Köşe Yazarları

AŞIK MAHZUNİ ŞERİF’E SAYGIYLA


Mahzuni Şerif’in bugün 17. ölüm yıldönümü. Aşık Mahzuni Şerif olarak bilinen halk ozanı 17 Mayıs 2002’de 61 yaşında Almanya’da yaşamını yitirdi. Müzik dünyası bugün, ardında bir çok eser bırakan halk ozanı Aşık Mahzuni Şerif’i anıyor.

 

Aşık Mahzuni Şerif, Türk Halk Müziği’nin önemli isimleri arasında yer alıyor. Aşık Mahzuni Şerif’in birçok eseri, Gülden Karaböcek’ten Zeki Müren’e, Zara ve İbrahim Tatlıses’ten Ahmet Kaya’ya, Mahsun Kırmızıgül’den Murat Göğebakan’a ve Selda Bağcan gibi birçok sanatçı tarafından seslendirildi. İşte türküleriyle Türk Halk Müziği’ne damga vuran Aşık Mahzuni Şerif’in hayatından detaylar…

AŞIK MAHZUNİ ŞERİF KİMDİR?

Asıl adı Şerif Cırık olan Mahzuni Şerif, 17 Kasım 1939’da Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinin Berçenek köyünde dünyaya geldi. Soyu Horasan’dan Tunceli’ye göçen Ağuçan aşiretine dayanmaktadır. Babasının adı Zeynel, annesinin adı Döndü’dür. “Şerif” adı, kendisi doğmadan önce ölen amcasının adına ithafen verilmiştir. Yazdığı bir dörtlükte doğum tarihi ve soyu hakkında şunları dile getirmiştir:

“Tevellüdüm merak ise miladî otuz dokuz
Kasımın on yedisinde Zeynel babadan geldim.
Döndü anaya rahmolmuş, ehlibeyt meftunuyuz
Ben faninin acısına, seyrü sefadan geldim”

Alembey köyündeki Lütfi Mehmet Efendi Medresesi’nda Kur’an eğitimi alarak okula eğitim hayatına başlamışken köylerine ilkokulun yapılmasıyla medrese eğitimini bırakarak ilkokula başladı. 1955 yılında, sonradan Ankara’ya nakledilen Mersin Astsubay Okulu’na kaydoldu ve 1959’da okulu bitirerek ordonat tekniker sınıfına ayrılarak Ankara Ordonat Tekniker Okulu’da eğitim almaya başladı. Burada okurken yapılan bir arama sonucu çantasında Alevi-Bektaşi ozanlarının şiirleri ve Marksizm ile ilgili kitaplar çıkmasıyla okuldan kaçtı ve bir daha geri dönmedi. 1961’da Kuleli Askerî Lisesi’nde gitti fakat maddi zorluklardan ötürü eğitimini yarıda bıraktı.

Özel yaşamı

Mahzuni Şerif, ilk evliliğini dayısının kızı Emine ile imam nikahı olarak gerçekleştirmiştir ve bu evlilikten Züleyha adından bir kızı olmuştur. Ozan, eşinden mektup yoluyla boşanmıştır. İkinci evliliğini İtalyan asıllı Sovina (Suna) ile yapmıştır ve bu evlilikten Ferhat, Şirin ve Emrah adlarında üç çocuğu olmuştur. Suna’nın evi terk etmesinden sonra ozan üçüncü evliliğini Gaziantep’te bir ilkokul öğretmeni olan Fatma Hanım ile yapmıştır ve bu evlilikten Derya, Ali, Şeyda ve Yetiş adlarında dört çocuğu olmuştur.

