asrın projesi olarak adaya gelen Su’nun yönetimi konusunda en son gelinen aşamada yetkililerce yapılan açıklamalar ışığında, TC-KKTC arasında kamu-özel ortaklığında işbirliği halinde işletme ve yönetmede görüş birliğinin sağlanması, halkta da memnuniyet ve rahatlık yaratmıştır. Bu büyük projenin teknik yönetimi ve yapılacak yatırımlarla bakım ve onarımının gereği, büyük tecrübe ve finansman gerektiren bir husustur ve uzmanlık işidir. Hükümetin söz sahipliliği ve yönetiminde bulunması ise ülke potansiyelinin birlikte yönlendirilmesi, ekonomik programların ve uygulamaların sektörlere etkilerinin, tüketiciye ulaşılacak fiyatlar, kalite ve geliştirilecek politikalar açısından ise önemi ve gereği ile, sonuçta her konuda işbirliğinin sağlanmasında sayısız yararlar vardır.
Asrın Projesiyle KKTC’ye Su temini, yürütme ve yönetme konusundaki 4 Ekim 2015 tarihli Havadis gazetesinde yayınlanan yazımda da görüşlerimi açıklamış ve bu konuda TC-KKTC Hükümetlerinin mutabakatla Suyun yönetimi ve geleceği konusundaki görüşlerimi yazmıştım. DSİ gibi dev kuruluşun da güvenilir ve tecrübeli uzman, Türkiye çapında dev proje ve barajları gerçekleştiren bir kuruluşun işin içinde olması gerektiği ve yararı ile, KKTC Hükümetinin yönetimde söz sahibi olması, ve bu konuda uzman kuruluşların da suyun güvenilir bir şekilde işletilmesi ve kullanım ve idamesinin gerçekleştirilmesi için işbirliği içinde olunması vb, hususlarda görüşlerimi yansıtmıştım.
En son gelinen aşamada TC-KKTC Hükümetleri arasında varıldığı açıklanan mutabakatla müşterek yönetim, hem eski bir devlet yöneticisi ve hem de bir vatandaş olarak içimizi rahatlatmıştır. Hayırlı ve uğurlu olsun. KKTC tarihi için ve Kıbrıs tarihi için adeta bir milat olmuştur. Hayrımıza olsun. Uzun bir zamandan beri Ada’ya nasıl su temin edilebilir düşünce ve programlar ve hatta balonlarla su taşıma denemelerinden sonra,- hatta bir ara Türkiye bacağında bir dönem yer tespitleri ve bazı çalışmalardan sonra, deniz dibi derinliği ve U şeklindeki çukurluğu izah edilerek o dönemlerde teknik yetersizlikler nedeniyle gerçekleşememişti.
Şimdi son TC Hükümetlerinin niyet ve gelişen en son teknolojiyi kullanarak, dünyada bir ilk olan ve büyük bir maliyetle gerçekleşen bu projeyle, Ada’mızın ve özellikle KKTC bölgesinin çok kıt olan ve çektikçe giderek kalitesi daha da bozulan, tuzlanan su kaynakları ile yaşanmakta olan bir su problemi çözülmüş olmaktadır. Su baraja akmaya başladı ve bunu gördükçe imkânsızın, niyet, sebat ve çalışma ile nasıl imkân dahiline girebileceğini görüyoruz. İmkânları seferber ederek Sağlayan Türkiye Cumhuriyeti’ne, ve Yetkililerine teşekkür ederiz.
Şimdi bu güne kadar çeşitli nedenlerle gecikme olsa da, yeni dönem için KKTC yetkililerince acil plan ve programlar hazırlanması ve bu programlara göre uzun vadeli yapılacak uygulamaların süratle hazırlanarak yasallaştırılması ve öncesinde de kamu oyuna sunulması gerekmektedir. Zaman kaybını telafi etmek için şimdi mevcut Hükümetin ve Meclisin çok daha fazla çalışması ve süratli çalışma gerekmektedir. Gerekli yasaların plan ve programların Meclisimizde geciktirilmeden geçirilmesi ve uygulamaya konarak gerekli icraatlara başlanması elzemdir. Sektörler itibariyle uygulanacak ekonomik program ve hedeflerin de çizilmesi aciliyet göstermektedir. Çünkü Su gelmiştir. Bu aşamada başta tarıma ve diğer sektörlere yapılacak yatırım hedefleri ve sonuçları neler olacak, çok geniş çaplı hedefler ve çalışmalar gerekmektedir.
Özellikle son yıllarda siyasi partilerin iç çatışmaları Meclis ve Hükümet çalışmalarını çok olumsuz etkilemiştir. Vakit kaybı lüksümüz kalmadı. Ülkenin iç dinamiklerinin canlandırılması ve Kurumlarımızın da ehil ve tecrübeli ve bilgili teknik elemanlarla donatılması gereklidir. Yıllardır her geçen gün Partizanlığın bürokrasiyi ve devlet yönetimini ne hale getirdiği herkes tarafından görülmektedir.
KKTC en çok bilgili ve teknik elemanlara sahip, insan kaynakları açısından bilgi, tahsil, tecrübe, dışa açık ve aydın nüfus açısından en zengin ülkelerden biridir. Ancak bu imkânlara rağmen her parti ve hükümet değişikliklerinde ve devamında militanların ve adama göre iş politikaları her kurumu yıpratmış veya çökertmiştir.
İşe göre insan ve atama yapıldığı takdirde bu ülkede yapılamayacak iş yoktur. Hükümetin öngördüğü her alanda reform geciktirilmemeli.
Geçen gün sevgili Duygu Alan’ın, TCDSİ KKTC Proje Müdürü B.Çınar ile gerçekleştirdiği ve Havadis gazetesinde yayınlanan röportajda, Su projesi ile ilgili oldukça geniş ve yararlı bilgi ve açıklamalar yer almıştır. Suyun idaresi esnasında da verilen öneriler çok geçerli. Suyun heba olmaması, arızaların anında derhal giderilmesi, zaman kaybına fırsat verilmemesi ve kaçakların minimize edilmesi ve doğru işletilmesi halinde ücretlerin de düşük olabileceğine dikkat çekilmiştir.
Bu yazıyı suyun şebekelere akışından önce yazdım. Ancak suyun baraja gürül gürül akışı içimizi ferahlattı. İlk Lefkoşa’ya verileceği için de dört gözle çeşmelerimizden tertemiz suyun akışını duyar gibiyim. Hayırlı olsun.
