Eserleri

Türk halk müziği sanatçıları tarafından söz ve besteleri sıklıkla kullanılmıştır. Araştırmacı Yazar Battal Pehlivan’ın Aşık Mahzuni Şerif’in yaşamı ve sanatı üzerine yaptığı incelemenin adı Dom Dom Kurşunu idi. Doğum yeri Berçenek’e ithafen yazdığı Oy Bizim Eller ve Acı Doktor bestelerinin yanı sıra Dom Dom Kurşunu, Yedin Beni, Yuh Yuh, Fadimem, Gül Yüzlüm, Ciğerparem, Mevlam Gül Diyerek, Merdo, Dostum Dostum, Han Sarhoş Hancı Sarhoş, Çeşmi Siyahım, Yalan Dünya, Ağlasam mı?, Abur Cubur Adam, Katil Amerika ve bu mezarda bir garip var Ekmek Kölesi gibi birçok bilinen eserleriyle tanınan Aşık Mahzuni’nin türkülerini Gülden Karaböcek’ten Zeki Müren’e, Zara ve İbrahim Tatlıses’ten Ahmet Kaya’ya, Mahsun Kırmızıgül’den Murat Göğebakan’a ve Selda Bağcan’a kadar birçok Türk halk müziği ve bazı pop müzik sanatçıları da okudu. Halk şiirine gönül veren ve konuşma dilini şiirleştiren Aşık Mahzuni’nin 453 plağı, 58 kasedi ve yayınlanmış 8 adet kitabı bulunuyor. Ayrıca TRT tarafından çekilmiş 2 adet belgeseli bulunmaktadır. 1989-1991 yılları arasında Halk Ozanları Federasyonu tarafından dünyanın en büyük 3 ozanı arasında gösterildi. Sivas Dramı adlı türküsünü, 1993 yılında yaşanan Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlere ithaf etmiştir.

Hakkında açılan davalar

2001 yılının Kasım ayında, “Elhamdülillah Kızılbaş’ım ve laikim. Ben değil, yedi sülalem Kızılbaştır. Bir suç varsa o da dedemdedir.” dediği için, DGM tarafından aleyhinde dava açıldı.

Ölümü

2001 yılının başlarında rahatsızlanarak, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle yoğun bakım altına alındı. Mayıs ayında taburcu edildi. Ancak evli, sekiz çocuk, dört torun sahibi olan Mahzuni Şerif 17 Mayıs 2002 tarihinde Köln, Almanya’da vefat etti. Vefat ettiğinde, Devlet Güvenlik Mahkemesinde’ki davası henüz sonuçlanmamıştı. Mezarı Hacı Bektaş Veli Külliyesi’nin yakınındaki Çilehane adı verilen yerdedir.

Günay Kibrit diyor ki:

Gurur Duyuyoruz…
Sevgili İbrahim Yavuz , o bizden biri canımız ciğerimiz çocuğumuz. O bizim örnek gösterdiğimiz idolümüz. Evet İbo çok çalışarak ve kendine inanarak bu gün ülkemiz spor tarihinde yer alacak başarılara imza attı. Kendine güvendi çalıştı çalıştı ve başardı. Onun ardından bu başarılara erişebilecek daha belkide onlarca İbolar var bilemediğimiz, bulamadığımız, bu fırsatı veremediğimiz bu ülke engellilerinde. Spor bizler için çok çok ama çok önemlidir. Bu nedenle hem bu eşit şansı tanımak adına başta Engelli Hizmetleri Koordinasyon Kurulu olmak üzere, Spor Dairesi, Gençlik Dairesi, Federasyonlar ve kulüplerimizin de bu yönde çalışma başlatmaları hem de bir engelli spor politikasının oluşturulması için çalışma yapmaları gerekmektedir. İşte İbo orda örnek olarak duruyor. Onu örnek alacak olan gençlerimize de şunu söylemek istiyorum. Sandalyeye otururkenden kaç para alacağım diye sormayın. Çalışın ama çok çalışın sonra zaten istediğinizi alacaksınız. Hiçbir şey çok çalışmadan olmuyor. Ne yazıkki.
Seni bir kez daha yürekten kutluyorum sevgili Garayılanım.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı